İkizköy Muhtarı Nejla Işık, Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına yönelik protestolar sonrası tutuklanan kızı Esra Işık’ın yargılandığı davada tutukluluk halinin devamına karar verilmesine tepki gösterdi. Muğla’nın …

İkizköy Muhtarı Nejla Işık, Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına yönelik protestolar sonrası tutuklanan kızı Esra Işık’ın yargılandığı davada tutukluluk halinin devamına karar verilmesine tepki gösterdi.
Muğla’nın Milas ilçesinde yaşayan Esra Işık, 30 Mart gecesi gözaltına alınmasının ardından 31 Mart’ta “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Işık, bugün Milas Adliyesi’nde hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti, Işık’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 1 Haziran’a erteledi.
Duruşma sonrası adliye önünde açıklamalarda bulunan Esra Işık’ın annesi İkizköy Muhtarı Nejla Işık, şunları söyledi:
“Ne evladımızdan vazgeçeceğiz, ne topraklarımızdan vazgeçeceğiz, ne mücadelemizden vazgeçeceğiz. Bizi yıldıramayacaklar. Bizi asla yıldıramayacaklar. Bize diz çöktüremeyecekler. Limak’tan büyüğüz biz. İçtaş’tan büyüğüz. Milas burada olmasa da, Milas buraya akın etmese de biz o köyün, biz o toprakların, biz evladımızın arkasında durmaya hazırız. Devam edeceğiz. Doğasını korumak, toprağını korumak suç değil; suç olmamalı. Ceza değil, ödül verilmeli benim çocuğuma. Birçok gencin yapmadığını yaptığı için, toprağını savunduğu için, ‘benim geleceğim’ dediği için, geleceğinin peşine düştüğü için aslında ödül verilmeli bu çocuğa. Ama cezalandırmaya çalışıyorlar, ‘Sen bunu yaparsan arkası da bunu o görecek’ demek. Hepimizi atın. Beni de götürün, atın. Biz dışarıda özgür değiliz ki. Biz o topraklardan sürüldükten sonra özgür olmayacağız ki. Hepimizi dört duvar arasına tıkacaksınız. O yüzden hiç kimse hevesle beklemesin. Hele Limak, İçtaş hiç beklemesin. Düştüğümüzü, yıkıldığımızı göremeyecek. Nasıl evladım dimdik duruyorsa, biz de burada köylerimizle dimdik ayaktayız. Dimdik ayaktayız. Elbette alacağız onu. Ama bir ay sonra, ama iki ay sonra.
Anlında göğsünde o vatan sevgisini söndüremeyecekler. Onu oradan er ya da geç çıkaracağız. Her geçirdiği günün hesabını da soracağız. Her orada haksız yattığı günün de hesabını verecek herkes. Utanılacak, yüzümüzü yere eğecek hiçbir şey yapmadı benim çocuğum. Hepimiz bu mücadelenin peşindeyiz. Sadece toprağımıza dokunma dedik. Köyümüze dokunma dedik. Ey Türk İstikbali’nin evladı, aha burada yazıyor, ‘Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.’ Korkmuyoruz. Korkmuyoruz. Denecek hiçbir şey yok. Sekiz saat burada bekledik. İyiliğimizle, sevgimizle, saygımızla hiçbir taşkınlık yapmadan. Akbelen’e çağrı yaptık biz, evladımızın sonunu etkilemesin diye ama görüyoruz ki zaten karar baştan verilmiş. Bundan sonra biz iyi olmayacağız. Bizi bugün yine burada yalnız bırakmayan, saatlerce aç susuz bekleyen bütün baro avukatlarımıza, vekillerimize, uzaklardan yakından gelen herkese; evladım, kendim, köylülerim adına, vatanım milletim adına çok teşekkür ediyorum.” (ANKA)