enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
47,9541
EURO
56,1358
ALTIN
6.969,10
BIST
14.396,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Cuma Parçalı Bulutlu
29°C
Cumartesi Az Bulutlu
30°C
Pazar Az Bulutlu
30°C
Pazartesi Açık
31°C

Fehmi Koru: “Acı, kan, ter ve gözyaşı” söylediği söz eden yok, siyasetçiler parlak bir gelecek vaadiyle oy talep ediyor

Fehmi Koru: “Acı, kan, ter ve gözyaşı” söylediği söz eden yok, siyasetçiler parlak bir gelecek vaadiyle oy talep ediyor

Fehmi Koru: “Acı, kan, ter ve gözyaşı” söylediği söz eden yok, siyasetçiler parlak bir gelecek vaadiyle oy talep ediyor
26.12.2022 07:42
32
A+
A-

Fehmi Koru*

Her demokratik ülkede iktidar da vardır, muhalefet de. Demokrasilerde iktidar partiler arasında sarfiyat gelir; bugünün iktidarı yarın muhalefete düşebildiği gibi, muhalefeti de bir bakmışsınız iktidar oluvermiş…

İktidar demokrasilerde hizmet yeridir.

‘Ateşten gömlek’ dense yeridir iktidara…

İmkanların ister istemez sınırlı, buna karşılık taleplerin alabildiğine bol olduğu ortamlarda, ateşten gömleği giymek yavuz insanların işidir.

Bizde günümüz iktidarı yürekli insanlara sahip.

Öyle olmalı ki, 20 yılı aşkın müddettir ülkeyi yönetenler, bu görevi ilanihaye sürdürmek istediklerini belli ediyorlar. Yanı başımızda savaşlar var, bütün ekonomileri etkileyen bir büyük afet halinde salgın yaşandı, içeride sıkıntılar bir sarmal halinde herkesi tesirler boyutlarda ve bu türlü bir iç ve dış ortamda, iktidarda bulunanlar, bir ifadeyle ‘beş yıl daha’ ve niyet olarak 2070’lere kadar ülkeyi kendileri yönetmek istiyor.

Ülke muhalefeti de iktidar sahiplerinden daha az bahadır değil; onlar da mevcut yönetim takımının bir an önce yerini kendilerine bırakmasını arzuluyor ve bunun için her geçen gün artan dozda önemli bir kampanya yürütüyor.

Muhalefet de, iktidara geldiğinde içte ve dışta dev meselelerle baş etmek gerekeceğini bildiği halde, o dev yükün altına girmekte çabuk ediyor.

Sorunların ne kadar çetrefil olduğunu uygunca görebilmek için ekonomik göstergeleri ve onları etkileyen ögeleri sayılar halinde vermeme herhalde gerek yok; bundan bu türlü iktidarda kim, hangi parti bulunursa bulunsun, geceli-gündüzlü çalışsalar ve imkanları zorlasalar bile, geniş kitleleri mutlu edecek bir muvaffakiyet göstermeleri çok zor.  

Hemen seçimin sonraki günü alınması gerekecek kaçınılması imkansız önlemler geniş kitlelerin canını sıkacaktır.

İşin tuhafı, biraz aklı başında olan herkes, ‘geniş kitleler’ diye isimlendirdiğim insanların büyük kısmı de, bu durumun farkında. Vaatlerin birçoklarının -belki de hiçbirinin- yerine gelemeyeceğini, buna karşılık kampanyalar sırasında hiç söylediği söz edilmeyenfakat seçim sonrası alınacak keskin önlemlerle canlarının yanacağını bilmeyen herhalde pek azdır.

Lay lay lom stili bir yönetim beklemiyor ülkeyi; o günler oldukça geride kaldı. Önümüzdeki günlerde can sıkıcı kararlar alınmak zorunda kalınacak.

Hadi yazının burasında şaşırdığım bir noktayı belirteyim: Siyasi hayat içerisinde yer alan bireyler ile onların mensup oldukları ya da idaresinde bulundukları partiler arasında, benim bu yazıda buraya kadar çizmeye çalıştığım tabloyu göz önünde bulundurup acıtacak gerçekleri toplumla paylaşarak zora talip olduklarını ifade eden yok. 

Winston Churchill, savaşın -sonradan ‘İkinci Dünya Savaşı’ adını alacak tarihin en kanlı savaşının- bir kesimi haline dönüşmüş ülkesinde -İngiltere’de- başbakanlık sorumluluğunu devraldığı 13 Mayıs 1940 tarihinde, halk kendisinden morallerini yükseltecek parlak vaatler beklerken, “Sizlere acı, kan, ter ve gözyaşı vaat ediyorum” cümlesiyle ünlenen bir konuşma yapmıştı.

İşte o vaat yerine geldi. İngiliz halkının vahşet topuna dönüşmüş Alman saldırganlığı altında kanı döküldü, küçüklü-büyüklü İngilizler acı çekti, gözyaşı döktü, yöneticiler de geceli-gündüzlü çalışarak ter attı…

Churchill başbakan olur olmaz parlamentoda yaptığı hitapta vaat ettiklerini yaşattı kendi halkına ve o uğraş İngiltere’nin savaştan galibiyetle çıkmasını sağladı.

Reklam

Sonucu da belirtmezsem olmaz: Savaştan ülkesini zaferle çıkaran Churchill ve partisi, savaştan çabucak sonra -1945 yılında- yapılan ilk seçimde iktidarı kaybetti.    

Yazımın en başında, iktidar denilen devleti yönetme misyonunun, demokrasilerde partiler arasında geçişli olduğunu, bugün iktidarda bulunanların yarın muhalefete düşebileceklerini, buna karşılık bugünün muhalefetinin yarın iktidara gelebileceğini belirtmiştim.

İngiltere ve Churchill örneğinde olduğu…

Bugünün Türkiyesi’nin o devrin İngilteresi’nden pek az farkı var.

Şartlar ziyadesiyle benziyor.

Tek benzemeyen, siyasalların halkla gerçekleri paylaşma biçimi.

Halkımız, kendileriyle ülkenin bire bir kaldığı önemli sıkıntıları paylaşan, idareye kim-hangi parti gelirse gelsin karşı karşıya kalınacak problemlerin üstesinden gelebilmek için herkesten fedakarlıklara katlanma özverisi bekleyeceğini şimdiden beyan eden bir siyasi takım karşısına çıkıp oy istese, ona iktidar olma talihini verir mi?

Bu soruyu önemli ciddi soruyorum.

Verir mi?

Yoksa, doğru olmadığını, yaşanan gerçekliklerle çeliştiğini bildiği halde, boş sözleri vaat olarak kendilerine sıralayan partiler arasında bunu en inanılır şekilde yapanı mı iktidarda görmeyi tercih eder?

Bile bile.

Galiba bu kez da o denli olacak.

Son 50 yıl boyunca hep olduğu benzeri…

Elinde ‘Koskotas dosyaları’ adını verdiği ve içerisinde seçildiğinde hesabını soracağı büyük yolsuzlukların ispatları bulunduğunu söylediği bir belgeyi tutarak propagandasını yürüten bir lider ile partisini iktidara taşımıştı halkımız…

Seçimden sonra o dosya bir sefer bile hatırlanmadı, hatırlatılmadı.

‘İki anahtar’ vaadi de, yani kendilerine bir ev ile bir araba sahibi olma hayali satılması da, halkımızın hoşuna gitmişti bir dönem; o sayede kazanılan iktidarın akabinde tarihin en önemli ekonomik külfetli günleri gelmişti.

Bugünler tekrar çift taraflı vaatlere muhatabız; sandıktan çıkacak iktidarın sunacağı yarın, geçmişte yaşananların tekrarı olmayacak mı?

Olmamasını diliyorum.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden alınmıştır.

 

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.