Suriye’de Alevi sivillere yönelik saldırı iddiaları TBMM gündemine taşındı. Alevileri hedef alan sistematik saldırıların uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu vurgulayan Alevi kuruluşları, özellikle kadınlara yönelik saldırıların tehlikeli boyuta …

Suriye’de Alevi sivillere yönelik saldırı iddiaları TBMM gündemine taşındı. Alevileri hedef alan sistematik saldırıların uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu vurgulayan Alevi kuruluşları, özellikle kadınlara yönelik saldırıların tehlikeli boyuta ulaştığını belirttiler. Suriye’de Alevilerin kaçırma, cinsel şiddet, zorla evlendirme ve ideolojik baskı uygulamalara maruz kaldıkları ifade edildi. Alevilere yönelik saldırı iddialarına dikkat çeken DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Suriye’de başta Alevi kadınlar olmak üzere tüm kadınlara yönelik kaçırma, cinsel şiddet, zorla evlendirme ve ideolojik baskı uygulamalarına son verilmelidir” dedi.
Alevi dernekleri, sol sosyalist partiler ve demokratik kitle örgütleri, “Soykırımı Durdurun” kampanyası kapsamında Suriye’de Alevilere yönelik devam eden şiddet, baskı, kaçırma ve hak ihlalleri iddialarına ilişkin TBMM’de bazı siyasi partilerin milletvekilleri ile basın toplantısı düzenledi. Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS) ile birçok kuruluştan temsilcinin katıldığı basın toplantısında hazırlanan basın metnini imzacı kurumlar adına DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat okudu. Suriye’de Alevilere yönelik yaşanan şiddet, baskı ve insan hakları ihlallerine sessiz kalmayacaklarını belirten Fırat, “Suriye’de yaşayan çeşitli inanç ve milliyetlerden halkların haklarının korunması, sivillere yönelik saldırıların durdurulması, kadınlara karşı işlenen suçların soruşturulması ve halkların kendi kaderini tayin hakkının savunulması amacıyla yürüttüğümüz uluslararası imza kampanyasına verilen destekleri kamuoyuyla paylaşıyoruz” dedi.
“Raporlarda belgelenmektedir”
Suriye’de Alevilerin yanısıra Dürzi, Hristiyan ve diğer halk topluluklarının Suriye’de hükûmet tarafından sistematik bir şekilde şiddet, zorla yerinden edildiklerini ve “etnik-dinsel temizlik” uygulamalarıyla karşı karşıya kaldıklarını ileri süren Fırat, şöyle konuştu:
“Yaşananlar, tekçi ve köktendinci bir yönetim anlayışının inşasını hedefleyen politikaların sonucudur. HTŞ ve diğer cihatçı grupların işlediği insanlık suçlarına ilişkin iddialar her geçen gün artmakta; bu ihlaller Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Uluslararası Af Örgütü, Human Rights Watch, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ve Suriye İnsan Hakları Ağı tarafından yayımlanan çeşitli raporlarda belgelenmektedir. Başta Aleviler olmak üzere, seküler yaşam tarzını ve düşünceyi benimseyen birçok kişi işlerinden uzaklaştırılmakta, mülksüzleştirilmekte ve ekonomik olarak açlığa mahkûm edilmektedir.
“Kadınlara yönelik şiddet görünmez hale getiriliyor”
“Baskılara, şiddete ve soykırıma uğrayan halklardan, kadınların ve sivillerin hedef alındığı sistematik saldırılar, uluslararası hukukun ve temel insan haklarının açık ihlali niteliğinde” olduğunu ifade eden Fırat, “Uluslararası kuruluşların raporları, özellikle Alevi kadın ve kız çocuklarının kaçırılması, cinsiyete dayalı şiddete uğraması, zorla evlendirilmesi ve baskı yoluyla kimliklerinden koparılması riskinin giderek arttığını ortaya koymaktadır. Alevi kadınlara yönelik saldırılar artık son derece tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır” diye konuştu. Suriye’de yaşayan kadınların maruz kaldıkları baskıya da dikkat çeken Fırat, şöyle devam etti:
“Kadınlara ilişkin ‘İslam’ı seçti’, ‘gönüllü olarak ayrıldı’ ya da ‘Allah yolunda gitti’ gibi söylemlerle kaçırılma ve baskılar meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Böylece kaçırma, alıkoyma ve kadınlara yönelik şiddet görünmez hâle getirilmektedir. 29 Nisan 2026 tarihinde kaçırılan Betül Süleyman Alluş vakası, bu uygulamaların en çarpıcı örneklerinden biridir. Ailesinden alınan bilgilere göre Betül Süleyman Alluş’un, Ceble’de HTŞ kontrolündeki ve Selefi/Vahhabi anlayışın dayatıldığı bir kız yurdunda veya eğitim merkezinde tutulduğu iddia edilmektedir. Kendi iradesini özgürce ortaya koyup koyamadığı, ailesiyle serbestçe iletişim kurup kuramadığı ve hangi koşullar altında bulunduğu konusunda ciddi endişeler bulunmaktadır. Başta Betül Süleyman Alluş olmak üzere; zulme uğrayan, kaçırılan, cinsel şiddet uygulanan bütün kadınlar için sessiz kalmak yalnızca bir kadının özgürlüğünün gasp edilmesine göz yummak anlamına gelmemekte; aynı zamanda Alevi toplumuna yönelik sistematik baskı politikalarının yaygınlaşmasına da zemin hazırlamaktadır.”
Talepler
Uluslararası topluma ve kadın örgütlerine çağrı yapan Fırat, Suriye’de yaşananların yalnızca bir güvenlik sorunu değil halkların var olma, inançlarını özgürce yaşama ve kendi geleceklerini belirleme mücadelesi olduğunu söyledi. Alevi, Dürzi, Hristiyan ve Kürt topluluklarına yönelik saldırılar, ülkenin çoğulcu yapısını ortadan kaldırmayı amaçladığına vurgu yapan Fırat, bunun baskı politikalarının bir parçası olduğunu belirtti. Fırat, Uluslararası imza kampanyasına destek veren kişi ve kurumlarla birlikte taleplerini şu başlıklar altında sıraladı:
-Betül Süleyman Alluş ve benzer şekilde kaçırılan, tutsak edilen tüm kadınlar, derhâl özgürlüğüne kavuşturulmalı ve ailelerine teslim edilmelidir.
-Suriye’de başta Alevi kadınlar olmak üzere tüm kadınlara yönelik kaçırma, cinsel şiddet, zorla evlendirme ve ideolojik baskı uygulamalarına son verilmelidir.
-HTŞ ve bağlı silahlı grupların Alevilere, diğer azınlıklara ve özellikle kadınlara yönelik işlediği iddia edilen suçların araştırılması amacıyla bağımsız uluslararası bir soruşturma komisyonu oluşturulmalı ve sahada incelemeler başlatılmalıdır.
-Sivillere yönelik saldırılar ve etnik-dinsel temizlik uygulamaları derhâl durdurulmalıdır.
-İnsan hakları ihlalleri bağımsız mekanizmalar tarafından izlenmeli, sorumlular hakkında etkili adli süreçler işletilmelidir.
-Halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı gösterilmeli; azınlıkların güvenliği, eşit yurttaşlık ve temel hakları güvence altına alınmalıdır.”
İmzalar başkanlığa sunuldu
Açıklamanın ardından toplanan imzalar Meclis Başkanlığı’na sunulurken çalışmalara ilişkin hazırlanan dosyalar ise Meclis’te bulunan siyasi partilere sunuldu.