İzmir operasyonunda Cemil Tugay tartışması: Belediye ihbarcı değil, savcılığın talebini yerine getiren kurum

İzmir’de yapılan operasyonda, şikayetçinin Cemil Tugay olduğuyla ilgili tartışma başladı. Tugay, operasyona neden olan şikayetin kendisi tarafından yapıldığı iddiasını yalanladı. Hem belediyenin savcılığa yazdığı yazı hem de İçişleri müfettişinin raporuna göre, belediye ihbarcı değil, savcılığın talebini yerine getiren kurum olarak görüldü.
Eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu‘nun da aralarında bulunduğu 157 kişi hakkında gözaltı kararı verildi, 126 kişi gözaltına alındı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla yapılan operasyonda, şühpheliler hakkında ‘ihaleye fesat karıştırmak’, ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçlamaları yöneltildi.
Ancak bazı gazeteler, gözaltı operasyonuna neden olan soruşturmanın, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın suç duyurusu üzerine başlatıldığını iddia etti. Tugay ise iddiayı yalanlayarak,“Biz suç duyurusunda bulunmadık. Bu bir iftiradır” dedi.
Gazeteci Kıvanç El da soruşturmanın, İzBB Başkanı Cemil Tugay’ın suç duyurusuyla başlatıldığı iddiasının doğru olmadığını bildirdi. İncelemeyi İçişleri Bakanlığı’nın başlattığını aktaran El, Mülkiye müfettişlerinin iddialarla ilgili hazırlanan 119 sayfalık raporu savcılığa ilettiğini söyledi.
Halk TV’den Can Bursalı’nın haberine göre ise İçişleri Bakanlığı, ‘hatalı beton ve demir üretimi’ ve ‘kamu zararı’ iddiası nedeniyle soruşturma başlattı. 22 Nisan 2024’te Mülkiye Başmüfettişi’ni görevlendirdi. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişi, 26 Temmuz 2024’te konuyla ilgili rapor düzenledi. Bu raporun düzenlenmesinin ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, 24 Ekim 2024 ve 1 Kasım 2024’te İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden iç denetim raporu düzenlemesini talep etti.
Başsavcılığın bu talebi üzerine, İzmir Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanlığı bir inceleme raporu hazırladı. Bu rapor, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay imzasıyla 23 Haziran 2025’te İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunuldu. Yani, İzmir Büyükşehir Belediyesi ihbar eden değil, başsavcılığın talebini yerine getiren kurum konumundaydı.
