enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
46,0749
EURO
53,5650
ALTIN
6.575,60
BIST
13.872,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
28°C
İstanbul
28°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
28°C
Pazar Parçalı Bulutlu
28°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Çok Bulutlu
25°C

İstanbul Barosu’ndan Bakan Gürlek’e “avukat-tutuklu görüşmesi“ tepkisi: Savunma hakkını kısıtlamaya yönelik, yetkiyi aşan bir açıklama

İstanbul Barosu’ndan Bakan Gürlek’e “avukat-tutuklu görüşmesi“ tepkisi: Savunma hakkını kısıtlamaya yönelik, yetkiyi aşan bir açıklama

İstanbul Barosu’ndan Bakan Gürlek’e “avukat-tutuklu görüşmesi“ tepkisi: Savunma hakkını kısıtlamaya yönelik, yetkiyi aşan bir açıklama
14.02.2026 19:30
5
A+
A-

İstanbul Barosu, Adalet Bakanı Akın Gürlek‘in tutukluların avukatlarıyla görüşmesine ilişkin “Dün akşam Adalet Bakanı tarafından savunma hakkını kısıtlamaya yönelik yetkiyi aşan bir açıklama yapılmıştır. Açıklamada tutukluların avukatlarıyla görüşmesinde ve not iletilmesinde bir ‘mevzuat boşluğu’ bulunduğu ileri sürülerek; bu konuda yasal düzenleme yapılacağı belirtilmiştir. Halbuki bu konuda herhangi bir yasal boşluk yoktur. Ceza Muhakemesi Kanunu madde 154 hükmü uyarınca şüpheli veya sanık, vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz. Sorun ‘boşluk’ değil, kısıtlama pratiğidir. Sorun mevzuatta değil, uygulamadadır. Özellikle Silivri başta olmak üzere birçok hapishanede, kapasitenin katbekat üzerinde mahpus barındırılması ve yeterli sayıda görüş kabini bulunmaması nedeniyle, halihazırda avukatların gün boyu süren bekleyişine yol açan fiili bir görüş sınırlaması uygulanmaktadır” açıklamasını yaptı.

İstanbul Barosu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in tutukluların avukatlarıyla görüşmesine ilişkin “mevzuat boşluğu” bulunduğu yönündeki açıklamasına tepki göstererek, savunma hakkının kısıtlanamayacağını bildirdi. Baro, mevcut yasal düzenlemelerin açık olduğunu vurgulayarak sorunun mevzuattan değil, cezaevlerindeki uygulamalardan ve kapasite aşımından kaynaklandığını belirtti. Konuya ilişkin İstanbul Barosu’nun yazılı açıklaması şu şekilde:

“Dün akşam Adalet Bakanı tarafından savunma hakkını kısıtlamaya yönelik yetkiyi aşan bir açıklama yapılmıştır. Açıklamada tutukluların avukatlarıyla görüşmesinde ve not iletilmesinde bir ‘mevzuat boşluğu’ bulunduğu ileri sürülerek; bu konuda yasal düzenleme yapılacağı belirtilmiştir. Halbuki bu konuda herhangi bir yasal boşluk yoktur. Ceza Muhakemesi Kanunu madde 154 hükmü uyarınca şüpheli veya sanık, vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz.

“Özetle sorun ‘boşluk’ değil, kısıtlama pratiğidir. Sorun mevzuatta değil, uygulamadadır”

Anayasa madde 36’da güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesi, tutuklu ile müdafi arasındaki ilişkinin gizliliğini ve sürekliliğini zorunlu kılar. Avukatla görüşme hakkı, avukata tanınmış bir imtiyaz değil; yurttaşın savunma hakkının asli bir unsurudur. Savunma hakkı ise her zaman, her yerde ve herkes için geçerlidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Anayasa’nın 26. maddesi ile AİHS’in 10. maddesi uyarınca, herkes düşüncesini açıklama, haber alma ve haber verme hak ve özgürlüğüne sahiptir. Oy kullanma hakları dahi anayasal güvence altında olan tutukluların da ifade özgürlüğüne sahip olduğu tartışmasızdır. Tutukluluk ve hükmlülük hali, kişiyi yalnızca hürriyeti bakımından sınırlayan bir tedbirdir; ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran bir ‘ceza’ değildir. Özetle sorun ‘boşluk’ değil, kısıtlama pratiğidir. Sorun mevzuatta değil, uygulamadadır. Özellikle Silivri başta olmak üzere birçok hapishanede, kapasitenin katbekat üzerinde mahpus barındırılması ve yeterli sayıda görüş kabini bulunmaması nedeniyle, halihazırda avukatların gün boyu süren bekleyişine yol açan fiili bir görüş sınırlaması uygulanmaktadır.

Aşırı doluluk koşulları altında savunma hakkının fiilen sınırlandırılması, mevzuat değişikliği ile değil tutuklamanın istisna olması gerektiği yönündeki anayasal ilkeyi üstün tutarak çözülmelidir. BM Mandela Kuralları ve Havana Kuralları olarak bilinen BM Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler’e göre, devletler avukat – müvekkil iletişiminin gizliliğini ve etkinliğini güvence altına almak zorundadır. AİHM, savunma hakkının etkin kullanımını engelleyen uygulamaları Sözleşmenin 6. maddesi kapsamında ihlal saymaktadır.

“Tutukluların avukatlarına erişiminin hukuki ve demokratik bir zorunluluk olduğunu bir kez daha önemle vurgularız”

Ayrıca vurgulamak isteriz ki hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Yasama yetkisinin sahibi olan TBMM ise, hak ve özgürlüklere ilişkin sınırlamaları, ancak Anayasa’da açıkça öngörülmüş ise Anayasa’nın sözüne ve özüne uygun olarak yapabilir (md.13). Bu itibarla; TBMM dahi adil yargılanma hakkına içkin savunma hakkını kısıtlayamaz. İstanbul Barosu olarak, savunma hakkını daraltmaya yönelik her türlü girişimin karşısında olacağımızı belirterek; tutukluların avukatlarına erişiminin hukuki ve demokratik bir zorunluluk olduğunu bir kez daha önemle vurgularız.” (ANKA)

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.