enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,0206
EURO
56,1267
ALTIN
7.107,39
BIST
14.514,82
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Az Bulutlu
Pazartesi Açık
31°C
Salı Açık
31°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C

GGC’nin Stockholm Paneli’nin sonuç bildirisi yayımlandı

Barış sürecine ışık tutacak talepler maddeler halinde sıralandı: “Süreç sadece güvenlik odaklı ele alınmamalı, Kürt kimliği anayasal güvenceye alınmalı”

GGC’nin Stockholm Paneli’nin sonuç bildirisi yayımlandı
15.06.2026 12:30
5
A+
A-

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC), 16 Mayıs 2026’da İsveç’in başkenti Stockholm’de gerçekleştirdiği “Barış Süreçlerinde Basının Hafızası: Avrupa’dan Bakış” panelinin sonuç bildirgesini yayımladı. Avrupa’da yaşayan Kürt diasporasının yoğun katılımıyla gerçekleşen panelde, barış sürecinde karşılaşılan sorunlar, kaygılar ve çözüm önerileri ayrıntılı şekilde masaya yatırılırken, sürecin sadece güvenlik odaklı ele alınmaması ve Kürt kimliğinin anayasal güvenceye alınması talep edildi.

GGC’nin toplumsal sorunlara dikkat çekmek amacıyla yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirdiği paneller serisinin Avrupa ayağı olan ve Stockholm’de gerçekleştirilen “Barış Süreçlerinde Basının Hafızası: Avrupa’dan Bakış” paneline ilişkin sonuç bildirisinde, barış süreci ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin önemli tespit ve öneriler sıralandı.

“Sürecin şeffaflığı ve demokratik katılım şart”

Panelde diaspora temsilcileri, barış sürecinin şeffaf yürütülmediği eleştirisini güçlü şekilde dile getirirken, toplumun sürece dair yeterince bilgilendirilmediği, kamuoyunun gelişmeleri sınırlı açıklamalarla takip etmek zorunda bırakıldığı ifade edildi. Katılımcılar, barış görüşmelerinde toplumun özne olarak yer almasını, demokratik katılım ve toplumsal güvenin sağlanmasını istedi. Açık ve net bilgilendirme ile toplumsal katılımın artırılmasının kaçınılmaz olduğu ifade edildi.

“Temel haklarda somut ve güven verici adımlar atılmalı”

Anadilde eğitim hakkı, Kürtçenin resmî ve kamusal alanlarda kullanılması, kültürel hakların anayasal teminat altına alınması, siyasi tutukluların durumu ve kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi panelin en çok üzerinde durulan başlıkları oldu. Diaspora temsilcileri, bu konularda somut adımlar olmadan toplumda güven ortamının oluşmasının mümkün olmadığını vurguladı.

“Kürtçe ve kimlik sorunu toplumsal bütünlüğü risk altına alıyor”

Dil ve kimlik meselesi panelde yoğun tartışma konuları arasında yer aldı. Kürtçenin kamusal alanda yeterince yer alamaması ve eğitim dili olarak kabul görmemesinin, kültürel kırılmalara ve toplumsal uçurumlara yol açtığı ifade edildi. Avrupa diasporasındaki Kürtlerin kendi dillerini koruma çabalarına rağmen resmî statü tanınmaması önemli bir eksiklik olarak değerlendirildi. Katılımcılar, Kürtçenin eşit bir statüye kavuşmasının barış ve toplumsal bütünlük için hayati olduğuna vurgu yaptı.

“Diaspora Kürtleri barış sürecinin aktif parçasıdır”

Panelde diasporanın sadece dışarıdan izleyen bir topluluk olmadığı; Kürt dilinin, kültürünün ve toplumsal hafızasının yaşatılmasında vazgeçilmez bir rolü olduğu aktarıldı. Diasporanın, demokratik tartışma ortamlarının geliştirilmesi ve uluslararası kamuoyunun bilinçlendirilmesine önemli katkılar sunduğu vurgulanarak, bu kapsamda barış sürecine diaspora temsilcilerinin aktif katılımı gerekliliği öne çıkarıldı.

“Barış gazeteciliği güçlendirilmeli”

Gazeteciler ve medya temsilcileri konuşmalarında, çatışmalı geçmişte medyanın kutuplaştırıcı ve nefret söylemi üreten yayıncılığının toplumsal yaraları derinleştirdiğini belirtti. Panelde, barış gazeteciliğinin güçlendirilerek medyanın halklar arasında düşmanlık yerine diyalog kuran bir araç haline getirilmesi gerektiği ortak görüş olarak öne çıktı. Medyanın tarihsel hafızayı koruyan tanık rolünün, demokratik çözüm için kritik önemde görüldüğü ifade edildi.

“Yasal düzenleme ve hukuki güvence şart”

Panel katılımcıları, sadece silah bırakma süreçlerinin yeterli olmayacağını; demokratik çözüm için kapsamlı ve güvence sağlayıcı yasal düzenlemelerin zorunlu olduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda silah bırakma sürecini netleştirecek, yasal ve demokratik zemini güçlendirecek özel yasalar ve geçici hukuki düzenlemeler talep edildi. Geçmiş güvensizliklerin tekrarlanmaması için toplumsal mutabakata dayalı yasal çalışmaların hayata geçirilmesi gerektiği bildirildi.

“Kalıcı barış toplumsal rıza ve helalleşme ile mümkün olur”

Panelde, kalıcı barışın ancak geniş tabanlı toplumsal rıza, helalleşme ve ortak vicdani kabul ile sağlanabileceği üzerinde duruldu. Bu ortak geleceğin sadece Türkler ve Kürtler değil, Türkiye’de sorundan doğrudan ya da dolaylı etkilenen tüm kesimlerin hassasiyetleri gözetilerek örülmesi gerektiği vurgulandı. Gerçek ve kapsayıcı bir toplumsal mutabakatın sağlanması sürecin temel koşulu olarak görüldü.

Sonuç bildirisinin talep ve önerileri ise maddeler halinde şöyle sıralandı:

* Kürt meselesi yalnızca güvenlik politikalarıyla değil; demokratik ve siyasal çözüm perspektifiyle ele alınmalıdır.

* Süreç şeffaf yürütülmeli ve toplum düzenli biçimde bilgilendirilmelidir.

* Kürtlerin kimliği anayasal güvence altına alınmalıdır.

* Anadilde eğitim hakkı tanınmalı ve gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

* Kürtçenin kamusal yaşamda kullanılmasının önü açılmalıdır.

* Silah bırakma sürecine ilişkin yasal düzenlemeler toplumsal güven oluşturacak biçimde hazırlanmalıdır.

* Kayyum uygulamaları sonlandırılmalı ve halk iradesine saygı gösterilmelidir.

* Siyasi tutuklular ve hasta mahpuslar konusunda demokratik ve hukuki adımlar atılmalıdır.

* Barış gazeteciliği anlayışı güçlendirilmeli, nefret dili ve kutuplaştırıcı yayıncılık terk edilmelidir.

* Diaspora temsilcileri demokratik çözüm tartışmalarının aktif parçası haline getirilmelidir.

* Geçmişte yaşanan hak ihlalleriyle yüzleşilmeli ve toplumsal hafızayı koruyacak çalışmalar desteklenmelidir.

* Geçmişte çeşitli siyasi sebeplerle göç etmek zorunda kalmış ve diasporada sürgünde yaşayan insanların yurtlarına geri dönüşleri de süreç kapsamında ele alınmalı ve gerekli hukuki düzenlemeler yapılmalıdır.

* Kalıcı bir barış için toplumsal rıza öncelenmeli; atılacak adımlar yalnızca Kürtlerin ve Türklerin değil, sorunun mağduru ve dertlisi olan herkesin içine sinmelidir.

“Barışa destek olmaya devam edeceğiz”

Sonuç bildirisinin son bölümünde barış sürecine vurgu yapılan GGC açıklamasında, “Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti olarak; halkların barış içinde, eşit ve özgür bir gelecekte yaşayabilmesi için demokratik diyaloğun, hakikatin ve özgür gazeteciliğin yanında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz” denildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.