enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,1488
EURO
53,0107
ALTIN
6.720,53
BIST
14.442,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
13°C
Pazar Hafif Yağmurlu
11°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
14°C

Hüda-Par’dan yeni Anayasa önerisi: Milletimizin İslam ümmetinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği, anayasal tasavvurda göz ardı edilmemelidir

Hüda-Par’dan yeni Anayasa önerisi: Milletimizin İslam ümmetinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği, anayasal tasavvurda göz ardı edilmemelidir

Hüda-Par’dan yeni Anayasa önerisi: Milletimizin İslam ümmetinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği, anayasal tasavvurda göz ardı edilmemelidir
15.09.2025 10:00
4
A+
A-

Yeni Şafak yazarı Yasin Aktay, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın sivil anayasa çağrısı sonrası Hüda-Par’ın İstanbul’da düzenlediği “Toplumsal Mutabakat Arayışı” çalıştayını köşesine taşıdı. Aktay, çalıştayda dile getirilen görüş ve önerileri aktarırken, Hüda-Par’ın sonuç bildirgesinde öne çıkan “milletimizin İslam ümmetinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği, anayasal tasavvurda göz ardı edilmemelidir” vurgusunu yeni anayasa tartışmalarının en esaslı önerilerinden biri olarak değerlendirdi.

Aktay çalıştay’a dair ayrıntıları şöyle aktardı:

“Enteresan olan o maddelerin büyük çoğunluğunun hiçbir tartışma konusu olmaması. Bayrağa, başkentin Ankara oluşuna veya ülkenin sosyal hukuk devleti oluşuna kimsenin itirazı yok. Ama bir anayasada bir insanın isminin olması ve hele ona nispet edilen ve ne anlama geldiği üzerinde bile hiçbir şekilde mutabakat bulunmayan bir ‘milliyetçilik’ her zaman her türlü otoriter siyaset veya uygulamanın mazeretini oluşturur. Bir anayasa metnine değişmezlik kaydı koymak hem gelecek nesillerin iradesine ipotek koymak hem de şimdiki ve gelecek nesillerin aklını, iradesini aşağılamak anlamına gelir, tam da 12 Eylül darbeciliğine yakışır şekilde.

Oysa ufkunda bulunduğumuz dünya, hızla değişen ve bilginin, teknolojik gelişmenin, insan ilişkilerinin çok daha farklı bir yere doğru gittiği bir dünya. Bu dünyada anayasası daha baştan çok muğlak ve içeriği tartışılır bir ideolojik doğma (değişmezlik) ile kayıtlanmış bir toplum olarak ciddi bir yer edinmek mümkün değil.

Çalıştayda önceki Meclis Başkanı sayın Mustafa Şentop ve Hüda-Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu açılış konuşmalarında yeni bir anayasa için yeterince sebebin belirmiş ve fazlasıyla birikmiş olduğunu ifade ettiler.

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, Türkiye’de artık göz ardı edilemeyecek bir nüfusa ve yerleşime ulaşmış muhacir gerçeğine dikkat çekerek anayasada muhacirlerin haklarının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Çalıştayın sonuç bildirgesinde ‘Artık vakit, darbe anayasasının gölgesinden çıkıp sivil, katılımcı ve adil bir anayasa yapma vaktidir. Akademisyenler, hukukçular, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve toplumun bütün kesimleri bu tarihî sorumluluğu üstlenmeli; yeni bir geleceği birlikte inşa etmelidir’ sözleriyle bir çağrıda bulunulurken, bana göre şu cümlelerle Hüda-Par olarak en esaslı önerilerini de yapmış oluyor:

‘Türkiye’nin anayasal kimliği, tarihsel birikimi ve toplumsal değerleri dikkate alınarak inşa edilmelidir. Sosyolojik normlar, pozitif normlara yansımalı ve sisteme aktarılmalıdır. Bu bağlamda milletimizin İslam ümmetinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği, anayasal tasavvurda göz ardı edilmemelidir. Yeni anayasa, evrensel insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle uyumlu biçimde, bu aidiyeti bir ayrımcılık değil; toplumun tarihî, kültürel ve manevi kökleriyle bağını güçlendiren bir referans olarak yansıtmalıdır.'”

Yazının tamamı için .

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.