enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8518
EURO
52,8672
ALTIN
6.917,29
BIST
14.201,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
16°C
Pazar Parçalı Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C
Salı Çok Bulutlu
19°C

Fehmi Koru: Sanki bu sefer kimden nasıl bir mesaj gelecek?

“Son gelişmeler sırasında siyasetçileri anlamakta zorlananlara yardımcı olmak isterim”

Fehmi Koru: Sanki bu sefer kimden nasıl bir mesaj gelecek?
24.01.2023 06:36
23
A+
A-

Fehmi Koru*

İnsan cinsi ‘kadınlar ve erkekler’ olarak ikiye ayrılır ama ben kaçtır farklı bir insan grubu olarak bunlara ‘politikacıları’ da ekledim. Siyasetçiler, erkeği ve kadınıyla, dikkate alınması gerekecek kadar farklı bir grubu oluşturuyor.

Onların beyinleri değişik çalışıyor.

Politikacılar, önlerine karar vermeleri için sunulan hususlara, siyaset alanı içerisinde bulunmayan insanların anlamakta zorlanabilecekleri biçimde yaklaşabiliyorlar.

Uzun yıllar önce bu gerçeği görebildiğim için, diğerlerine şaşkınlık yaşatan politik tutum ve davranışları anlayıp yorumlamakta pek az zorlanıyorum.

Seçim tarihini erkene alma konusuna iktidarın ve muhalefetin yaklaşımları mesela.

Haziranda yapılması gereken seçimin iktidar tarafından Mayıs ayına alınmasının bu karara varan siyasetçilerin ileri sürdükleri münasebetlerle hiçbir ilgisi yok. Geçmişte -hem de hiç de uzak olmayan bir geçmişte- yaz aylarında seçim yapıldığını biliyoruz.

En son genel seçim 24 Haziran 2018 tarihinde yapılmıştı, unuttuk mu? Zati o seçim aynı yılın Kasım ayında yapılacaktı; iktidar, kış kurallarını ileri sürerek, tarihi birkaç ay öncesine -Haziran ayına- çekmişti.

O zaman kış kaideleri erkene alma münasebeti olarak kullanılmıştı, şu anda ise yaz kaideleri olumsuz bulunduğu için Mayıs ayında seçim yapılmak isteniyor.

Politikacıların ‘farklı bir cins’ oldukları bilinmezse buna aynı çelişkiler anlaşılamaz.

İktidardaki siyasetçilerde bu türlü tuhaflıklar var da muhalif siyasetçiler onlardan farklı mı?

Aynı hususa muhalefetin yaklaşımına da bu gözle bakabiliriz.

Seçim tarihinin 40 gün öne çekilmesinin, ekonomik külfetlerin çok daha şiddetli hissedileceği ve hayatın dayanılmaz pahalı hale gelmesinin sandığa atılacak oyları etkileyeceğii gerçek bir münasebeti var iktidar açısından.

Aynı münasebet muhalefetin aklına gelmiyor mu?

Geliyorsa, seçim tarihinin 40 gün önceye çekilerek kendilerinin siyaseten işlerine gelmeyecek bir tarihte yapılmasına muhalefetin itiraz etmesi ve kendilerinin koyduğu “Ya 6 Nisan 2023’ten önce yahut vaktinde seçim” koşulu üzerinde ısrarcı olması gerekirdi.

Hayır, o denli olmadı.

‘Millet İttifakı’ içerisinde en kalabalık milletvekiline sahip parti olan CHP, genel başkanı ağzıyla, birkaç hafta önce ilan ettikleri ‘6 Nisan öncesi’ kaidesini bir tarafa bıraktığını ve 14 Mayıs tarihini uygun bulduğunu açıkladı.

Neden?

Soru-cevap şeklinde ifade edilen münasebete bakın:

“Diyelim ki, ses çıkardık, nereye gidecek? Yüksek Seçim Kurulu’na. O üyeleri atayan kim? Erdoğan. Verdiği karara kim itiraz edecek? İtiraz edeceğin hiçbir yer yok.”

Oysa hem sorular yanlış, hem de o yanlış sorulara verilen cevaplar…

Muhalefet kendisinin duyurduğu kaidede ısrar ettiği takdirde şikayetin mercii Yüksek Seçim Kurulu (YSK) değil halk olacak. Mevzunun YSK ile ilgisi yok zira. Anayasa Cumhurbaşkanına ülkeyi istediğinde seçime götürme yetkisi veriyor; Tayyip Erdoğan da Cumhurbaşkanı olarak anayasada var olan o yetkiyi kullanmak niyetinde.

YSK’ya bu ya da öteki bir bahis gittiğinde, o konseyin üyelerini Erdoğan atadığı için herbiri mesleklerinin zirvesinde kıdemli hukukçuların, söz dinleyerek, doğru olmayan bir karar verecekleri de totalci bir yanlış. Karar beklenenden farklı çıksa bile, heyet içinde aleyhte oy kullanacak üyeler kesinlikle olacaktır. Onların karşı-oy yazıları muhalefet için çok önemli birer gereç.

Politika arenasında itirazlar sadece devlet kurumlarına yapılmaz, ilk itiraz mercii halktır, seçmenlerdir.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun iktidarın seçim tarihini 40 gün önceye çekme teklifini şakkadanak kabulü, halkı devreden çıkarmayla sonuçlanan yanlış bir politik tutum.

Bu cins yanlışlar beni hiç şaşırtmıyor ama.

Anlaşılan, anayasada var olan üçüncü sefer aday olma engeli yüzünden yeniden aday olamaması gereken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu niyetine yapageldiği itirazdan da vazgeçecek muhalefet. Hiç değilse CHP’den gelen bildiriler o yönde.

Başvuru yapıldığında itiraz nereye yapılacak? YSK’ya. YSK üyeleri kim tarafından atanıyor? Cumhurbaşkanı tarafından. Yani? İtiraz etmek anlamsız…

Millet İttifakı’nı sürükleyen parti durumundaki CHP’nin önderinin adaylık konusunda da bu gerekçeyi hafızasından geçirmesi kendisi açısından doğal.

Tıpkı AK Parti’nin prestij ettiği muharrir ve yorumcuların iktidarın tavrına paralel hal almalarıi, CHP’ye yakın kalemler ve yorumcular da “İtiraz edilmeyecek” denildiğinde seslerini yükseltmekten  kaçınıyorlar.

İtiraz etmiyorlar.

Farklı davrananlar, tartışma programlarına davet edilmeyecekleri, gazetelerdeki pozisyonlarını kaybedebilecekleri tasası taşıyorlar.

Nadir farklı yaklaşım bugün Cumhuriyet gazetesi yazarı Necati Özkan’da karşıma çıktı. Son İstanbul seçiminde CHP’nin kazanmasına iletişim katkısı sunmuş olan Özkan, yazısında, Mayıs 2022’den bu yana muhalefetin daima yanılgı yapmasına karşılık, iktidarın birbiri gerisine seçmeni yanına çekecek ataklar yaptığı ve bunun tabloyu iktidar lehine değiştirmeye başladığı tespitinde bulunuyor.

“Gidişat, tüm muhalif bölümlerde alarm zillerinin çalınmasını gerektiriyor” diyor müellif ve ekliyor: “Hangi siyasi gelenekten gelirse gelsin, muhalif partilerin lider takımları riskleri anlamalı ve artık yanılgı yapılmasına izin vermemelidir.” 

Yazısından öteki satır başlıklarını da aktarayım:

Seçmenin güçlü biçimde destekleyebileceği bir alternatif…

Ülkenin ihyacı olan değişim…

Her şey muhalefetin bu süreçteki kararlarına bağlı…

Ve şu cümleler:

“Özetle, muhalefet aday tartışmalarını süratle geride bırakıp her katmanda yenilikçi ve disiplinli bir kampanya yürütmeye başlamalıdır. Eksiksiz bir stratejinin kesimi olarak belli hedef gruplara yahut bir bütün olarak seçmenlere iletilecek ortak bildiriler belirlenebilir ve iletilerin herkes tarafından anlaşılacak biçimde açık olması sağlanabilirse sonuç alınabilir.”

Cumhuriyet gazetesinde çıktığı, İstanbul seçiminin başarısına katkıda bulunmuş bir isim tarafından kaleme alındığı için “CHP’liler okur” diye düşünmek istiyorum. Lakin, bir yandan da okumasını beklediğim insanların üçüncü kümeden -politikacı- olduğunu bildiğim için ise fazla umutlu olamıyorum.

Okusalar bile önemsememeleri çok mümkün.

Son cumhurbaşkanı seçiminde CHP’nin adayı, şimdi bütün sandıklar açılmamışken, “Adam kazandı” mesajı atmıştı.

Bir diğer seçimde ise, AK Parti genel başkanı sıfatıyla Tayyip Erdoğan’ın “Atı alan Üsküdar’ı geçti” dediğini hatırlıyorum.

Acaba bu kez kimden nasıl bir mesaj gelecek?

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.