Srebrenitsa şehitleri Keçiören’de anıldı

11 Temmuz 1995’te Bosna-Hersek’in doğusundaki Srebrenitsa kentinde soykırıma uğrayan 8 bin 372 şehit, katliamın 30. yıl dönümünde Keçiören Belediyesi tarafından düzenlenen törenle anıldı.
11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da soykırıma uğrayan 8 bin 372 kişi, katliamın 30. yılında Keçiören Belediyesi’nin düzenlediği törenle anıldı. Aliya İzzetbegoviç Parkı’ndaki tören her iki ülke şehitleri adına saygı duruşunun ardından, Bosna Hersek Milli Marşı ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Milli marşların ardından soykırımla ilgili duygu ve düşüncelerini iletmek için kürsüye gelen konuşmacıların ortak mesajı “Soykırımı unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız” oldu.
Konuşmaların ardından Fotoğraf Sanatçısı Tarik Samarah’ın Srebrenitsa konulu fotoğraflarından oluşan belgesel gösterimi katılımcılara duygusal anlar yaşattı. Keçiören Belediyesi ve Bosna Hersek’in Ankara Büyükelçiliği işbirliğinde düzenlenen anma töreninde, şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu.
Soykırım kurbanlarını anmak amacıyla düzenlenen törende sahne alan “Hayal Meyal” isimli müzik grubu Boşnakça “Sto Te Nema?” (Neden Yoksun?) adlı ağıtı ve Selanik türküsünü seslendirdi. Grup üyeleri eserleri Srebrenitsa ve Gazze’de yakınlarını kaybeden anneler için seslendirdiklerini söyledi.
Çok sayıda diplomat katıldı
Anma törenine, Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Atila Zorlu, Bosna-Hersek Ankara Büyükelçisi Mirsada Colakovic, Güney Afrika Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Dipuo Bertha Letsatsi Duba, Avusturya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Gabrielle Juen, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jovan Manasijevski, Tayland Krallığı Ankara Büyükelçisi Apirat Sugondhabhirom, Sudan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçilisi Nadir Yousif Eltayeb, İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Mehdi Abedi, Hırvatistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Hrvoje Cvitanovic, Vatikan Şehir Devleti Ankara Büyükelçisi Marek Solczynski, Slovenya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Gorazd Rencelj, Yemen Büyükelçisi Mohamed Saleh Ahmed Turiq, Hollanda Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands, Kosova Büyükelçisi Agon Vrenezi, diplomatlar, siyasi parti ve derneklerin üst düzey yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
“Halklarımız, topluluklarımız ve ortak tarihimiz arasında köprüler kurmalıyız”
Anma töreninde katılımcılara seslenen Bosna-Hersek Ankara Büyükelçisi Colakovic, şu ifadeleri kullandı:
“Sadece Boşnak ve Müslüman oldukları için sistematik olarak infaz edilen 8 bin 372 Boşnak erkek ve çocuğun soykırıma uğramasının üzerinden otuz yıl geçti. Dünyanın gözü önünde Avrupa’nın kalbinde soykırıma uğrayan bu erkek ve çocuklar tesadüfi kurbanlar değil, sistematik bir soykırım planının mağdurlarıydı. Orada bir sessizlik vardı. Uluslararası toplumun gözleri önünde gerçekleşen bu soykırım gizlice değil apaçık şekilde gerçekleşti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından güvenli bölge ilan edilmiş olan bölgede gerçekleşenlere sessiz ve kayıtsız kalındı. 1995 yılında Bosna-Hersek’te olanlara nasıl sessiz kalındıysa bugün, 2025’te Gazze’de olanlara da aynı şekilde sessiz kalınıyor. Katledilenlerin çığlıkları hâlâ pek çok kişinin kulaklarında çınlıyor. Bu, Avrupa ve tüm dünyanın vicdanında silinmez bir lekedir. Bunca sessizliğin ardından Srebrenitsa anneleri büyük bir cesaretle harekete geçerek barışçıl bir hukuk mücadelesi verdiler. Bizler de Srebrenitsa anneleri gibi cesaretle halklarımız, topluluklarımız ve ortak tarihimiz arasında köprüler kurmalıyız.”
“Soykırım sistematik ve organize bir girişimdir”
Bosna-Hersek üzerine yaptığı detaylı çalışmalarla bilinen Prof. Dr. Admir Mulaosmanovic, “Yaşanan soykırımlar, karşısında sessizlik içinde bulunduğumuz dünyanın nedenli karanlık olabileceğini gözler önüne seriyor. Soykırım sistematik ve organize bir girişimdir. Bu yaşananların sadece bu eylemi gerçekleştirenlere değil, emri verenler ve bu eylemin parçası olan herkes ve her kurumun sorumluluğunda gerçekleştiği gözden kaçırılmamalıdır. Yüzlerce insanın kamyon ve otobüslerle kendileri için önceden yapılmış toplu mezar alanlarına taşınarak infaz edilmesinin ardından, delilleri gizlemek amacıyla defalarca kez farklı mezarlara nakledilen cenazelere ait kalıntıların her biri farklı mezarlarda bulunmuştur. Bu sürece yüzlerce kişi katılmasına rağmen bunların çok azı suçlu bulunmuştur” diye konuştu. (ANKA)