enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,6152
EURO
53,1254
ALTIN
6.623,10
BIST
13.814,90
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
21°C
İstanbul
21°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Hafif Yağmurlu
22°C
Cumartesi Çok Bulutlu
20°C
Pazar Hafif Yağmurlu
19°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
23°C

Narin Güran davasında kritik soru: Ağır cezalar hangi teknik raporlara dayandı?

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, Narin Güran davasında hükme esas alınan Ulusal Kriminal Büro (UKB) raporu ile HTS daraltılmış baz analizlerini Meclis gündemine taşıdı. Çelenk, bilimsel yeterliliği ve güvenilirliği tartışmalı teknik …

Narin Güran davasında kritik soru: Ağır cezalar hangi teknik raporlara dayandı?
21.05.2026 15:30
1
A+
A-

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, Narin Güran davasında hükme esas alınan Ulusal Kriminal Büro (UKB) raporu ile HTS daraltılmış baz analizlerini Meclis gündemine taşıdı. Çelenk, bilimsel yeterliliği ve güvenilirliği tartışmalı teknik raporların ağırlaştırılmış müebbet cezalarına dayanak yapılmasının hukuk güvenliği ve adil yargılanma hakkı açısından ciddi sorun yarattığını belirterek, Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’na soru önergesi verdi.

Sevilay Çelenk, Diyarbakır’ın Tavşantepe Köyü’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 19 gün sonra dere yatağında cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın cinayet davasında, aile üyelerinin mahkûmiyetine dayanak yapılan Ulusal Kriminal Büro ve HTS daraltılmış baz raporlarına ilişkin olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle kapsamlı bir soru önergesi verdi. Çelenk, uzmanların ve bilirkişilerin bilimsel anlamda çok sorunlu bulduğu ve hatta tümüyle geçersiz addettiği “dar baz incelemesi” ile UKB gibi ticari şirketlerin büyük çelişkiler içerdiği ve de güvenilir olmadığı tespit edilen görüntü analiz raporlarının, ağır ceza yargılamalarının temel dayanağı hale gelmesinin hukuk güvenliği ve adil yargılanma hakkı bakımından çok ciddi bir sorun yarattığını belirtti.

“Dava ağır kamuoyu baskısı altında çok kısa sürede tamamlandı”

Soru önergesinde Narin Güran Davasının yoğun kamuoyu baskısı ve medya ilgisi altında olağanüstü hızlı biçimde sonuçlandırıldığına dikkat çekildi. İlk duruşmanın 7-9 Kasım 2024 tarihlerinde görüldüğünü, ikinci duruşmanın ise yalnızca bir buçuk ay sonra yapıldığını belirten Çelenk, bu süreç sonunda Salim Güran, Enes Güran ve Yüksel Güran’a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildiğini ifade etti. Çocuğun cansız bedenine dokunan tek kişi olduğu ve çocuğu kendi kullandığı araçla dere yatağına taşıdığı sabit olan Nevzat Bahtiyar ise “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan, 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Soru önergesinde hatırlatıldığı üzere;

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesi kararını 29 Aralık 2025’te çok kısa süre içinde onadı, Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise “eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım” kapsamında değerlendirilmesi adına bozdu. Nevzat Bahtiyar, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 Nisan 2026’da görülen duruşmada “Nitelikli olarak çocuğu kasten öldürmeye yardım” suçundan takdiri indirim olmaksızın 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

“Hayatın olağan akışına uygun değil”

İstinaf aşamasında Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Başkanının aile üyeleri lehine kapsamlı bir muhalefet şerhi yazdığına işaret eden Çelenk, şerhte “dosyada eksik inceleme olduğu, delillerin gereğince incelenmediği, kovuşturmanın usulüne uygun yürütülmediği ve keşiflerin layıkıyla gerçekleştirilmesi gerektiğinin” vurgulandığını belirtti. Çelenk, Mahkeme Başkanının “Akla, mantığa ve hayatın olağan akışına uygun düşmediği kanaatindeyim” sözleriyle dosyadaki teknik değerlendirmelere itiraz ettiğini de vurguladı.

Ağırlaştırılmış müebbet kararlarının temel dayanaklarından biri: UKB raporu

Çelenk, bağımsız uzmanların ve uluslararası çalışmalarıyla bilinen adli bilirkişilerin, UKB adlı özel şirket tarafından hazırlanan görüntü analiz raporunda ciddi bilimsel ve metodolojik sorunlara işaret ettiğini ifade etti. Raporu bu uzmanların görüşlerine atıfla değerlendiren Çelenk, raporda kullanılan görüntü materyalinin orijinal çözünürlüğünün düşürülmesi ve kare hızının azaltılmasının veri kaybına yol açtığının, fiziksel mesafe, topoğrafik yapı ve zaman hesaplamalarında hatalar söz konusu olduğunun ve hayatın olağan akışına aykırı varsayımlar barındırdığının tespit edildiğini hatırlattı.

“UBK analizi uzaktan yapıldı”

Önergede ayrıca, olay yerinde herhangi bir saha doğrulaması yapılmaksızın yalnızca uzaktan analizle kesin kanaat oluşturulduğu belirtilerek şu değerlendirme yer aldı:

“Raporu hazırlayanlar, olay yerinde saha doğrulaması yapmaksızın yalnızca uzaktan analizle kesin kanaat oluşturmuş ve gözle ya da teknik yardımla vs. hiçbir şekilde seçilemeyecek çözünürlükteki karartı niteliğindeki bir görüntüden kayıp kişinin kimliğini (Narin Güran) teşhise gitmiştir.”

“UKB kamu kurumu niteliği taşımayan özel bir şirkettir”

Çelenk, kamu kurumu niteliği taşımayan ticari bir şirketin hazırladığı teknik raporların ağır ceza davalarında belirleyici hale gelmesinin ciddi bir hukuk güvenliği sorunu yarattığını belirterek “Kamu kurumu niteliğini haiz olmayan ticari bir şirketin çok yoğun bir kamuoyu ilgisi ve dava üstündeki ağır siyasi baskı ortamında, sağlıklı ve güvenilir bir analiz yürütmede ısrarcı olmasını beklemek güçtür” dedi.

“UKB siyasi davalarda görünür olma çabası içinde”

Önergede, UKB’nin geçmişte çok sayıda siyasi ve yüksek profilli dosyada da adının geçtiğini hatırlatıldı. Çelenk, “UKB’nin yalnızca mevcut davadaki rolü değil, geçmişten bugüne kamuoyunda geniş yankı uyandıran siyasi davalarda nasıl konumlandığı da dikkatle incelenmelidir. Medya görünürlüğü yüksek siyasi davalarda teknik rapor ve değerlendirmeler üzerinden kamuoyu tartışmalarının merkezine yerleşen şirketin, ticari faaliyet yürüten bir yapı olarak bu süreçlerde görünürlük kazanma çabası ciddi kuşkular doğurmaktadır. Hazırladığı teknik raporları objektif biçimde sunması beklenen bir yapının, siyasi davalarda güçlüden yana pozisyon aldığı yönündeki eleştiriler de bu tartışmaları derinleştirmektedir” dedi.

Çelenk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“UKB’nin sosyal medya ortamlarındaki paylaşımlarının ciddiyetten uzak hakaretamiz ve spekülasyona yatkın dili, Narin Güran olayı gibi çok ciddi ve hassas konulardaki bir soruşturmaya esas teşkil edecek mahiyette inceleme ve raporlama yapan bir kurum bakımından çok sorunludur.”

“Türkiye’de yargı süreçleri kimlere emanet ediliyor?”

Çelenk, UKB’nin son dönemde yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama suçlamalarıyla yürütülen operasyon kapsamında gözaltına alınıp tutuklanan Rasim Ozan Kütahyalı’yla ilgili süreçte yaptığı paylaşımları da önergesine taşıdı. Şirketin sosyal medya paylaşımlarında “Telefon şifresini UKB kırar” ifadelerini kullanarak davaya dahil olmaya çalıştığını belirten Çelenk, uzmanların ise cep telefonu şifrelerinin bu şekilde kırılmasının mümkün olmadığını ifade ettiğini söyledi. Önergede, Van’da şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş’in telefonuna İspanya’da dahi erişim sağlanamadığı hatırlatılarak, şirketin bu konuda herhangi bir işlem yapıp yapmadığının bilinmediği ifade edildi.

Çelenk, sözlerine şöyle devam etti:

“Böylesine kritik dava süreçlerinde rol üstlenen özel bir şirketin, yalnızca bilimsel yeterliliğini ve teknolojik kapasitesini kanıtlamak değil, ticari görünürlük arayışı, faaliyet biçimi ve kamuoyu üzerindeki etkisi de hukuk güvenliği ile adil yargılanma ilkeleri açısından dikkatle sorgulanması gereken bir husustur. Bu durum, Türkiye’de yargı süreçlerinin kimlere emanet edildiği konusunda gerçek bir kaygıya ve güvensizliğe yol açmaktadır.”

“Oda oda konum tespiti mümkün mü?”

Çelenk önergesinde, mevcut telekomünikasyon sistemleriyle kişilerin geçmiş günlerde belirli noktalardaki konumlarının “oda oda, adım adım” bir doğrulukla tespit edilmesinin teknik olarak mümkün olmadığına dair uzman bilirkişiler tarafından çok sayıda ayrıntılı değerlendirme yapıldığı hatırlatıldı.

Daraltılmış baz raporunu hazırlayan bilirkişilerin kimlikleri ve teknik yeterliliklerine ilişkin soru işaretlerine de dikkat çeken Çelenk şu ifadeleri kullandı: “Daraltılmış baz raporunu hazırlayan bilirkişilerin kimler olduğu, hangi kurumsal veya teknik yeterlilik kriterleri doğrultusunda görevlendirildikleri, daha önce hangi adli dosya, soruşturma veya davalarda benzer bilirkişilik faaliyetlerinde bulundukları, hazırladıkları önceki raporların yargı süreçlerindeki etkileri ve bu kişilerin uzmanlıklarının hangi bağımsız denetim veya akreditasyon mekanizmalarıyla değerlendirme altına alındığı hususunun da açıklığa kavuşturulması zorunludur.”

“HTS sinyali iddiasıyla her yurttaş risk altında”

HTS sinyallerinin kesin delil gibi değerlendirilmesinin son derece tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Çelenk, “HTS sinyallerinin teknik sınırları ve hata payları göz ardı edilerek mutlak doğruluk taşıyan kesin deliller gibi değerlendirilmesi, her yurttaşın yıllar sonra herhangi bir HTS kaydı üzerinden suçlamalarla karşı karşıya kalabilmesine yol açabilecek son derece tehlikeli bir yaklaşım yaratmaktadır. Üstelik teknik niteliği ve güvenilirliği tartışmalı bu veriler karşısında yurttaşların kendilerini savunabilecekleri, bağımsız denetim talep edebilecekleri ve raporlara etkili biçimde itiraz edebilecekleri güvenceler de mevcut koşullar altında giderek zayıflamaktadır” ifadelerini kullandı.

“Yargıya duyulan güven daha da sarsılıyor”

Çelenk, bilimsel yeterliliği ve denetlenebilirliği tartışmalı teknik raporların ağırlaştırılmış müebbet cezalarına dayanak yapılmasının yalnızca mevcut dava açısından değil, genel hukuk sistemi açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti. Türkiye’de yargıya güvenin giderek sarsıldığını belirten Çelenk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özel bir şirket tarafından hazırlanan teknik raporlar ile kamuoyu açısından şeffaf olmayan bilirkişi değerlendirmelerinin üç aile üyesinin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla ömür boyu özgürlükten yoksun bırakılmalarına dayanak oluşturması, bir hukuk devletinde kabul edilemez bir durumdur. Bu durum verilen kararların meşruiyetini ciddi biçimde tartışmalı hale getirmekte ve Türkiye’de zaten zayıflamış olan yargıya duyulan toplumsal güveni de temelden sarsmaktadır.”

Aile üyeleri için adalet çağrısı

Aile üyeleri için adalet çağrısı yapan Çelenk, “Üç aile üyesinin aleyhlerinde hiçbir somut delil olmamasına rağmen, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla ömür boyu özgürlükten yoksun bırakılması bir hukuk devletinde kabul edilemez bir durumdur” dedi. Çelenk, Narin Güran Davasındaki yargılama süreci, bilirkişilik sistemi ve HTS daraltılmış baz raporlarına ilişkin sorularını Adalet Bakanlığı’na yöneltirken, UKB’nin Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilmiş bir özel şirket olması nedeniyle akreditasyon ve denetim süreçlerine ilişkin sorularını da Dışişleri Bakanlığı’na sordu.

Çelenk, Bakanlıklara şu soruları yöneltti:

– UKB’nin sahip olduğu belirtilen ulusal veya uluslararası akreditasyonların kapsamı nedir? Bu akreditasyonlar hangi kurumlar tarafından, hangi tarihlerde ve hangi somut teknik, bilimsel ve kurumsal kriterler doğrultusunda verilmiştir?

– UKB’nin faaliyetleri, görevlendirme süreçleri, uzman kadrosu ve hazırladığı teknik raporlar hangi kamu kurumları, idari mekanizmalar veya bağımsız denetim süreçleri tarafından izlenmekte ve denetlenmektedir?

– UKB bünyesinde bilirkişi veya uzman sıfatıyla görev yapan kişiler bugüne kadar kaç dava, soruşturma, ceza dosyası veya kamuoyunda yüksek etki yaratan olayda teknik inceleme, bilirkişilik ya da uzman görüşü sunmuştur? Bu kapsamda hazırlanan kaç rapor ilgili mahkemeler veya adli merciler tarafından dikkate alınmış, kaç rapor iade edilmiş, yetersiz bulunmuş ya da hükme esas alınmamıştır?

– UKB tarafından hazırlanan teknik raporların bugüne kadar doğrudan veya belirleyici teknik delil olarak kullanıldığı ağır ceza yargılaması sayısı kaçtır? Bu dosyaların kaçında mahkûmiyet kararı verilmiştir?

– Ticari faaliyet yürüten özel şirketlerin ağır ceza davalarında belirleyici teknik raporlar hazırlamasının tarafsızlık, bilimsel güvenilirlik, hukuk güvenliği ve adil yargılanma hakkı bakımından yaratabileceği risklere ilişkin Bakanlığınız tarafından herhangi bir değerlendirme veya düzenleme çalışması yapılmış mıdır?

– Türkiye’de UKB gibi ulusal veya uluslararası akreditasyona sahip olduğu belirtilen, teknik bilirkişilik, adli bilişim, kriminal inceleme, görüntü analizi veya dijital delil değerlendirmesi alanlarında faaliyet gösteren kaç özel şirket, laboratuvar veya uzman kuruluş bulunmaktadır?

– Bağımsız uzmanlarca ciddi hata ve çelişkiler içerdiği belirtilen UKB görüntü analiz raporu, Narin Güran dosyasında hangi doğrulama, denetim veya ikinci inceleme mekanizmasına dayanılarak mahkemece güvenilir teknik delil kabul edilmiş ve hükme esas alınmıştır?

– Narin Güran dosyasında hükme esas alınan HTS daraltılmış baz raporunu hazırlayan bilirkişilerin kimlikleri, uzmanlık alanları, mesleki geçmişleri, teknik yeterlilikleri nelerdir ve hangi kriterler doğrultusunda görevlendirilmişlerdir?

– Daraltılmış baz raporunu hazırlayan bilirkişiler daha önce kaç dava, soruşturma veya adli dosyada benzer bilirkişilik faaliyetlerinde bulunmuştur?

– HTS daraltılmış baz analizleri yoluyla kişilerin geçmiş tarihlerdeki konumlarının oda oda, adım adım ve kesin doğrulukla tespit edilebildiği yönündeki iddiaların herhangi bir bilimsel, teknik veya akademik dayanağı bulunmakta mıdır? Bu düzeyde hassas konum tespitinin mümkün olduğuna ilişkin uluslararası adli bilişim literatüründe veya resmi teknik standartlarda doğrulanmış bir yöntem mevcut mudur?

– Daraltılmış baz yönteminin Adli Tıp Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Yargıtay içtihatları veya diğer resmi teknik kurumlar nezdinde tanımlanmış açık bir bilimsel standardı bulunmakta mıdır?

– Ceza yargılamalarında kullanılan bilirkişi veya özel şirket raporlarının bilimsel hata, metodolojik yetersizlik veya yanlış yönlendirme içermesi halinde uygulanacak idari, hukuki veya cezai yaptırımlar nelerdir?

– UKB’nin hazırladığı raporlar ve daraltılmış baz raporları gibi bilimsel ve teknik açıdan ciddi biçimde tartışmalı olduğu belirtilen raporların ağırlaştırılmış müebbet gibi son derece ağır cezalara dayanak oluşturması karşısında, bilirkişilik sistemi, teknik delil güvenilirliği ve uzman denetimi konusunda herhangi bir yeniden inceleme veya reform çalışması yürütülmekte midir?

– Türkiye’de ağır ceza yargılamalarında görev alan özel teknik inceleme şirketleri, bilirkişiler ve uzman kuruluşlara ilişkin merkezi bir kayıt, performans izleme veya denetim veri tabanı bulunmakta mıdır? Bulunmuyorsa böyle bir sistem oluşturulması planlanmakta mıdır?

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.