Gazeteci-yazar Murat Yetkin, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçen ay İngiltere ve hafta başında Almanya’daki temaslarından hemen sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’le telefon görüşmesini hatırlatarak …

Gazeteci-yazar Murat Yetkin, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçen ay İngiltere ve hafta başında Almanya’daki temaslarından hemen sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen‘le telefon görüşmesini hatırlatarak “Bu görüşmeler kuşkusuz küresel planda ABD-Çin, Rusya-Çin liderleri arasında tartışılan küresel güvenlik konularıyla bağlantılı. İşte bu “büyük resim” içinde Yunanistan’la Türkiye açısından bir Mavi Vatan tartışması da yürüyor,” diye yazdı.
Öte yandan Yunanistan ve Türkiye arasındaki ‘Mavi Vatan’ tartışmasının 12 Mayıs’ta Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Araştırma Merkezi (DEHUKAM) Başkanı Mustafa Başkara’nın düzenlediği bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşılan “Deniz Yetki Alanları Kanun Taslağı” önerisiyle canlandığını yazan Yetkin, şöyle devam etti:
“Üyesi bulunduğum Türk-Yunan Forumu toplantıları için 17 Mayıs’ta Atina’ya indiğimizde Mavi Vatan konusunun gündemin zirvesinde olduğunu gördük. Hem Yunanistan Dışişleri yetkilileri hem de forum toplantılarında iki gün boyunca yaptığımız temaslarda en çok karşılaştığımız soru ‘Neden şimdi?’ oldu.
Bir de ‘Hani artık birbirimize sürpriz yapmayacaktık?’ sorusu. Ankara’nın Deniz Yetki Alanları Yasa Taslağını açıklamadan önce kendilerine de danışmasını bekliyormuş Atina. Ankara’nın ‘Ege Adaları’na Lozan Antlaşması’na aykırı silah yığarken bize danıştınız mı?’sorusuysa ‘O ayrı’ karşılığı alıyor.”
Yunanistan’ın yasanın çıkmasına engel olmak için ABD ve AB baskısıyla Ankara’nın değişikliğe gitmesini zorlamaya düşünebileceğini; Ankara’nın da bu konudaki kozunun NATO Zirvesi olacağını yazan Yetkin, “Hükümet, hazır CHP desteği de varken ‘Demir tavında dövülür’ atasözünde olduğu gibi, bayram sonrasında NATO zirvesi öncesinde güçlü bir parlamento desteğiyle yasayı çıkartıp bu konuyu geride bırakmak isteyebilir. Bu Ankara açısından akılcı bir yol gibi duruyor,” diye yazdı.
“Erdoğan NATO Zirvesi vesilesiyle bu sorunları geride bırakıp AB ile de yakınlaşma yollarını arama siyaseti izliyorsa, bu sadece bir taktik değilse, doğru bir yol olur. Ama bu yalnızca jeopolitik avantaj ve askeri sanayi ile sağlanabilecek bir hedef değil,” değerlendirmesinde bulunan Yetkin, Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” sürecinin başarıya ulaşması ve yargı reformu yoluyla iç barışı da sağlaması gerektiğini yazdı.