2002’de 12 yaşındaki kız çocuğuna, 2022’de de 6 yaşındaki bir bebeciğe saldırıyorlar. Yirmi yılda kurtarıcı hiçbir şey yapmamışız…

Mehmet Altan*
“Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü ve bir yüzbaşının da aralarında bulunduğu 28 kişinin Mardin’de 2002 yılında, yedi ay boyunca daima tecavüz ettiği 12 yaşındaki N.Ç.’yi hatırlıyor musunuz?
Olayın ortaya çıkmasıyla N.Ç.’yi pazarladığı öne sürülen iki bayan ve 25 erkek tutuklanmıştı.
Davanın ilk duruşması 24 Şubat 2003 yılında yapıldı.”
***
“Aynı yılın altıncı ayından sonra davada hiç tutuklu kalmamıştı… Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise fakat sekiz yıl sonra, Şubat 2011’de karar verdi.
13 sanığı, ’15 yaşından küçük çocuğun ırzına geçtikleri’ gerekçesiyle alt sondan beş yıl hapisle cezalandıran mahkeme, altıda bir oranında iyi hal indirimi yaparak, cezayı dört yıl iki ay olarak belirledi.
Bu cezayı ‘suçun birden fazla defa işlenmesi nedeniyle altıda bir oranında artıran’ mahkeme, bu sanıklara da takdir indirimi uyguladı ve son cezayı dört yıl 10 ay olarak takdir etti.
18 yaşından küçük bir sanığa da üç yıl iki ay ceza verildi.
Bir sanık ise aksiyonunun teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle yalnızca bir yıl dört ay mahpusa mahkûm edildi.
Böylece, cezalarda en alt sınır uygulanmış oldu.”
***
“Mahkeme, sanıkları en alt sondan cezalandırma münasebeti olarak da ‘küçük kızın her şeyin farkında oluşunu’ gösterdi…
Peki, periyodun Kızıltepe Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü’nden, Mardin’de görevli yüzbaşıya, Kızıltepe Mehmetçik İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı’ndan Yeni Mahalle Muhtarı’na bütün o ‘tecavüzcüler’ ‘her şeyin farkında’ değil miydi?
Kısacası…
Bu coğrafyada 12 yaşındaki küçücük bir kız çocuğu ‘her şeyin farkında’ ise kentin tüm önde gelenleri onun ırzına geçebilirdi…”
***
“Üstelik tecavüz sanıklarına Adli Tıp’tan da destek gelmişti…
Zaten mahkeme de kararında, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Konseyi’nin, N.Ç. ile ilgili raporuna da yer veriyordu.
Raporda, kız çocuğunun, ‘olayın ahlaki kötülüğünün farkında olduğu’ yazılıydı.
Mahkeme, kararını bu rapor üzerine kurmuştu:
‘N.Ç.’nin mağduresi olduğu olayların ahlaki kötülüğünün farkında olduğu, bu olaylara ruhsal istikametten karşı koymaya muktedir olduğu halde kendi iradesiyle para kazanmak amacıyla sanıklar T. ve E. ile irtibata geçtiği ya da bunlarla irtibata geçen diğer sanıklarla ilgiye girdiği anlaşılmaktadır.
Adli Tıp’ın tespitine göre, mağdurenin olay tarihindeki gerçek yaşı 15’tir. Sanıkların maddi ya da manevi bir cebir kullandıklarına dair ögenin bulunmaması, mağdurenin yaşının da kanunun suç olarak kabul ettiği 15 sınırında olması nedeniyle, sanık T. ve E. dışındaki sanıklar için cezaların alt sondan tayin edilmesi gerektiği kanısına ulaşılmıştır.'”
***
“Avukatlar kararı anında temyiz ettiler…
Geçen gün, Yargıtay Başsavcılığı’nın 12 yaşındaki kız çocuğu için yerel mahkemenin ‘küçük kızın her şeyin farkında olduğu ve sanıkların en alt sondan cezalandırılması’ talebine destek verdiğini okudum.
Dosyayı inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14. Ceza Dairesi’ne gönderdiği yazıda yerel mahkemenin kararının onanması yönünde fikir bildirmekteydi…
Şimdi, Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin alacağı karar merakla bekleniyor…
Daire, Başsavcılığın mütalaasına uyar ise ’12 yaşındaki küçücük bir kız çocuğu her şeyin farkında ise kentin tüm önde gelenleri onun ırzına geçebilir’ anlayışı içtihat haline gelecek…”
***
“Günlerdir manşetten verilen bıçaklanmış kanlı çıplak vücudu konuşuyoruz…
Yukarıdaki kıssa ise utançla isyan etmemizi bekleyen tecavüzcü oligarşik nizamın bıçakladığı kanlı çıplak kız vücutlarını sergiliyor…”
***
“Kız çocuklarının ırzına geçme içtihadı” başlıklı bu yazıyı 11 Şubat 2011’de yazdım…
N.Ç olayını tarihler yazmasa da vicdanlar unutmadı…
2002 yılından bugüne 20 yıl geçti…
Bu kere de “tecavüzcü oligarşik düzen” 6 yaşında bir bebeciğin hayatını bıçakladı…
Utanç verici skandal kamuoyuna yansıyınca algı ve kandırmaca senaryolarıyla süreci atlatma peşindeler…
***
N.Ç olayının hukukî sürecinin fikri takibine gelince:
“Yargıtay 14. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin ‘N.Ç’nin sanıklarla isteğiyle birlikte olduğu’ yönündeki kararını onadı.”
AİHM ise 9.2.2021 tarihli harika kararı ile yargısal süreçteki yüz kızartıcı ihmalleri teker teker sayarak Türkiye’yi mahkûm etti.
***
2002’de 12 yaşındaki kız çocuğuna… 2022’de de 6 yaşındaki bir bebeciğe saldırıyorlar…
Yirmi yılda çocuklarımızı kurtaracak hiçbir şey yapmamışız…
Çocuklarımızı ve bebeklerimizi parçalamaya devam ediyor canavarlar…
*P24’ten alınmıştır.