“Darbenin muhatabı olan iktidar partisi, kendisini darbecilerin elinden çekip alan halka, kurumlarıyla, kurallarıyla güçlendirilmiş demokratik bir hukuk devleti armağan edebilseydi”

Karar yazarı Elif Çakır, dün (15.07.2024) 8. yıldönümü olan 250 insanın hayatını kaybettiği 15 Temmuz darbe teşebbüsünün Türkiye’nin geçmişinde yaşanan diğer darbelerden farklı olduğuna işaret ederek, ” Bütün darbecilerin gayesi TBMM’yi ele geçirmek olmuştur ama tarihimizde ilk defa darbeciler Meclis’i bombaladılar, halka ateş açtılar, halkın üstüne tank sürdüler. Halkımız hayatlarını tehlikeye atarak sokaklara döküldü, devleti darbecilerin elinden kurtardı. İktidar partisi kendisini darbecilerin elinden alan, kurtaran halkına karşı ne yaptı?” dedi.
16 Temmuz’dan günümüze kadar 8 yılda neler yaşandı diyen Elif Çakır’ın “15 Temmuz ve sonrasındaki Türkiye…” başlıklı köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:
“İktidar bu fırsattan istifade, yargıya götürülmesi imkansız KHK’larla, güvenlikle ilgisi olmayan kanunlarda değişiklikler yaparak kurum ve unsurları sağlam bir demokrasi inşası yerine, kendi iktidarını otoritesine destek tarafına gitti.
Darbe sonrası devlet yaşadığı ilk şokla geniş kapsamlı gözaltılar yapabilirhızlıca hukuka dönmesi gerekirdi. Bir günlük erlerin, 18 yaşındaki askeri öğrencilerin darbe kalkışmasıyla ne ilgisi olabilirdi? Bir günlük erlere ağırlaştırılmış müebbet habis cezaları verildi.
İktidar Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu adeta yargıya baskının aracı haline getirdi, yargının tarihinde hiç olmadığı kadar siyasallaşmasının nedeni bu.
Uluslararası hukuk endekslerinde Türkiye 117. sıraya düştü meğer 2015 yılında 106’ıncı sıradaydık.
KHK mağduriyetleri ortada, ülkenin sekiz yıldır kanayan bir yarası.
Sekiz yıl geçti aradan ve adalet alanında yaşanan mağduriyetler olduğu benzeri duruyor.
Bir ülkenin 1 milyon 900 bin teröristi olur mu? Bir ülkenin 900 şirketi terörle iltisaklı olur mu? Bu türlü bir ülke, bu türlü bir devlet olur mu?
***
AK Parti iktidarı bu ülkede bir daha demokratik olmayan bir kalkışmanın yaşanmaması için demokratik ve anayasal kurumları güçlendirmek, kuvvetler ayrılığını tesis etmek yerine bütün yetkileri tek elde toplayan bir hükümet sistemine geçti.
CB sisteminin ülkeyi getirdiği nokta ortada. Keşke bu ülkenin tamamını birleştirme umudu olan Yenikapı Ruhu devam ettirilseydi. Türkiye kuvvetler ayrılığı tesis edilmiş, demokratik ve anayasal kurumlarını güçlendiren bir hükümet sistemine geçebilmiş olsaydı. Darbenin muhatabı olan iktidar partisi, kendisini darbecilerin elinden çekip alan halka, kurumlarıyla, kurallarıyla güçlendirilmiş demokratik bir hukuk devleti armağan edebilseydi.
15 Temmuz’a tiyatro diyenleri kınayalımfakat artık sonrasında oluşan hukuksuzlukları konuşalım…”