enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,0562
EURO
56,2410
ALTIN
7.010,52
BIST
14.396,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
29°C
İstanbul
29°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
30°C
Pazar Az Bulutlu
30°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
30°C

Fehmi Koru: AK Parti’den çok önemli bir isim “Abdullah Gül aday olabilir” diye karalar bağlamış

Fehmi Koru* Bazen yazımı yazarken aklıma gelmeyen -gelse sıkıntımı daha iyi anlatmama yarayacak- bir kanıyı ya da bir tabiri, yazımın mürekkebi …

Fehmi Koru: AK Parti’den çok önemli bir isim “Abdullah Gül aday olabilir” diye karalar bağlamış
28.09.2022 08:33
17
A+
A-

Fehmi Koru*

Bazen yazımı yazarken aklıma gelmeyen -gelse sıkıntımı daha iyi anlatmama yarayacak- bir kanıyı ya da bir tabiri, yazımın mürekkebi kurumadan hatırladığım oluyor. 

Okurken karşıma çıktığı da oluyor o fikir, tabiri bir oburunun ağzından işittiğimde de…

Dün o denli bir gündü.

İktidar partisinde yer alan siyasetçilerin kendilerini de etkilediği kesinlikle yanlışlıkları gördükleri, hatta o yanlışlıklara gönülsüz katkıda bulundukları gerçeğinden hareketle, buna ses çıkarmalarını beklediğimi, siyasi tarihimizden örneklerle anlatmaya çalışmıştım.

Birinci Meclis’ten başlayarak her devirde iktidarların yanlışlarını iktidar partilerinden birileri eleştirebilmiştir siyasi tarihimizde…

O yazıya ilham kaynağı teşkil edenlerden, yazıda kendisinden ismini vermeden söz ettiğim çok önemli bir AK Partili, anlatmaya çalıştığım hususun daha iyi anlaşılmasına yol açabilecek bir tabiri, yeni bir açıklamasıyla bana ikram ediverdi.

“İçine sindirmek” deyimini…

Gerçekten demek istediğim tam da buydu: “Nasıl oluyor da en yakından müşahede ettikleri halde olan biteni içlerine sindirebiliyorlar” demek istemiştim.

Reklam

AK Parti’nin çok önemli ismi bu tabiri kullandı ama çok farklı biri için kullandı.

Muhalefet seçimde kendilerinin adayının karşısına Abdullah Gül’ü çıkarmayı düşünüyormuş… AK Partili siyasetçi, vaktiyle Gül’ün cumhurbaşkanı olmasının engellenmek istenmesini, başörtüsü yüzünden eşine reva görülen muameleleri hatırlatarak, AK Parti adayının karşısına çıkmayı nasıl içine sindirebileceğini merak ediyormuş…

Boşuna bir endişe…

 

Görebildiğim kadarıyla Abdullah Gül ismini cumhurbaşkanı adaylığı için söylem eden bir tek ben varım. İktidarın yandan çarklı teknesi durumundaki gazetenin kaptanı da olan müellif bu durumu birkaç kere yüzüme de vurdu.

Doğru kelama ne denir?

Ancak ben görüşümü “Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül olsun” katılığında yazıp söylemiş değilim. Dediğim şu: “Kazanmak istiyorsa, muhalefet cephesi, ‘Abdullah Gül gibi’ bir adayla seçime girmek zorunda.”

Görüşümün temelinde, şu ana kadar gördüğümher kamuoyu yoklamasından edindiğim bir aritmetik hesap yatıyor: İktidar ve muhalefetin güçleri neredeyse birbirine eşit. Muhalefetin öne geçebilmesi ve adayını seçtirebilmesi için, adayının, ‘Millet İttifakı’ içerisinde yer alan partilerin seçmenleri yanında, şimdilerde ‘kararsız’ olduğunu söyleyen yüzde 20 oranındaki kitleden ve özellikle AK Parti tabanından da oy alabilecek biri olması gerekiyor.

Benim gözümde bu profile oturan bir kişilik Abdullah Gül…

[Onun biri aday gösterilirse Millet İttifakı tabanından itiraz edecekler, oy vermeyecekler çıkabilir; fakat esasen seçim ‘yüzde 50+1’ ile kazanılıyor. Birileri oy vermez, oburu olunca vermeyecek birileri de verir.]

Partideki pozisyonu sebebiyle çok önemli AK Partili de o denli bir çıkışı, sanıyorum, aynı hesapla, yani “Adayımız karşısına muhalefet kimi çıkartırsa zorlanır ve seçimi kaybederiz?” diye düşünerek yapmış olmalı.

CHP genel başkanı sıfatı bulunan bir adayı göze alabiliyorlar; ne göze alması, aday olarak karşılarında Kemal Kılıçdaroğlu’nu görmek istediklerini çok belli ediyorlar.

İstemedikleri, aslında aşınan AK Parti oylarını biraz daha aşındırabilecek birinin adayları karşısına aday olarak çıkartılması…

Boşuna tasa ediyorlar oysa…

Merak etmesinler, muhalefet kendileri kadar bile aritmetikten anlamıyor, muhalefet aritmetik özürlüsü; onlar benimle anketlere bakıp aday kim olursa olsun yüzde yüz kazanacağına eminler.

İçe sindirme konusuna gelince…

Neredeyse bütün kamuoyu yoklamalarında, AK Parti’nin bir evvelki seçimde aldığı oyunu koruyamadığı, hatta ‘çelik çekirdek’ gözüyle bakılan her halükarda oyunu AK Parti’ye vereceği düşünülen kitlede de önemli çözülmeler yaşandığı görülüyor.

Uzun yıllarını halkın nabzını tutmaya vermiş uzmanlara bakılırsa, ‘çelik çekirdek’ %20’ye kadar inmiş durumda.

Üç yıl benzeri siyaseten kısa sayılabilecek süre içerisinde iktidardaki partinin oyları yarıya neden düşmüş olabilir?

Ekonominin durumu önemli bir etken, tamam, lakin tek etken o mu?

Koyu AK Parti seçmeniyken şu anda diğer partilere oy vermeyi düşünen ya da ‘kararsız’ olduğunu beyan eden seçmen kitlesi bir şeyleri içlerine sindiremiyor olabilirler mi?

AK Parti’nin yönetim kademesinin gözlerini ve kulaklarını tıkadığı, prestij ettikleri medyanın da görmezden geldiği için oy veren kitlelerinin de görmediğini ve işitmediğini sandıkları bir takım aksilikler mesela?

En son örneği, iki cumhurbaşkanı danışmanını istifaya mecbur eden tipten aksilikler?

Yolun başında iktidara gelindiğinde ‘3 Y’ ortadan kaldırılacağı söylediği söz verilmişti; o ‘Y’lerin herbiri şimdilerde ne durumda?

Şu ‘3 Y’: Yoksulluk.. Yolsuzluk.. Yasaklar…

[Bu soruyu sordum, ama yanıt verebilecek konumdakilerden galiba hiçbiri yolun başında yoktu. Daha doğrusu, AK Parti kurulurken, “3 Y’yi ortadan kaldıracağız” sözünü verenler, hiç değilse büyük kısmı, şu sırada AK Parti içerisinde bulunmuyorlar.]

Abdullah Gül, daha önce üstlendiği misyonlara ek olarak, 11. Cumhurbaşkanı kimliğiyle de, ülkeye hizmet etti. AK Parti de övünebilir o hizmet dönemleriyle…

AK Parti ismine ilk hükümetin bakanlarını başbakan olarak Abdullah Gül belirledi. İlk hükümet programını o yazdı. Kendisinin cumhurbaşkanlığı periyoduna kadar, AK Parti, onun en başta çizdiği yolu izlemiş, ülke Gül’ün seçtiği takımlar eliyle yönetilmişti. Cumhurbaşkanlığında da seçilmesini engellemek için ellerinden geleni yapanları mahçup eden bir icraat sergiledi Abdullah Gül.

Ben yeniden görüşteyim: Seçim sonrasında Türkiye bir geçiş dönemi yaşayacak; o periyotta yeniden geçilecek parlamenter sistemin alt yapısı huzurlu bir biçimde kurulmak isteniyorsa, bir sonraki cumhurbaşkanının ‘Abdullah Gül benzeri’ biri olması gerekiyor…

İçine sindiremeyenler, itiraz edenler kesinlikle çıkacaktır, ama ne yapayım, benim gözümde gerçek bu.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.