“Aklıma yalnızca çocuklarım geldi. Hayatta olmam lazım. Ne yapıp edip onlar için kesinlikle ayakta olmam lazım…”

Habertürk yazarı Nagehan Alçı, geçirdiği akciğer ameliyatına ilişkin süreci köşe yazısında anlattı. Babasını da akciğer kanserinden kaybettiğini kaydeden Alçı, “Hayat hiçbir zaman dışarıdan göründüğü değil…Kötülerin iyi olma ihtimalleri olmadığını görüyorum artık. Beklentim de umudum da yok. Bu kabulleniş çok iyi geliyor. Kesinlikle tavsiye ederim.” dedi.
Akciğer sinemalarında görülen ve ameliyat olmasına neden olan nodülü bir süre yakınlarına söyleyemediğini ifade eden Alçı, o periyotta yaşadıklarını “Hayatta yapılan bir yanılgının zincirleme nelere mal olabileceği, kızmanın, duygulanmanın, isyan etmenin insanın kendisine zarar vermekten diğer işe yaramadığını, kötülere bir şey olmadığını, insanın çocukları ismine yaşadığı pişmanlığın ve geri dönülmezliğin acısının tarif edilemez oluşunu, bu ülkede kulakların sağır, gözlerin kör olabileceğini, bunun da sebebini tekrar kendimde ve seçimlerimde aramam gerektiğini düşündüğüm sayısız gün…” sözleriyle anlattı.
Ameliyatının akabinde ağır bakımda gözlerini açtığını anlatan Alçı’nın köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:
“Tüm hekimler aynı şeyi söylemişti zira: Şayet nodül iyi huylu ise -ki bunu ameliyat esnasında anlarız- o zaman onu çıkarırız ve biter, odaya dönersin. Lakin şayet nodül iyi huylu değilse o zaman ciğerin o segmentini ve etrafındaki lenfleri alırız, ağır bakıma gelirsin…”
Yoğun bakımda olduğuma göre ikinci seçenek gerçekleşmiş…
Bu gerçeği kıpırdamadan yattığım ve uzaklardan hayal meyal ismimi duyduğum o yatakta tahmin etmediğim bir olgunlukla karşıladım.
Sonra benden beklemediğim bir optimistlik içine girdim. Kendimi mutlu bile hissettim. Deliriyor muyum sanki?
Nihayet dünden beri evdeyim.
Doktorların söylediğine göre bu nodül 4 yıldır uyuyormuş, hayat uzunluğu bu türlü uyuyan nodüller olurmuş fakat bir anda büyük bir gerilim yahut sıkıntı ile ya da kötü hayat şartları nedeniyle uyanabilirmiş de… Hakikaten benimki uyanmış. Erken görüp müdahale etmemiz büyük şansmış…
Evde durup hayatım üzerine uzun uzun düşünüyorum mesela. aynı koltukta kıpırdamadan oturuyorum. Epeydir başucumda duran kitapları okuyorum.
Doktorumun tavsiyesi ile uzun yürüyüşler yapıyorum. Bu hafta dinlenip haftaya yavaş yavaşfakat yeni bir sayfa açarak geri dönebilirmişim. Berbatların iyi olma ihtimalleri olmadığını görüyorum artık. Beklentim de umudum da yok. Bu kabulleniş çok iyi geliyor. Kesinlikle tavsiye ederim. Bana reçete ettikleri tek bir şey var: Gerilimden uzak dur… En zor reçete.fakat diğer seçenek yok.”