enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,0098
EURO
52,8050
ALTIN
6.815,04
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
22°C
İstanbul
22°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
21°C
Pazartesi Az Bulutlu
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Çok Bulutlu
18°C

Fehmi Koru: Atatürk Havalimanı yok edilmeye çalışılırken yüzlere vuran rahatsızlık

Fehmi Koru* Yapılacak yanlış icraatları açıklarken ve açıklanmış yanlış icraatları savunurken eskisi kadar rahat görünmüyorlar. İşleri zor ve …

Fehmi Koru: Atatürk Havalimanı yok edilmeye çalışılırken yüzlere vuran rahatsızlık
17.05.2022 07:54
34
A+
A-

Fehmi Koru*

Yapılacak yanlış icraatları açıklarken ve açıklanmış yanlış icraatları savunurken eskisi kadar rahat görünmüyorlar.

İşleri zor ve bundan sonra daha da zor olacağı kesin.

Zorlukları şundan: Yanlışı açıklamaya çalışır ya da savunurken gönülsüzlükleri belirlendiğu için muhalefet daha kolay üzerlerine gidebiliyor ve yanlış icraatlar daha kolay anlatılabiliyor.

Eskisinden çok daha kolay.

Bu süreç Kanal İstanbul projesiyle başladı. Yanlış bir projeydi Kanal İstanbul; sadece çevre hassaslığı açısından ya da sınırsız maliyeti bakımından değil, İstanbul’u dünyanın incisi yapan Boğaz’ın ihtişamını gölgeleyeceği ve Türkiye’nin yıllar önce Montrö Antlaşması ile elde ettiği su kanallarından geçiş egemenliğini zedeleyeceği için de vahim bir yanlıştı.

Rusya Ukrayna’ya saldırdı ve Montrö’nün o özelliği anlatıldığında bile anlamayanlara da anlaşılır hale geldiği için Kanal İstanbul konusu unutulmaya terk edildi.

Savaşa kadar onu her yerde gündeme taşıyıp savunanların sesi kısıldı.

Bahsin unutturulmak istenmesi en fazla onları rahatlatmıştır.

Huzursuzlukları yüzlerden okumama yarayan yeni husus, Atatürk Havalimanı olarak çok uzun yıllar hizmet vermiş olan mekanın fonksiyonsuz bırakılması yanlışına ek olarak, alana iş makinaları sevk edilmesidir. İlgili iki bakan ekranlara çıkıp alanın millet bahçesi haline dönüştürüleceğini anlatıyorlar.

O alan park yapılacak sizin anlayacağınız.

İş makinalarıyla ilk elde pistlerden biri daha kazınacak ve alana ağaçlar dikilecekmiş…

Yüzler palavra söylemez, bunu duyuranların yüzlerine de rahatsızlıkları vuruyor işte.

‘Pist’ diye itinasız ifade edilen aslında dünyanın en pahalı inşaatı. Her pist milyarlara mal oluyor. Her müteahhitin yerine getirebileceği bir iş olmadığı için de o uğraş alanında uzmanlaşmış şirketler kullanılıyor.

Atatürk Havalimanı İstanbul’un sivil havacılık alanında kullanılan tek mekanı iken, inen-kalkan uçak sayısına hizmet vermeye yetmediği anlaşıldığında, bir pist daha ek edilerek muhtaçlığa yanıt verir hale getirilmişti. Akabinde İstanbul’un Anadolu yakasında Sabiha Gökçen Havalimanı devreye girerek yarı yükü onun üzerinden alındı.

Büyük çapta Atatürk Havalimanı’nı kullanan şirket olan Türk Hava Yolları’nı (THY) dünyanın en bilinen havayolu şirketleriyle rekabet edebilir hale getiren yönetim takımının başındaki iki isim, Candan Karlıtekin ile Hamdi Topçu, görev başındayken, her ikisi de, büyük yatırımla yeni bir havalimanı yapmak yerine var olana yeni pist/ler eklemenin daha doğru olacağını savunmuşlardı.

[Hamdi Topçu THY devrini de içeren “Yerel’den Global’e” ismini taşıyan anı kitabında misyonları sırasında İstanbul Havalimanı üretimine karşı çıkıldığını da anlatır.]

Sonunda İstanbul Havalimanı yeniden de yapıldı.

Yollar ve köprülerin yapılış yöntemiyle…

Taahhüt edilen sayıda yolcu sayısına ulaşılmadığında müteahhit şirketlere farkı devletin ödemesi garantisiyle…

İki yılı bulan pandemi döneminde doğal olarak yolcu sayısı düşük kaldı; hala garanti edilen yolcu sayısına ulaşıldığını sanmıyorum.

Dahası, geride bıraktığımız kışın hava durumu açısından en sert geçen günlerinde yeni havalimanı birkaç gün hizmet dışı kaldı.

Uçaklar o günlerde nereye indirildi dersiniz?

Evet, fonksiyonsuz hale getirilmiş, pandemi mücadelesinde kullanılmak maksadıyla üzerine hastane inşa edilerek bir pisti tahrip edilmiş olan Atatürk Havalimanı’nın kullanılabilir haldeki öteki pistine…

Şimdi kazınması için iş makinaları ordusu getirilmiş olan piste…

Neden bu türlü bir işe şu anda kalkışıldığını anlamak mümkün değil.

Kendilerine “Çıkın, yapılmak isteneni savunun” denilen siyasi ve bürokratik yetkililer ile müellif ve yorumcuların vazifelerini yerine getirmeye çabalarken zorlandıkları seslerine ve oradan da yüzlerine vuruyor.

Yanlış bir icraatı savunduklarının kendileri de farkındalar da ondan…

“Neden şimdi?” sorusunun yanıtını muhtemelen onlar da bilmiyorlar.

Muhalefetin işi iktidarın icraatlarına karşı çıkmada son vakitlerde çok kolaylaştı. Yanlışlar arttığı için oldu bu. Milyarlarca dolar harcanarak yapılmış pistlerini kazımak suretiyle Atatürk Havalimanı’nı bütünüyle fonksiyonsuz bırakmak yanlış bir iş; yapılmak istenenin yanlışlığını hayatında bir sefer bile uçakla Atatürk Havalimanı’na inmemiş insanlar da anlıyor.  

Pistlerin kazınmasıyla elde edilecek alanın ağaçlandırılmaya müsait olmadığını anlamak için de botanik uzmanı olmak gerekmiyor.

Esasen bu sebeplerle, “Neden şimdi?” sorusuna uçuk kaçık münasebetler uyduranlar çıkabiliyor ve o çeşit söylentiler giderek AK Parti’ye her şeye karşın oy vermekten vazgeçmez görünenleri de etkilemeye başladı.

O insanlardan savunma bekleyen kitleler muhalefete daha fazla kulak vermeye başlamışlarsa hiç şaşırmamalı.

CHP lideri dün Cumhuriyet’ten Orhan Bursalı’ya şunları söylemiş:

“Ne yaparlarsa yapsınlar, herkes sabırla bekliyor, sandık gelsin ve biz bunları çabucak gönderelim diye. Zati bir iktidar seçim kanunu ile oynayarak iktidarını müdafaa yoluna gidiyorsa, çoktan bitmiş demektir. Bugüne kadar bu yolla iktidarını koruyan parti olmadı. Halk karar verdiyse bunları gönderir.”

Kılıçdaroğlu’nu bu sertlikte konuşturan, doğal savunucularını bile rahatsızlığa sürüklediği anlaşılan iktidarın bu türlü yanlışları işte…

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.