enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Pazartesi Açık
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
13°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
14°C

Prof. Dr. Esra Çöp: Yapay güzellik algısı yeme bozukluğu nedeni

Prof. Dr. Esra Çöp: Yapay güzellik algısı yeme bozukluğu nedeni

Prof. Dr. Esra Çöp: Yapay güzellik algısı yeme bozukluğu nedeni
20.06.2025 15:00
2
A+
A-

Bilkent Şehir Hastanesi’nden Prof. Dr. Esra Çöp, ergenlik çağındaki gençlerde hızla artan “Anoreksiya nervoza” vakalarının en çok 14-18 yaş arasında ve kız çocuklarında görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Çöp, “Sosyal medyada yapay, gerçekçi olmayan ideal bir beden algısı yaratılıyor. Çocuklar da bu bedene ulaşmak için beslenmeleriyle ve yemeleriyle ilgili çok fazla oynuyorlar açıkçası. Yeme bozukluğu, sadece bir zihin ya da mide meselesi değil aynı zamanda gelişimi durduran, hayati risk barındıran bir durum” dedi.

Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Kliniği Eğitim ve İdare Sorumlusu Prof. Dr. Esra Çöp, yemek bozukluğu sonucu kişinin hızla kilo kaybetmesiyle ortaya çıkan “Anoreksiya nervoza”nın psikiyatrik bir bozukluk olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Çöp, “Kişinin kilo almaktan aşırı korkması, kendini kilolu hissetmesiyle birlikte, kilo kontrolüne yönelik anormal davranışların eşlik ettiği bir yeme bozukluğu. Genellikle bu kişilerde bu hastalık kendi beden sağlıklarını bozacak kadar kilo vermelerine, gelişimlerinin geri kalmasına neden olabiliyor. Aşırı kilo alma korkuları olabiliyor ve beden algıları bozulabiliyor. Kişi aynada gördüğü kendini zayıf olmasına rağmen aşırı kilolu algılayabiliyor. Aslında bedenini algılamasıyla ilgili bir düşüncesinde bozukluk olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

“Kadınlarda 10 kat daha fazla”

Prof. Dr. Esra Çöp, hastalığın daha çok ergenlerde görüldüğünü söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle 14-18 yaş ergenlerde sık görülüyor. Kadınlarda da erkeklere göre 10 kat daha fazla görülüyor. Küçük yaşlarda da nadiren görebiliyoruz. Genelde ergenliklerin başında bedenlerinde bir sürü değişiklik olabiliyor. Özellikle biraz kendilerini kilolu görüyorlarsa bir diyetisyen başvurusu olduğunu görebiliyoruz. Fakat bir süre sonra kontrolü kaybedebiliyorlar. Zayıflamalarına ve zayıf olmalarına rağmen kendilerini kilolu görebiliyorlar. Yeme ritüellerini değiştirebiliyorlar. Aileyle sofraya oturmaktan kaçınabiliyorlar. Ve aynı zamanda yine kilo kontrolünü sağlamak için aşırı egzersiz, aşırı hareketlilik gibi ek davranışlar görülebiliyor. Hatta bazı çocuklarda yine kilo kontrolü sağlamak için kusma gibi ya da ilaç kullanımı gibi davranışları da görebiliyoruz. Özellikle çocuğun, ergenin kişilik özellikleri, aile içi iletişim, ebeveynlerin tutumları, sosyal medyanın etkisi ya da geçirdiği çeşitli travmalar bunda rol alabiliyor, baskın olabiliyor hastalığın ortaya çıkmasında. Ergenlik dönemi aslında başlı başına birçok değişikliğin ortaya çıktığı bir dönem.”

Prof. Dr. Çöp, ergenlikte ruhsal ve kişilik değişimi ve gelişimiyle beden algısının çocuklarda çok önemli olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu:

“Sosyal medyada da günümüzde bir yapay, gerçekçi olmayan ideal bir beden algısı yaratılıyor. Bunu nasıl yapıyorlar? Bir, bu tarz içeriklerin ön plana çıkarılması olabiliyor. Ya da dijital uygulamalarla görünümün değiştirilmesi olabiliyor. Yani aslında gerçek olmayan bir ideal, zayıf bir beden algısı yaratılıyor. Çocuklar da bu ideale ulaşmak için, bu bedene ulaşmak için beslenmeleriyle ve yemeleriyle ilgili çok fazla oynuyorlar açıkçası. Zayıf olmanın güzel olmak ve başarılı olmakla ilişkili olduğunu düşünmeye başlıyorlar. Bu da tabii yeme bozukluğuna giden bir adım olabiliyor. Mükemmeliyetçi, başarı odaklı, çok katı kuralları olan çocuklarda, bu tarz kişilik özelliği olan çocuklarda anoreksiyanın görülme riski daha fazla olabiliyor. Yine aşırı kontrolcü aileler, aşırı kontrolcü tutumlarının devam etmesi, otoriter aileler, çok eleştiren ailelerde bu aile içi ilişkiler bozulabiliyor. Ve çocuğun bu çatışması, o ergenlik çatışmasını yeme üzerinden, yani yeme konusunda inatlaşarak götürmesine neden olabiliyor. O da tabii hastalığı ortaya çıkarıcı bir etken olabilir.” 

“Doktora başvurulmalı”

 
ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.