enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,1851
EURO
52,9418
ALTIN
6.741,71
BIST
14.351,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
12°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
15°C

Ferhat Tunç, Sırrı Süreyya Önder için yazdı: Böyle çekip gidemezsin!

Sen yediden yetmişe herkesin Sırrı abisisin artık. Senin olmadığın bu hayatta ne sazın ne de gazın bir tadı olmayacak. Yaralı yurdumuzda yeniden bir araya gelelim ve avazımız çıktığınca türküler söyleyelim. Biz senin olmadığın bir hayatta eksik kalırız, çünkü ömrün direnmek olduğunu en iyi bilenlerdensin. Kalbin yorgun ama senin sözünü dinler, gitme ne olur

Ferhat Tunç, Sırrı Süreyya Önder için yazdı: Böyle çekip gidemezsin!
19.04.2025 12:30
4
A+
A-

Ferhat Tunç

Olmadı benim hoş abim, can dostum bu türlü vakitsiz çekip gidemezsin.

Yıllar önce Mecidiyeköy’de yeni kurulmuş bir televizyon kanalının inşt halindeki binasında tanıştık seninle. 12 Eylül sürecini, zindanlarında yaşadıklarını, tanıklığını kendine has mizahi bir lisanla anlatmıştın. Daha sonra bu anlattıklarını aktardığın “Beynelmilel” isimli bir sinema sinemasında izleyecek ve seni daha çok sevecektik. Adıyaman’dan 12 Eylül zindanlarına ve oradan İstanbul’a uzanan hayat öykünü, ekmeğinin peşinde koşuşturduğun yılları büyük bir mütevazilikle anlatırken hayranlıkla dinlemiştik. Sana “Birlikte koğuşu paylaştığın devrimcilerin ne kadar şanslı olduklarını” söylemiştim. “Vallahi ben de şanslıydım, ben de onlardan çok şey öğrendim, en değerlisi de direnmeyi” demiştin. Birlikte Adıyaman türküleri söylemiş ve hiç bitmeseydi dediğimiz o buluşmamızı unutamadığım bir anı biriktirmiştik.

Daha sonraki yıllarda yazgı yollarımızı barışın siyasetini yaparken aynı saflarda buluşturdu bizi. Ülkemizde anaların gözyaşını dindirecek ve halklarımızı kucaklaşmasını sağlayacak o sürecin aktörlerinden biri oldun. 40 yıldır süren ve kardeşliğimizi büyük yıkıma uğratan savaşın sonlandırılması için bu zor sürece yüreğini kattın. Türkiyenin barış umudunu büyüten o zorlu mücadelede hiç elbet ki yalnız değildin. Sevgili Selahattin Demirtaş ile birlikte bu sürecin en önde koşanı oldunuz. Kolay değildi Türkiye gibi bir coğrafyada barışın çabasını vermek.

Diyarbakır elbette ki bu sürecin çok önemli merkezlerinden biriydi bizim için. Geçirdiğin bir uçak kazası seni uçağa binmekten men etmişti. Uçak fobin nedeniyle İstanbul – Diyarbakır arasında araç kullanarak gidip gelmelerini şaşkınlıkla karşılıyorduk. Uçak seyahatine dönüş yapman için çok uğraştıkfakat seni ikna etmek ne mümkün. “Ben uzun seyahatlere alışkınım, merak etmeyin arkadaşlar” diyerek geçiştirirdin. Zor bir süreçti ve sen barış umudunu hep korudun. Bu zorlu süreçte birlikte polis copuna ve gazına maruz kaldığımız günlerin sayısı az değildi. Barış gayreti senin de tabirinle bizi “gaz arkadaşı” yapmıştı.

Sonraki süreçlerde ağır gayretlerin ve yapılan görüşmelerin sonucunda barışa yol verilen günler başlamıştı. Gözümüz, kulağımız sizlerden gelen iyi haberlere odaklanmıştı. Hoş şeyler oluyordu ve bunun devam edeceğine, barışın dönüşü olmaması gereken bir yol olduğuna inandık. Her birimiz farklı alanlarda bu sürecin akamete uğramayacağı inancıyla emek verdik. Daha sonra umutlarımızı karartan gelişmeler oldu. Her şeye karşın geriye dönüşün mümkün olmayacağına inanırken, yanılmış, yaralanmıştık!

Ne olduysa bir anda olmuş, kendimizi mahpuslarda, sürgünlerde bulmuştuk. Onca emeğimiz, kazanımlarımız yok oluvermişti. Yeniden acılarla örülü karanlık bir dehlizin ortasında çaresiz kalmıştık. Selahattin Demirtaş ile birlikte tutuklandığınız o günü unutmak mümkün değil. Senin zafer işaretiyle cezaevine girişin ve Selahattin liderin Edirne’de bir helikopterden inişi, bu umutlu öykünün sonunu işaret ediyordu. Darmadağın olmuştuk o hücumlar altında. Sizlerden sonra ben de kendimi hiç istemediğim bir yerde, sürgünde buldum. Son 7 yıllık süreç tabir yerindeyse ülkemiz ve halklarımız için tam bir kabustu.

Bu kabustan uyandıracak bir aklın, vicdanın yeniden harekete geçmesi kaçınılmazdı. Siyaset bunun için vardı ve bunu senden diğeri daha iyi yapamazdı. Bu yeni sürecin yükünü yeniden sırtlarken bulduk seni. Bu sorumluluğun gereğini yaparken yorgun düşen kalbini düşünmeye fırsatın olmadı anlaşılan. Halbuki kalbine iyi bak ve fazla yorma, diyerek seni uyaran tek kişi ben değildim. Yeniden bu sürecin umudu haline geldin. Zira “Barışı kazanmaktan diğer bir seçeneğimiz yok” diyordun.

Son görüşmemizde “Abi ne oluyor?” diye sorduğumda, “Ferhat, sabır sabır” demiştin. “Zor olacak ama olacak” diyerek ülkeye dönüşümüzün ve yeniden kucaklaşacağımızın sözünü vermiştin. Kalbinin sana bu türlü bir sürpriz yapacağını nerden bilecektik.

Ah benim hoş dostum; kelamında durmanı ve başladığın işi sona erdirmenı isteyen yalnızca ben değil, on milyonlarca insan var şimdi. Sen yediden yetmişe herkesin Sırrı abisisin artık. Senin olmadığın bu hayatta ne sazın ne de gazın bir tadı olmayacak. Yaralı yurdumuzda yeniden bir araya gelelim ve avazımız çıktığınca türküler söyleyelim. Biz senin olmadığın bir hayatta eksik kalırız, çünkü hayatın direnmek olduğunu en iyi bilenlerdensin. Kalbin yorgunsenin sözünü dinler, gitme ne olur. Gitmenin vakti değil şimdi, yeniden buluşmak ve sıkı sıkıya kucaklaşmak vakti…

Yarını ve seni kucaklamak ümidiyle…

 

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.