enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,0098
EURO
52,8050
ALTIN
6.815,04
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
21°C
İstanbul
21°C
Açık
Pazartesi Açık
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
15°C

Fehmi Koru: Necip Fazıl, Nazım Hikmet ve Bülent Ecevit’i mahpuslara atmışlardı da ne oldu?

Fehmi Koru* Bugünün tarihini bir yere yazınız: 18 Ekim 2022… Göreceksiniz, önümüzdeki on yıllarda bu tarih sıkça tekrarlanacak… Cumhurbaşkanı …

Fehmi Koru: Necip Fazıl, Nazım Hikmet ve Bülent Ecevit’i mahpuslara atmışlardı da ne oldu?
18.10.2022 07:24
16
A+
A-

Fehmi Koru*

Bugünün tarihini bir yere yazınız: 18 Ekim 2022…

Göreceksiniz, önümüzdeki on yıllarda bu tarih sıkça tekrarlanacak…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Meclis’ten AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla geçen ve kamuoyunda ‘sansür yasası’ diye anılan yasal düzenlemeyi, birkaç gün beklettikten sonra, dün onayladı ve metin bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Artık ‘dezenformasyon’ mazeretli cezalara herkes hazır olmalı.

AK Partililer maddeyi Meclis’te kabul ettikleri gün çok sevinçliydiler; o sevinçle genel şura salonunda toplu fotoğraf da çekirdiler.

Ne kadar da mutlu, mesut, bahtiyar görünüyorlar…

Görevi iktidarın her yaptığını savunmak olan parti sözcüleri ile medyadaki destekçileri arasında çıkan maddeyi içlerine sindiremeyenler var mıdır sanki?

Sanıyorum var.

Yasa çıksın diye uğraşanlardan birkaçı, medyadaki köşe sahibi destekçilerden de birtakımı, maddeyi metinde var olmayan kimi kurallara bağlama uğraşına girdiler. Onlara göre, yargılanmak için beş koşulun yerine gelmesi gerekiyormuş.

İleride davalar açılmaya başladığında mahkemeler şu anda açıklanan o kaidelere bakarak mı yoksa 29. unsurda ne yazıyorsa ona dayanarak mı karar verecekler, bunun mukayesesini sağlıklı yapabilmek için, o beş koşulu, AK Parti sözcüsünün ağzından çıktığı formuyla buraya aktarıyorum:

“Suçun teşekkülü için tam beş hususun, beşinin de varlığı aranacak. Yani;

  1. Yayılan haber gerçek olmayacak.
  2. Ülkenin güvenliği ve kamu sağlığı ile ilgili gerçekdışı haber olacak.
  3. Halk arasında panik, endişe ve tasa oluşturma kastı taşıyacak.
  4. Kamu barışını bozmaya elverişli olacak.
  5. Bunlar aleni biçimde yapılacak.”

Metinde bu sınırlamayı haklı gösterecek bir yumuşaklık yok. Savcı, birinin yapacağı suç duyurusunu ya da Cumhurbaşkanlığı’na CİMER aracılığıyla iletilen şikayetin kendilerine gönderilmesini soruşturma ve dava konusu yapabilecek, yargıç da, büyük ihtimalle, en ağır cezayı takdir edecektir.

Geçmişte Türk Ceza Kanunu’nda yer alan 141, 142, 163 ve daha sonraları 312. maddeler mahkemeler tarafından hep o denli uygulanmış, uzun yıllar boyunca sağ ve soldan kaç insan, sakıncalı görüşlere sahip olduğu, yasaklanmış kitaplar okuduğu ya da yazılı-sözlü propaganda yaptığı argümanlarıyla ağır cezalara çarptırılmışlardır.

Necip Fazıl okul yıllarından daha uzun süre cezaevlerinde kaldığını söylerdi ve vefatı 12 Eylül (1980) askeri idaresinin kendisini bir kitabı sebebiyle cezaevine atma hazırlığına denk gelmişti. Vefat etmeseydi, ileri yaşına ve hastalıklarına karşın mahpusa atılacaktı.

Sezai Karakoç 1970’li yılların başlarında ‘İslam’ın Dirilişi’ isimli hacimce küçük kitabı yüzünden yargılandı, ceza aldı, 1974 yılında çıkan af sayesinde cezaevine girmekten kurtuldu.

Artık Devlet Bahçeli’nin bile şiirlerini kitleler önünde okuduğu Nazım Hikmet, şimdilerde yere göğe sığdırılmasına bakmayın, en verimli olacağı yıllarını cezaevinde geçirmiştir.

Hayatının tam 12 yılını…

O yıllar gerilerde kaldı, insanlar niyetleri ve kanılarını açıklamaları sebebiyle yargılanmıyor, cezaevlerine düşmüyor deniliyordu ki, sonunda cezaevleri tekrar eski işlevine kavuşmaya başladı.

Yeni kanunla bu durum daha da vahim bir hal alacak.

Alacak da ne olacak?

Dezenformasyon yasası işletilerek medya mensupları ve sosyal medya kullanıcıları hesaba çekilebildiği için ekonomik külfetler hissedilmeyecek mi?

Yasa çıktı ve uygulanmaya başladı diye doların TL karşısındaki pahası 19 TL’ye yaklaşmışken 10 TL’nin altına mı düşecek?

Daha müreffeh ve insanlarını mutlu eden bir ülke haline mi gelecek Türkiye?

Görüş açıklayanlardan görüşleri beğenilmeyenler yargılanmaya başlayınca, AK Parti ile MHP’ye oy vermemeye kararlı seçmen, kararını değiştirip iktidarın ömrünü uzatacak şekilde mi davranacak?

Ülkemize dışarıdan bakanlar, “Aman ne iyi oldu, yalan-yanlış şeyler konuşup paylaşanlar mahpusa atılıyor, gidelim Türkiye’ye yatırım yapalım” deyip paralarını üzerimize mi boca edecekler?

Sahi bugünden itibaren ne olacak?

Ne olacağını bilmesem de bunların hiçbirinin olmayacağını biliyorum.

Tarih özgürlükler kısıtlandığında bunun yapıldığı ülkede iyi şeyler olmadığını yazıyor.

Kendi tarihimizin bugünkü iktidar tarafından da sıkça eleştirilen sayfalarında yer alan olaylar da yanlışlığın şahidi.

Necip Fazıl’ı, Nazım Hikmet’i, hatta sonradan başbakanlık da yapmış gazeteci Bülent Ecevit’i mahpusa attılar da ne oldu?

[Bir dönem sıkça yargılanıp cezalandırılan gazeteciler ve muharrirlerin ikinci adresi halini almış ve bu özelliğiyle onların yattığı kısım ‘Hilton koğuşu’ olarak isimlendirilmiş Ankara’daki Ulucanlar Cezaevi, yakın vakitte müze haline dönüştürülmüştü. Oradan yatan Necip Fazıl, Ahmet Arif, Çetin Altan, Bülent Ecevit isimleri hatırlamaya yarayacak hatıra eşyaları ve fotoğraflar müze ziyaretçilerine o periyotlar hakkında bilgi sağlıyor.]

Siz benim en başta yaptığım tavsiyeyi ciddiye alın ve bugünün tarihini akıl defterinizin bir tarafına kaydedin.

Bugün 18 Ekim 2022. Kamuoyunda ‘sansür yasası’ ismini alan düzenleme bugün yürürlüğe girdi.

Yürürlükten kalktığı günden başlayarak 18 Ekim 2022 tarihi sıkça anılacak.

Tıpkı basından sansürün kaldırıldığı için hafızalara kazınan ve sonradan ’basın bayramı’ olarak kullanılmaya başlanan 24 Temmuz 1908 tarihi gibi.

Meclis’te çekilmiş toplu fotoğraf o zaman başka bir değer kazanacak.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.