“Aday gösterilmez ya da aday olduğu halde seçimi kazanamazsa İmamoğlu ne yapar?”

Fehmi Koru*
Ekrem İmamoğlu’ndan en son haber: İstanbul büyükşehir belediye başkanlığına yeniden aday olmak üzere yola çıkıyormuş… İstanbul ittifakını kurmaya geliyormuş…
Dün bunu açıklamak üzere düzenlediği toplantıda, yeniden kendisini tutamayıp, gözünün daha yüksek yerlerde olduğunu da dolaylı biçimde söyledi.
İstanbul’da yaşayan biri olarak aklımdan şu niyet geçti: Sanki gözünün daha yüksek yerlerde olduğunu kendisi açık ettiğinden bildiğim bir adaya oy verebilir miyim?
Sanıyorum bu soruyu, bugün akıllarından geçirmeseler bile, sandık ortaya konulduğunda, İstanbul seçmenlerinin bir çoğu soracaktır.
Dört yıl öncesine kadar, Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un küçük bir ilçesinde belediye lideriydi ve kendisini o ilçede yaşamayan İstanbullular bile tanımıyordu. Ne ve nasıl olduysa oldu, CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kendisini Beylikdüzü’nden aldı, İstanbul’a aday gösterdi.
Hakkını yemek istemem, Ekrem İmamoğlu da ne yapıp etti, iki sefer tekrarlanan seçimden muvaffakiyetle çıktı.
Nasıl bir belediye başkanı oldu İmamoğlu?
Bu sorunun yanıtını, doğrusunu söylemem gerekirse, inanın bilmiyorum.
Kendisi savlı. Dünkü konuşmasında, “Ben Büyükşehir Belediye başkanı olduğumda tüm halkımıza bu kutsal kentin en başarılı belediye başkanı olacağıma söz verdim. Bu söylediği söz tutmaya devam edeceğim” dediğine göre, o kendisini başarılı sayıyor.
Herhalde öyledir de.
Ancak, bilhassa son seçim sürecinde çok diğer bir siyasetçi profili çizdi İmamoğlu; desteklediği aday cumhurbaşkanı seçilseydi onun yardımcılarından biri olacaktı.
İstanbul belediyesinin başkanlığı da galiba uhdesinde kalacaktı.
Tabii yerel seçime kadar.
Yerel seçimde partisi bir oburunu onun yerine aday gösterecekti.
Seçime İstanbul’u unutacak kadar kendisini vermişken seçtiği maksadın de değiştiği, açıkça ifade etmese bile, fark ediliyordu. Seçim beklenenden farklı sonuç verince gayesinde küçük bir sapma gerçekleştiği anlaşılmaya başladı: CHP genel başkanlığı…
Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı yarışa katılırsa seçilemeyeceğini, üzerinde ne kadar baskı kurulursa kurulsun onun başkanlığı tabiatıyla bırakmayacağını anlayınca, hedefini küçültmek zorunda kaldı.
İstanbul Avrupa’daki pek çok ülkeden yüzölçümü ve nüfus olarak daha büyük bir kent. Ülkenin en büyük sanayi ve ticaret merkezi. Şimdilerde ayrıyeten finans merkezi olma özelliğini de üstleniyor; Merkez Bankası ve kamu bankaları dahil bütün bankalar merkezlerini İstanbul’a taşıyorlar.
CHP genel başkanlığı da herhalde küçümsenecek bir görev değildir, fakat İstanbul bir kentin yöneticisi olmak çok daha çok önemli misyonların yolunu açabilir.
Tayyip Erdoğan başbakanlık ve cumhurbaşkanlığına o yoldan geçerek ulaştı.
İstanbul’a başkan olanlar ortasından -aklıma derhal Bedrettin Dalan geliyor- aynı yüksek yer gönlünden geçen öbürleri da olmuştu.
Ekrem İmamoğlu İstanbul’da, başarılı bir başkan olarak kendisini ispatlamış olsa, bir süre sonra, o da cumhurbaşkanlığı adaylığında akla gelen ilk isim pekala olabilirdi.
Yine de olabilir…
Hiç değilse kendisinin bu türlü düşündüğü anlaşılıyor.
Tayyip Erdoğan’ın ve seçtiği adayların karşısına kim çıkarsa çıksın, -CHP bir ara o zaman şimdi genel başkan olmamış Kılıçdaroğlu’nu aday göstermişti, o da kazanamadı- İstanbul belediye başkanlığını muhalefetin hiçbir adayı kazanamamıştı; İmamoğlu bunu başaran isimdir.
Acaba partisi kendisini yeniden İstanbul büyükşehir belediyesine aday gösterecek mi?
Diyelim CHP tarafından aday gösterildi, 2019 seçiminde yanında bulduğu ittifak bileşenleri -özellikle İYİ Parti- bu sefer de yanında olacaklar mı?
İYİ Parti’nin bir öteki büyük kent karşılığında İstanbul ve Ankara’da CHP adaylarına destek çıkacağını varsayalım, sanki geçen seçimde oylarıyla İmamoğlu’nu başkan seçen kitleler yeniden ona oy kullanacaklar mı?
Aday gösterilmez ya da aday olduğu halde seçimi kazanamazsa İmamoğlu ne yapar?
Size bir dizi soru işte.
Sorularımın bazısının karşılıklarını biliyorum ama o mevzulara girmek için vakit şimdi erken.
*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.