Viktor Orban, Facebook hesabından yayımladığı bir videoda parlamento çalışmalarına katılmayacağını ve milletvekilliğini de üstlenmeyeceğini açıkladı. Orban seçimde ağır yenilgi alan FIDESZ partisinin başkanlığını ise sürdürecek.

Bu, Orban’ın 1990 yılından bu yana kesintisiz bir şekilde devam eden milletvekilliğinin sona erdiği anlamına geliyor.
FIDESZ yeni parlamentoda yalnızca 52 milletvekiline sahip olacak; bunların 40’ı, başında Viktor Orban‘ın bulunduğu ulusal listeden seçildi.
Orban 25 Nisan’da yaptığı açıklamada, daha genç bir kuşağa yer açmak için geri çekildiğini söyledi.
Ancak bu açıklama Viktor Orban’ın siyasetten tamamen çekildiği anlamına gelmiyor.
Haziran ayında yapılacak parti kongresi, parti lideri olarak geleceğine karar verecek ve Orban, Macar siyasetinin “ulusal cephesini yeniden şekillendirme” sürecinde aktif yer almayı planladığını belirtti.
Seçim yenilgisinin ardından ülkede yapılan anketlerde FIDESZ’e karşı güvensizliğin arttığı sonucu paylaşılmıştı.
Orban’ın açıklaması, son günlerde parti içinde kendisine karşı eleştirel seslerin yükselmesinin ardından geldi.
Gündem rejim değişikliği
On altı yıl süren Viktor Orban iktidarının ardından rejim muhaliflerinin tahminleri de aşan bir oranla seçimleri kazandığı Macaristan’da henüz yeni hükümet kurulmadı.
Ancak mecliste üçte iki çoğunluğu kazanan TİSZA partisi lideri kararlı tutumuyla ülkede siyasi yapıda doku değişikliğine başladı.
Peter Magyar bir yandan alanlarında uzman kişilerden hükümeti oluşturma çabalarını sürdürürken, diğer yandan da seçimlerdeki temel vaatlerinin nasıl gerçekleşeceği üzerine program taslaklarını açıklıyor.
Bu vaatler arasında öne çıkanlardan biri 1990 yılındaki ilk serbest seçimlerden bu yana her seçim döneminde gündeme gelen, ancak siyasi kaygılar nedeniyle her defasında ertelenen devletin gizli kayıtlarındaki ajan ve muhbirler listelerinin açıklanması vaadiydi.
Açık ve temiz toplum için zorunlu adımlar
Sosyalist rejim döneminde, aynen Sovyetler Birliği ve diğer Doğu Bloku ülkelerinde olduğu gibi Macaristan’da da devlet toplum içindeki rejim muhaliflerini ortaya çıkarabilmek için ülkede yayın bir ajan ve muhbir kurmuştu.
İnsanlar birbirlerini gerekçeli ya da gerekçesiz ihbar ediyor, rejim karşıtı olarak damgalananlar, hapis ve sürgün değilse de yetmişli ve seksenli yıllarda bile işlerini, toplumsal statülerini kaybetme durumunda kalabiliyorlardı.
Toplumun talebi bu listelerin tamamen ve herhangi bir sansüre uğramadan açıklanması idi.
Ancak FİDESZ de dâhil olmak üzere hiçbir hükümet bu riski göze almadı. Çünkü, 1990 sonrası dönemde de siyasette aktif olan pek çok kişinin geçmişte muhbirlik yaptığının ortaya çıkmasından endişe ediliyordu.
Peter Magyar, hükümetinin bu listeleri eksiksiz ve sansürsüz yayınlayacağını açıkladı.
Atılacak ilk adımlar konusunda toplumun bir diğer beklentisi de geçmişe dönük yolsuzluklarla ve yasa dışı uygulamalarla ilgili soruşturmalar.
Ve bu soruşturmaların devamı olarak da FIDESZ hükümetinin “ulusal girişimciler yaratıyoruz” sloganın ardına sığınarak haksızca dağıttığı düşünülen milli servetin geri alınması.
Peter Magyar bu en önemli iki konunun tavizsiz bir şekilde üzerine gidilmesi amacıyla başbakanlığa bağlı “Kabine Özel Bakanlığı” diye bir bakanlık kurulacağını ve bunun başına da Balint Ruff‘un getirileceğini açıkları.
Balint Ruff bir önceki seçimlerdeki altılı masa muhalefetinin de önde gelen genç siyasetçilerinden. Sol ve liberal görüşlere sahip Ruff, 2022 genel seçimlerinde altılı masa muhalif ittifakının kampanya sorumlusuydu.
Ruff’ın geçmiş dönemin yolsuzluklarının tavizsiz takipçisi olacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Peter Magyar kendini iktidara getiren çok renkli muhalefetin farkında
12 Nisan seçimlerinde muhalif TİSZA partisi % 53,2 oy almıştı. FIDESZ ise on altı yıllık bir iktidar yorgunluğunun ardından % 38,6’da kalmıştı.
Seçimlerde küçük da olsa iktidarı kaybetme riskini hisseden Viktor Orban, son dönemde bir yandan devletin en önemli kurumlarının başına 8-10 yıllık gibi çok uzun görev süresi saptayarak partinin en sadık kadrolarını oturtmuştu.
Plan, hükümet değişse bile, Cumhurbaşkanı’ndan Sayıştay’a, Yargıdan Anayasa Mahkemesi’ne, Devlet Medya Üst Kurumu’ndan, üniversiteleri devrettikleri özel vakıflara kadar akla gelebilecek her önemli kurumun başındaki Orban’a sadık bürokratlarca yeni hükümetin çalışmalarını sabote etmekti.
Ancak muhalefetin üçte ikilik bir çoğunlukla meclise geleceği hesap edilmemişti. Bu oran Peter Magyar hükümetine anayasayı istediği gibi değiştirme hakkı veriyor
Yani devletin önemli kurumlarının başına oturtulan FIDESZ kadroları kolayca görevlerinden uzaklaştırılabilecek.
Peter Magyar bu nedenle devletin kilit noktalarına yerleştirilen FIDESZ kadrolarına 31 Mayıs tarihine kadar istifa etmeleri için mühlet verdi. Bu tarihin ardından eğer istifa etmeyen varsa, gerekirse anayasa değiştirilerek görevinden uzaklaştırılacak.
Devletin “temizlenmesi” muhalefetin en önemli hedeflerinden biriydi. Peter Magyar bir yandan bunu her koşul altında gerçekleştireceğinin işaretini verirken, diğer yandan da kendisine destek veren seçmenlerin dünya görüşü ve siyasi eğilim açısından çok renkliliğine özen gösterdiğini de ortaya koyuyor.
Dışişleri bakanlığına Anita Orban, savunma bakanlığına Romulusz Ruszin Szendi gibi bir zamanlar Fidesz’e yakın duran isimler getirilirken, soruşturmalar ve önemli reformlar Kabine Özel Bakanı Sol liberal görüşlere sahip Balint Ruff’a, eğitim bakanlığı ise yine liberal görüşlü Judit Lanner‘e emanet edildi.
Sosyal güvelik bakanlığına da görme engelli bir avukat olan Wilmos Katai Nemet getirildi.
Toplum yüzünü Avrupa Birliği’ne döndü
Uzmanlar muhalefetin kazandığı ezici zaferde Macar seçmenin FİDESZ hükümetinin Macaristan’ı Avrupa Birliği’nden çıkarma riskini hissetmesi olduğunu söylüyorlar.
Viktor Orban’ın Brüksel ile olan kavgası, Macaristan’ın geleceğini Rusya ve Çin ile ortak faaliyetlerin arttırılmasında görmesi, Orta Asya Türk Konseyi’ne Macaristan’ın konuk üye olarak kabul edilmesi insanları korkutuyordu.
Tüm bu adımların günün birinde Macaristan’ın Avrupa Birliği’nden ayrılmasına neden olacağından endişe edenler vardı.
Muhalefetin seçim gösterilerinin tekrar ve tekrar gündeme gelen sloganlarından biri “Avrupa, Avrupa, Avrupa” sloganıydı.
Bu seçimlere damgasını vuran ve neredeyse % 80 oranında Peter Magyar’ı desteklediği tahmin edilen “Z Kuşağı” serbest dolaşım, yerleşim ve çalışma özgürlüğü ve Avrupa kültürel değerleri gibi taleplerle öne çıkmıştı.
Avrupa Birliği’nin, Macaristan’da hukuk devleti uygulamalarında görülen eksiklikler nedeniyle gündeme getirdiği önlemlerden biri olan Macar üniversitelerinden gelecek öğrencilere karşı uyguladığı Erasmus burs yasağı Macaristan’da genç kuşağı çok endişelendirmişti.
Bu endişelere karşılık Peter Magyar 2014 yılında Macaristan Parlamentosu önündeki bayrak direğinden, o tarihe kadar Macar bayrağının yanında dalgalanan çok yıldızlı Avrupa Birliği bayrağının tekrar göndere çekilmesinin “ilk işi” olacağını söyledi.
Viktor Orban ve FIDESZ şaşkın
On altı yıllık iktidarın ardından gelen büyük seçim yenilgisinin şaşkınlığı Orban ve taraftarlarında hala devam ediyor.
Bu yenilginin nedenleri üzerine herhangi bir açıklamanın yapılamamış olması, FIDESZ taraftarları arsında hayal kırıklığı yaratıyor.
Tisza Partisi’nin önde gelen isimlerinden opera sanatçısı, soprano Andrea Rost 12 Nisan’daki seçimlerde, Fidesz adına yarışan ve %32,45 oy alan Attila Berko’ya karşı %58,84 oyla kazandı.
FIDESZ önde gelenleri arasında yenilgide Orban’ın şahsi sorumluluğunu vurgulayan sesler de yükselmeye başladı.
Rusya’ya çok taviz vermekle ve hatta aslında “Moskova için çalışmakla” suçlanan dışişleri bakanı Peter Szijjarto muhalif bir medya organında üç saat süren uzun mülakatta kendisine yöneltilen her soruya yanıt verdi.
Ama çok sayıda “bilmiyorum, duymamıştım, haberim olmamıştı” yanıtı vermesi, birçok konuyu aydınlatmaktan çok yeni soruların gündeme gelmesine neden oldu.
Hükümet kurmaya hazırlanan Peter Magyar’ın bütün muhalefet adına gösterdiği özgüven, FIDESZ üst yönetiminin şaşkınlığı ile bütünleştiğinde ülkedeki siyasi tablonun da süratle değişmesine neden oluyor.
Son kamuoyu yoklamalarına göre, halk ülkedeki değişikliklere iyimser yaklaşıyor ve yeni hükümetin vaatlerinden de memnun görünüyor.
Son anketler TISZA partisini destekleyenlerin oranının % 66’ya çıktığına, FIDESZ partisini destekleyenlerin oranının ise % 25’e düştüğüne işaret ediyor.
Bu ise FIDESZ’in seçimlerden bu yana 700.000 seçmen kaybettiğini gösteriyor.