İmamoğlu’nun avukatı İlkiz: Amacınız bir siyasi partiyi kapatmak için iddianame düzenlemek midir?

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Fikret İlkiz, “Amacınız nedir, bir siyasi partiyi kapatmak için iddianame düzenlemek midir yoksa suç sayılan eylemlerin faillerini yargılamak mıdır?” diye sordu.
İlkiz, “Açılan davalarda, iddianamelerde, ileri sürülen iddialarda CHP’ye yönelme ipuçları hep vardı ama bu denli bir iddia olmamıştı.” diyen İlkiz, “CHP’nin kapatılması mümkün olur mu?” sorusuna ise “Türkiye ‘mümkün olur mu’ veya ‘yaparlar mı?’ sorularıyla muhatap olduğu her sorunla yüz yüze geldi.” yanıtını verdi.
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Fikret İlkiz Cumhuriyet’ten İklim Öngel’in sorularını yanıtladı.
“Buradaki insanlar ahtapot mu ya da ahtapotun kolları mı?”
Duruşmaların en az 3 ay içinde başlayacağını kaydeden İlkiz, yargılamanın uzun sürmesinin beklendiğini söyledi. “Bu dava, siyasi bir davadır.” diyen İlkiz, şunları kaydetti:
“İddianame, merkezi yönetimin yerel yönetimlere nasıl baktığını ortaya çıkaran, yerel yönetimlerin aldıkları kararları, eylemleri, yapılan işleri suç sayan, kişiler arası ilişkileri suçlayan, görüşmelerden ve işlemlerden suç üreten, özü bakımından “yerel yönetimlere karşı olan” anlayışla düzenlenmiş bir yapıya sahip. Siyasi davalarda siyasetiniz yoksa savunma yapamazsınız. Siyasal suçlar siyasal savunmayı gerektirir.
Birinci aşama: Eylemler suç teşkil ediyor mu etmiyor mu? Suç olduğunu söylerken uluslararası evrensel ilkeler dikkate alınmalıdır. Savcı, yazdığı iddianame ile kişilik haklarını ihlal edemez. Ama bu iddianame, bir araya gelmeyi “ahtapotun kolları” olarak değerlendiriyor. Buradaki insanlar ahtapot mu ya da ahtapotun kolları mı? Kimse kişilik haklarının ihlalini kabul etmez. İddianamede bu tür yorumlar olmaz. Fiil neyse, fail kimse ve suç neyse iddianamenin konusu odur. Daha başında siyaseten kullanılmış cümlelerle insanları suçlarsanız iddianame siyasetin gölgesinde kalır. Siyasetin gölgesinde kalan suçlayıcı bir belge, ceza muhakemesi bakımından hukuka aykırıdır. Dava açan belge niteliği taşımaz. İddianameler suçlama getirebilir, suç işlendiğini iddia edebilir ama iddianamenin başlangıcından sonuna kadar geçen süreçte kullanılan anlatımlar da ceza hukuku ilkesine uygun olmalıdır. Uygun değilse yargıya erişemezsiniz. İddianamede siyasal olarak çeşitli ithamlarda bulunulursa, iddianamenin içine siyaset katılıyorsa insanlar da bu iddianameye karşı siyaset yaparak yanıt verebilirler.”
“Suçları biriktirerek suçlama yapılmaz”
İlkiz, suçlamalarda 10 yıl geriye gidilmesine yönelik, “10 yıllık bir süreden bahsettiğinizde, ’10 yıl önce aklınız neredeydi’ diye sorarlar. 10 yıl önce bunların var olduğunu ileri sürmek, bu kadar yıldır gereğinin yapılmadığı anlamındadır. Bunun zamanında soruşturulmaması, yargıdaki işleyişin gözden geçirilmesini gerekli kılar. Suçları biriktirerek ve beklenerek suçlama yapılmaz.” dedi.
“CHP’li olmak muhaliflik ve soruşturma açılması için yeterli bir neden şeklinde değerlendirmeyle karşılaşıyorsa bu ceza hukuku ilkelerine aykırıdır.” diye konuşan İlkiz, “İnsanların muhalif olmasından, yerel yönetimlerde görev yapmasından kaynaklanan bir ceza davasıyla karşı karşıyayız. Sanıkların siyasi kimlikleri ve kamusal görevleri ortada. Alt alta sıraladığınızda bu iddianame, merkezi yönetimin yerel yönetimlere nasıl baktığının kanıtıdır.” yorumunu yaptı.
“Amacınız bir siyasi partiyi kapatmak için iddianame düzenlemek midir?”
İlkiz, şöyle devam etti:
“Tabii ki rüşvet, irtikap, siyasal nüfuz kullanmak suçtur. Bunları yan yana getirmek ya da biriktirmek suretiyle bizim karşımıza bir ceza davası getiriyorsanız siyasetin gölgesinde bir yaklaşımdır. Aslında net olmalısınız: ‘Şu, şu, şu eylem nedeniyle’ demelisiniz. İddianamede eğer bir siyasi partinin kapatılmasına kadar giden bir yol açarsanız, bu yol ceza hukukuyla izah edilemez. Yargıya güveni sarsar ve toplumu derinden etkiler. Amacınız nedir, bir siyasi partiyi kapatmak için iddianame düzenlemek midir yoksa suç sayılan eylemlerin faillerini yargılamak mıdır?”
“Davalarda CHP’ye yönelme ipuçları hep vardı ama bu denli bir iddia olmamıştı”
“CHP için bir tehlike söz konusu mu?” sorusuna İlkiz, “Bu yaklaşımı tehlike görmek yerine iddianın zihniyetini ciddiye almak daha doğrudur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan başvuru konusunda çok ciddi olmak gerek. Açılan davalarda, iddianamelerde, ileri sürülen iddialarda CHP’ye yönelme ipuçları hep vardı ama bu denli bir iddia olmamıştı. Ama CHP yaptığı miting ve eylemlerle parlamento dışı muhalefeti canlandırdı. Parlamento dışı muhalefet canlandığında siyasal iktidarlar, iktidarı ellerinde tutmak için tüm yolları dener. Bu ciddi bir mesafe, ciddi bir yol alıştır. Bu yol alışta parlamento dışı muhalefeti ayakta tutmak CHP’nin işidir. Bu tür ceza davaları açacaklardır. En önemli güç yargıyı kullanmaktır. Şimdi bu kullanımı sağlarken de muhalif olan CHP’ye yönelmeleri bu işin tabiatında var olan bir olgudur.” yanıtını verdi. “Yani CHP’nin kapatılması mümkün olur mu?” sorusuna ise “Türkiye ‘mümkün olur mu’ veya ‘yaparlar mı?’ sorularıyla muhatap olduğu her sorunla yüz yüze geldi.” dedi.
İtirafçıların yanıtlarının önemli olmadığını kaydeden İlkiz, “Asıl mesele, bir suçu ortaya çıkarmak için derinlemesine ve etkili bir soruşturma yapmaktır. Etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin ifadelerinin bir kıymeti yoktur.” diye konuştu.
“4 bin sayfaya yakın iddianame yazmak adil yargılanma hakkına aykırılıktır”
Adil yargılamaya ilişkin de konuşan İlkiz, “İlk adım, iddianame ortaya çıktıktan sonra delillerin karartılması ya da kaçma şüphesi ortadan kalktığı için tutukluların tutukluluk hali kalkmalıdır. Herkes tahliye olmalıdır. Bu süreçler dahil tüm yargılamada adil yargılanma hakkı esastır ve aslında bu yargılamanın omurgasıdır. Öte yandan 4 bin sayfaya yakın iddianame yazmak adil yargılanma hakkına aykırılıktır. Yargıya etkili ulaşmanın önündeki ilk engeldir. Bu kadar uzun iddianame olamaz.” yorumunu yaptı.