enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,5800
EURO
53,0066
ALTIN
6.648,07
BIST
14.079,81
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
19°C
İstanbul
19°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
24°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
20°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
18°C
Cuma Yağmurlu
21°C

KESK’ten iktidara ve Meclis’e sicil affı çağrısı: 20 yıllık mağduriyet artık ertelenemez bir ihtiyaçtır

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, memurlara yönelik disiplin cezalarının silinmesini öngören bir sicil affının geciktirilmeden yasalaşması gerektiğini söyledi. Karagöz, “Mevcut cezalar görevde …

KESK’ten iktidara ve Meclis’e sicil affı çağrısı: 20 yıllık mağduriyet artık ertelenemez bir ihtiyaçtır
18.05.2026 15:30
1
A+
A-

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, memurlara yönelik disiplin cezalarının silinmesini öngören bir sicil affının geciktirilmeden yasalaşması gerektiğini söyledi. Karagöz, “Mevcut cezalar görevde yükselmenin önünü tıkamakta, idari görevleri engellemekte, tayin ve atamalarda ayrımcılığa zemin hazırlamaktadır. Kamu çalışanları üzerinde bir baskı unsuru haline gelen bu durum karşısında, 20 yıldır adım atılmayan sicil affı artık bir temenni değil, kaçınılmaz bir zorunluluktur” dedi.

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, kamu personeline verilen disiplin cezalarının affedilmesi talebiyle konfederasyon genel merkezinde bir basın toplantısı düzenledi. Devlet memurlarının sicil dosyalarındaki disiplin kayıtlarının temizlenmesine yönelik en son yasal adımın 2006 senesinde atıldığını hatırlatan Karagöz, “Siyasi iktidar, o dönem yürürlüğe giren 5525 sayılı Kanun ile kendi döneminden önce verilen cezaları sıfırlamıştı. Ancak aradan geçen yaklaşık 20 yıllık süreçte kamu personel rejimi defalarca değiştirilip disiplin yaptırımları daha da ağırlaştırılmasına rağmen, emekçilerin yaşadığı kronik mağduriyetleri bitirecek yeni bir sicil affı düzenlemesi bir türlü gündeme alınmadı” şeklinde konuştu.

Ülkedeki kamu görevlilerinin neredeyse tamamının sicilinde en az bir disiplin cezasının yer aldığını iddia eden Karagöz, “Çünkü günümüzde en temel demokratik ve anayasal hakların kullanımı bile birer soruşturma gerekçesine dönüştürülmüş durumda. Bir basın açıklamasına katılmak, sendikal eylemlerde yer almak, iş bırakma kararlarına uymak, sosyal medyada görüş paylaşmak ya da hukuka aykırılıklara ses çıkarmak; idari ve adli soruşturmaların doğrudan hedefi haline gelmektedir” ifadelerini kullandı.

“Sendikal haklar ve örgütlenme özgürlüğü hedefte”

Kamu çalışanlarının sadece ekonomik darboğaz, güvencesizlik ve derinleşen yoksullukla boğuşmadığını, aynı zamanda yıllardır dosyalarında taşımak zorunda bırakıldıkları cezaların hukuki ve mesleki sonuçlarıyla da yüzleştiğini belirten Karagöz, özellikle sendikal faaliyetler sebebiyle verilen cezaların personelin meslek hayatı boyunca önüne konulan birer “cezalandırma dosyası” işlevi gördüğünü dile getirdi. KESK Eş Genel Başkanı, “Oysa sendikal faaliyetlerde bulunmak anayasal bir haktır. Grev hakkı, iş bırakma eylemleri, demokratik tepkiler ve örgütlenme özgürlüğü hiçbir hukuki metinde suç olarak tanımlanamaz” dedi.

Kamu emekçilerinin demokratik haklarını kullandıkları için sürekli soruşturulduğunu, görevden uzaklaştırıldığını, ihraç edildiğini ve adli davalarla baskılanmak istendiğini savunan Karagöz, disiplin mekanizmasının kamu hizmetinin niteliğini artırmak için değil, “itiraz eden, hakkını arayan ve sendikalı olan çalışanları zapturapt altına almak amacıyla” bir araç olarak kullanıldığını ileri sürdü.

Karagöz, son dönemde konfederasyon üyelerinin karşı karşıya kaldığı hak ihlallerinden de örnekler paylaştı. Bursa’da Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesinde müdür yardımcılığı yapan KESK’e bağlı SES üyesi Hasan Toprak’ın, gazeteci olan kızının imza attığı bir haberin ardından bazı medya organları tarafından hedef gösterildiğini ve sonrasında görevden uzaklaştırıldığını belirtti.

“Uluslararası raporlarda Türkiye son sıralarda”

Aynı hafta içinde yine Bursa’da, konfederasyonun aldığı iki günlük iş bırakma kararına katılarak demokratik haklarını kullanan dört KESK üyesi hakkında da jet hızıyla soruşturma açıldığını aktaran Karagöz, baskıların farklı illerde de sürdüğünü söyledi.

Suriye Rojava’da IŞİD ve HTŞ militanları tarafından katledilen bir kadının saç örgüsüyle verilen poza tepki göstermek amacıyla sosyal medyada saç örgüsü görseli paylaşan çok sayıda KESK üyesine soruşturma açıldığını kaydeden Karagöz; Eğitim Sen Şırnak Şubesi’nden üç, SES Şırnak Şubesi’nden ise bir yöneticinin açığa alındığını ve bu isimler hakkında memuriyetten ihraç talebinde bulunulduğunu ifade etti.

Karagöz ayrıca, 6 Ekim 2015’te 10 Ekim Barış Mitingi’ne çağrı amacıyla düzenlenen basın açıklaması sırasında çıkan arbede gerekçe gösterilerek Adana’da aralarında sendika üyelerinin de yer aldığı 11 kişiye hapis cezası verildiğini anımsattı.

Türkiye’nin, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) raporlarında işçi ve sendikal haklar bakımından dünyanın en kötü durumdaki 10 ülkesi arasında listelendiğine dikkat çeken Karagöz, “Bugün kamu kurumlarında liyakat ve ehliyet rafa kaldırılmış; sadakat, iktidara yakın olmak ya da mevcut politikaları sorgusuz sualsiz uygulamakla eş değer hale getirilmiştir” eleştirisinde bulundu.

Disiplin cezalarının memurlar için sadece basit bir idari kayıttan ibaret olmadığının altını çizen Karagöz, “Bu cezalar görevde yükselme sınavlarında önünüze engel olarak çıkıyor, idari kadrolara atanmayı imkansızlaştırıyor, tayin ve görevlendirmelerde ayrımcılığa yol açıyor, maddi kayıplar doğuruyor ve çalışanın üzerinde sürekli bir Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor” dedi.

Olağanüstü Hal (OHAL) KHK’ları ile ihraç edilenlerden haklarında herhangi bir yargısal süreç bulunmayan ya da yürütülen soruşturma ve davaları lehlerine sonuçlanan kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesini sağlayacak bir yasal düzenlemenin artık kaçınılmaz olduğunu ifade eden Karagöz, “Sicil affı talebi sadece KESK’in değil, bu ülkenin dört bir yanında ter döken tüm kamu çalışanlarının ortak ve haklı talebidir” diye ekledi.

“Parlamento, yasal düzenleme için vakit kaybetmeden harekete geçmelidir”

Kamu çalışanlarının ceza ve baskı sarmalı yerine güvenceli istihdam ve hukuk kurallarının egemen olduğu bir çalışma hayatı talep ettiğini belirten Karagöz, sözlerini şöyle tamamladı:

Cinsel saldırı, çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet ve yüz kızartıcı suçlar istisna tutulmak kaydıyla, kamu personeline verilen tüm disiplin cezalarının bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını ve sicillerden tamamen silinmesini sağlayacak geniş kapsamlı bir sicil affı yasası ivedilikle Meclis’e getirilmelidir. Tekrar ediyoruz; 20 yıldır çıkarılmayan sicil affı artık bir talep olmanın ötesinde, ertelenemez bir ihtiyaçtır.

KESK’in bu doğrultuda yoğun bir imza kampanyası yürüttüğünü ve Meclis’te grubu bulunan muhalefet partileriyle temas kurduğunu dile getiren Karagöz, “Son olarak 7 Nisan 2026 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Işıkhan ile gerçekleştirdiğimiz yüz yüze görüşmede bu sicil affı talebimizi doğrudan kendilerine ilettik. TBMM, kamuda biriken bu kronik sorunları çözmek ve çalışanlarla demokratik bir bağ kurmak adına af çıkarma yetkisini zaman kaybetmeden kullanmalıdır. Tüm siyasi partileri kamu emekçilerinin bu ortak çığlığına kulak vermeye davet ediyoruz” dedi. (ANKA)

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.