Suriye’de başkent Şam’a yakın Kuneytra ve Dera kırsalında askerî yollar, toprak setler, kontrol noktaları ve yeni üsler kuran İsrail’in, resmî bir ilhak ilanı olmadan fiili bir güvenlik kuşağı oluşturması dikkat çekiyor. Uzmanlar, Gazze sonrası …

Suriye’de başkent Şam’a yakın Kuneytra ve Dera kırsalında askerî yollar, toprak setler, kontrol noktaları ve yeni üsler kuran İsrail’in, resmî bir ilhak ilanı olmadan fiili bir güvenlik kuşağı oluşturması dikkat çekiyor. Uzmanlar, Gazze sonrası geliştirilen yeni İsrail güvenlik doktrininin artık Güney Suriye’de uygulandığını, hedefin ise yalnızca mevcut tehditleri değil gelecekte oluşabilecek Suriye askerî yapılanmalarını da engellemek olduğunu vurguluyor.
‘Sarı Hat’ sahada genişliyor
İsrail’in son haftalarda Suriye’nin güneyinde yürüttüğü askeri faaliyetler, geçici sınır operasyonlarının ötesine geçen yeni bir güvenlik stratejisinin işaretleri olarak değerlendiriliyor.
Suriye TV’nin haberine göre, Kuneytra köyleri ile Dera’nın batısındaki Yermuk Havzası boyunca yaşanan gelişmeler; çiftçilere ateş açılması, tarım arazilerinin buldozerlerle düzeltilmesi, askeri yollar açılması, toprak bariyerler kurulması, geçici kontrol noktalarının oluşturulması ve baraj çevrelerinin bombalanmasıyla birlikte bölgede fiili bir tampon hattı oluşturuldu.
Bölge halkının tarım arazilerine erişimi giderek zorlaşırken, İsrail’in herhangi bir resmi harita açıklamadan yeni sınır kurallarını sahada uygulamaya koyduğu belirtiliyor.
Güney Lübnan modeli Suriye’ye taşınıyor
Başbakan Binyamin Netanyahu‘nun aylar önce dile getirdiği “Sarı Hat” (Yellow Line) güvenlik konsepti bugün Güney Suriye’de somut uygulamalara dönüşüyor. Gazze ve Güney Lübnan’da kullanılan güvenlik modeli, artık Kuneytra ve Dera kırsalında da uygulanıyor.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz‘ın son açıklamaları da bu yaklaşımı resmileştirdi. Katz, İsrail ordusunun Gazze, Lübnan ve Suriye’deki güvenlik bölgelerinde süresiz kalmasının hükümet politikası olduğunu açıklayarak Güney Suriye’deki askeri varlığa siyasi meşruiyet kazandırdı.
Amaç geleceğin Suriye ordusunu kontrol edilen sınırdan uzak tutmak
Uzmanlara göre İsrail’in hedefi yalnızca mevcut silahlı grupları sınırdan uzaklaştırmak değil. İsrail; Golan Tepeleri, Celile ve Hermon Dağı’nı koruyacak kalıcı bir güvenlik kuşağı oluştururken, gelecekte sınır hattında yeniden oluşabilecek herhangi bir Suriye askeri yapılanmasını da daha ortaya çıkmadan engellemeyi amaçlıyor. Yeni askeri yollar, gözetleme noktaları ve buldozer faaliyetleriyle İsrail ordusunun bölgeye çok daha kısa sürede müdahale edebilmesi hedefleniyor.
Gazze sonrası yeni güvenlik planı
İsrail uzmanı Adel Şdid’in Suriye TV’ye yaptığı değerlendirmeye göre, Gazze savaşı sonrasında Tel Aviv’in güvenlik anlayışı köklü biçimde değişti. İsrail artık kendi sınırları içinde savunma yapmak yerine, tehdit olarak gördüğü alanları komşu ülkelerin topraklarında baskı kuşakları oluşturarak kontrol altına almaya çalışıyor.
Bu model; Gazze, Güney Lübnan, Güney Suriye olmak üzere üç farklı cephede farklı araçlarla uygulanıyor. Şdid’e göre asıl tehlike tek tek askeri operasyonlar değil; küçük güvenlik önlemlerinin zaman içerisinde kalıcı sınır düzenine dönüşmesi.
İlan edilmemiş tampon bölge
Uzmanlar, Güney Suriye’de ortaya çıkan yapının klasik tampon bölge modellerinden farklı olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü uluslararası bir karar bulunmuyor, yazılı bir anlaşma yok, İsrail kesin sınır ilan etmiyor. Buna rağmen her yeni askeri yol, her yeni kontrol noktası ve her yeni toprak seti fiili sınırı biraz daha ileri taşıyor. Bu yöntem sayesinde İsrail, siyasi ilhak tartışmasına girmeden sahada yeni gerçeklik oluşturuyor.
1974 Anlaşması fiilen aşınıyor
Suriye ile İsrail arasında 1974 yılında imzalanan Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması yarım asır boyunca Golan hattında nispeten istikrarlı bir düzen sağlamıştı. Birleşmiş Milletler Ayrılma Gözlem Gücü (UNDOF) tarafından denetlenen bu sistem, bugün ise İsrail’in yeni askeri yolları, ileri karakolları ve tampon bölge uygulamaları nedeniyle fiilen aşınmış durumda. 30 Haziran’da görev süresi yeniden değerlendirilecek olan UNDOF’un sahadaki etkinliği de tartışma konusu haline geldi.
Üç senaryo
Uluslararası ilişkiler uzmanı Samah el-Hatib, Güney Suriye’nin geleceğine ilişkin üç olasılık bulunduğunu değerlendiriyor.
Birinci senaryoya göre İsrail bugünkü modeli sürdürecek; resmi tampon bölge ilan etmeyecek ancak aralıklı operasyonlar ve sürekli baskıyla fiili kontrolünü genişletecek. İkinci senaryoda bu geçici uygulamalar zamanla kalıcı üsler, gözlem noktaları ve ileri askeri mevzilere dönüşecek. Üçüncü ve en düşük ihtimalli senaryoda ise ABD’nin açık baskısı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin devreye girmesiyle 1974 anlaşmasının yeniden uygulanması sağlanabilecek.
Uzmanlara göre uluslararası baskının oluşmaması halinde İsrail’in sahada oluşturduğu yeni güvenlik kuralları zamanla kalıcı hale gelecek.
Fiili tampon bölge kalıcı hale geliyor
Sahadaki gelişmeler, İsrail’in Güney Suriye’de klasik anlamda toprak ilhakından ziyade, “fiili güvenlik yönetimi” modeli oluşturduğunu gösteriyor.
Gazze ve Güney Lübnan’da uygulanan güvenlik konseptinin Suriye’ye taşınmasıyla birlikte Tel Aviv, resmi sınır değişikliği ilan etmeden askeri hareket alanını genişletiyor. Bu strateji, uluslararası hukuk açısından tartışmalı olmakla birlikte, sahada oluşturulan yeni gerçeklik sayesinde zaman içinde kalıcı bir güvenlik kuşağına dönüşme potansiyeli taşıyor.
Uzmanlar, uluslararası toplumdan güçlü bir diplomatik müdahale gelmediği sürece Güney Suriye’deki fiili tampon bölgenin giderek kurumsallaşabileceği ve 1974 sonrası oluşan sınır düzeninin yerini yeni bir güvenlik mimarisine bırakabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.