Fincancı, şiddetin toplumsal hayatta nasıl bir norm haline geldiğini ele aldı

Türk Tabipleri Birliği Başkanı ve Kozmik yazarı Şebnem Korur Fincancı, toplumda giderek artan kutuplaşma ve şiddet ortamına dikkat çekti ve geçmişteki sıcak, dostça toplumsal alakalara özlem duyduğunu ifade etti. Gündelik hayatın kolay nezaketlerinden, yabancılarla kurulan samimi sohbetlere kadar, insanlar arasındaki bu pozitif etkileşimlerin zamanla nasıl azaldığını vurguladı. Fincancı, toplumsal şiddetin normalleştirilmesine karşı çıkarken, bir zamanlar vapurda, trende ve otobüste bile yabancılarla gülümseyerek sohbet edilebilen günleri örnek gösterdi.
Fincancı, son yazısında toplumda artan şiddetin ve bu şiddetin normalleştirilmesinin altını çizdi. Yunanistan’da Anavyssos’un renkli pazar yerinde geçirdiği bir günün detaylarını paylaşarak yazısına başlayan Fincancı, buradaki tecrübelerini Türkiye’deki şiddet olaylarına bağladı. Pazarın canlı atmosferinden, Türkiye’ye dönüşte karşılaştığı şiddet yüklü haberlere geçiş yaparak, iki farklı dünyanın tezatını gözler önüne serdi.
Fincancı, şiddetin toplumsal hayatta nasıl bir norm haline geldiğini ele aldı. Türk Tabipleri Birliği tarafından düzenlenen Şiddet Çalıştayı’nda Nilgün Toker‘in sözlerini anımsatarak, siyasi otoritenin şiddeti nasıl serbest bıraktığını ve bunun toplum üzerindeki tesirlerini şöyle ayrıntılandırdı:
“Sevgili Nilgün Toker Türk Tabipleri Birliği olarak düzenlediğimiz Şiddet Çalıştayında, yaşanan şiddeti anlamlandırırken “Şiddeti serbest bırakma” ediminden söz etmişti. Siyasi otoritenin şiddeti serbest bırakmasından… Bir sokak röportajında edilen iki çift söz, sosyal medyada yöneltilen en kolay tenkit, sorulan sorular gözaltına alma, hatta tutuklama nedeniyken, tehditler, küfürler, havada uçuşan yumruklar, kırılıp dökülen camlar, yerlere saçılan tıbbi gereç en fazla usulen bir yakalama, karakoldan serbest bırakmanın ötesine geçmiyor. Hakaret, tehdit, fizikî saldırı siyasi otoriteyi besliyor.”
Fincancı, şiddetin sadece fizikî değil, aynı vakitte kelamlı ve ruhsal boyutlarının da olduğunu vurguladı. Sosyal medya üzerinden yapılan tehditlerin ve taarruzların her zamancezasız kaldığını, fakat küçük tenkitlerin bile büyük yaptırımlarla karşılandığını belirtti. Bu durumun, toplumda bir öfke kültürünün ve düşmanlık hissinin güçlenmesine neden olduğunu söyledi.
Fincancı, yazısında ayrıyeten toplumsal şiddeti ve baskıyı yenmenin yollarını ararken, gülümsemenin ve birbirimize güzellik yapmanın devrimci bir nitelik taşıdığını yazdı. Günlük etkileşimlerde gösterilen nezaketin ve empatinin, toplumsal güzelleşmeye katkı sağlayacağını ve şiddet döngüsünü kırabileceğini ifade etti. Toplumun bu zor vakitleri, daha fazla dayanışma ve anlayışla aşabileceğine olan inancını dile getirdi.
Şebnem Korur Fincancı’nın “Şiddeti Serbest Bırakmak” başlıklı yazısını okumak için .