enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8791
EURO
52,8425
ALTIN
6.919,59
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Parçalı Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
20°C
Çarşamba Yağmurlu
11°C
Perşembe Çok Bulutlu
14°C
Cuma Hafif Yağmurlu
16°C

13 aydır tutuklu 16 gazetecinin davası Diyarbakır’da başlıyor

13 aydır tutuklu 16 gazetecinin davası Diyarbakır’da başlıyor

13 aydır tutuklu 16 gazetecinin davası Diyarbakır’da başlıyor
11.07.2023 07:30
46
A+
A-

Hatice Kamer
Diyarbakır

13 aydır tutuklu olan 16 gazetecinin davası bugün Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlıyor.

8 Haziran 2022’de Diyarbakır’da polis, çeşitli ev ve işyerlerine yaptığı baskınlarda 20’si gazeteci 22 kişiyi gözaltına almış, 8 gün gözaltında tuttuktan sonra çıkarıldıkları mahkemede, gazeteciler Zeynel Abidin Bulut, Abdurrahman Öncü, Aziz Oruç, Elif Üngür, İbrahim Koyuncu, Lezgin Akdeniz, Mazlum Doğan Güler, Mehmet Ali Ertaş, Mehmet Şahin, Sevinç Toprak, Ömer Çelik, Ramazan Geciken, Remziye Temel, Safiye Alagaş, Serdar Altan ve Suat Doğuhan tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Gazeteciler Esmer Tunç, Mehmet Yalçın, Kadir Bayram ve basın çalışanları Feynaz Koçuk ile İhsan Ergülen ise adli denetim önlemleriyle serbest bırakılmıştı.

Savcılık, aralarında üç özel yapım şirketi çalışanının da olduğu 22 kişi hakkında, 728 sayfalık iddianamesini 10 ay sonra, Nisan ayında tamamladı.

16 kişi hakkında 7 yıl 6 aydan 15 yıl kadar hapis cezası isteyen savcı, yurt dışında yayın yapan Kürt televizyon kanallarında ve çeşitli diğer medya kuruluşlarında yayınlanan haber ve programları “örgütsel bağ” delili olarak değerlendirdi.

İddianamenin kabul edildiği periyotta BBC Türkçe’ye konuşan tutuklu gazetecilerin avukatı Resul Teymur, “Türkiye’de Kürtçe yayın yapan birçok yayınevi, gazete ve mecmua, örgüte ait yayın şeklinde gösterilmiştir. Yeniden dosya ile ilgisi olmayan ve dosya dışında eski tarihlerde dinlenmiş onlarca şahidin sözleri, evrakta kanıt aynıi yansıtılmıştır” demişti.

Gazetecilerin ilk duruşması öncesi İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi tarafından yapılan açıklamada basın, niyet ve ifade özgürlüğü konusundaki anayasal teminatların bilhassa Kürt gazeteciler söylediği söz edilen olduğunda fonksiyonsuz kaldığı belirtildi.

“Hazırlanan iddianameler incelendiğinde gazetecilerin mesleksel faaliyetleri nedeniyle tutuklu oldukları açıkça anlaşılmaktadır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı açısından ağır bir hak ihlaline dönüşen keyfi tutukluluk hali sonlandırılmalıdır” denildi.

Suçlamalar neler?

İddianamede, yurt dışında yayın yapan Kürt televizyon kanallarının birtakım programlarını sıralayan savcılık, gazetecilerin program ve haberlerinin bu televizyonlarda yayımlanmasını da “örgütsel bağ olarak” olarak değerlendiriyor.

Savcı ayrıyeten yapım şirketlerinin görüntü arşivlerini, programlar için internetten indirilen fotoğraf ve görüntüler ile yapılan ödemeler, el konulan malzemeden çıkan ses kayıtlarını da suçlama konusu yapıyor.

Pel, Piya ve Ari isimlerindeki özel imal şirketleri ile bayan haber ajansı Jinnews’e yapılan polis baskını sonrası arama süreçleri 30 gün devam etmiş bu süre içerisinde binalara hiçbir çalışanın girmesine de izin verilmedi. Bu ofislerdeki bilgisayarların hard diskleri sökülerek alınmış, fotoğraf makinelerine ve kameralara el konulmuştu.

BBC Türkçe’ye konuşan tutuklu gazetecilerin avukatı Resul Teymur, imal şirketlerinde yapılan arama sırasında şirketlerin bilgisayarlarından yurt dışında yayın yapan Sterk ve Medya TV kanallarının serverlarına yasa dışı biçimde erişim sağlandığını iddia etmiş, bu TV’lerin bilgisayarlarından bilgi ve evrak çekildiğini, yasa dışı yollardan elde edilen dokümanların evraka ispat olarak konulamayacağını savunmuştu.

‘3 yaşındaki oğlum meskenlerinde cezaevi oyunu oynuyor’

Bir yılı aşkın müddettir devam eden tutukluluk hali hem gazetecileri hem ailelerini zorluyor. Bilhassa de küçük çocukları olanlar çok kaygılı.

Jinnews’te muhabirken, yeniden kendisi benzeri muhabir kameraman olan Ramazan Geciken ile evlenen gazeteci Beritan Elyakut, ”Bir anne bir gazeteci ve bir eş olarak beni en fazla bu süreçte çocuğumun ruhsal olarak maruz kaldıkları zorladı’’ diyor.

Ramazan Geciken, tutuklandığında Pia Prodüksiyon’da kameramanlık yapıyordu. Eşinin bâtın şahit beyanları ile tutuklandığını söyleyen Beritan, bu beyanların temelsiz tezlerle dolu olduğunu savunuyor:

”HTS kayıtları o kadar absürt ki, okurken gülmemek elde değil. Bir soruşturma başlatılıyorbu soruşturmada tek ispatınız yok. Bâtın şahit sözleri ve argümanlar üzerinden yalnızca işini yapan gazetecilerin 13 ayını çalıyorsunuz. Bu dava aslında bizlere tam da şunu gösteriyor: Türkiye’de doğru habercilik yapanların ve gerçeğin peşinden koşanların engellenmeye çalışıldığını…’’

Beritan, 3 yaşındaki oğluyla tüm açık ve kapalı görüşlere gitmiş. Bu sürecin 3 yaşındaki oğlunu kötü etkilediğini anlatıyor.

”Oğlum Roger Baz 13 ay babasından farklı kaldı. Şimdi 3 yaşında bir çocuk cezaevi ortamıyla tanıştı. Orada uygulanan arama rutinlerini çocuğum meskenlerinde oyuna çevirdi. Bir kapıdan geçerken ‘Anne dur’ deyip beni aradıktan sonra geçişime izin veriyor.’’

Oğlunun ilk görüşlerde çok ağladığınıfakat zamanla neler yapması, nelere dikkat etmesi gerektiğini anladığını ve ona göre davranış geliştirdiğini anlatıyor.

“Artık arama kısımlarını ezberlemiş durumda. Nerede ayakkabısını çıkarması gerektiğini X-Ray aygıtından geçerken çarpmaması gerektiğini ve son olarak arama kısmında ellerini iki yana doğru açması gerektiğini çok iyi biliyor.”

‘Kızım babasını cezaevinde tanıdı’

Kürtçe Xwebûn gazetesinin editörü Zeynel Abidin Bulut da tutuklandığında, bir özel Yapım şirketinde Mezopotamya Tarihiyle ilgili bir program hazırlayıp sunuyordu.

Eşi Gülistan, çocuklarını ayda bir yapılan açık görüşlere götürdüğünü anlatıyor. Zeynel’in cezaevinde arkadaşları ile çekilen fotoğrafları gösterirken küçük kızı Sare fotoğrafı “babacık” diyerek öpüyor.

Zeynel tutuklandığında bir yaşındaymış. Gülistan Bulut “Babasını cezaevinde tanıdı, fotoğraflarıyla büyüdü. Zeynel’i camın arkasında görmesin, onu o halde hatırlamasın diye kızımı, eşimin kapalı görüşlerine götürmedim” diyor.

Zeynel’in meslek hayatı boyunca birçok kez daha gözaltına alındığını anlatan Gülistan, eşinin daha önce de uzun bir tutukluk süreci daha yaşadığını anlatıyor:

“Ortanca çocuğumun doğacağı gün Zeynel beni hastaneye götürdü, sonra da işe gitmesi gerekti, sanırım bir protesto varmış ve Zeynel de kameramanlık yapıyordu. O gün onu da göstericilerle bir arada tutukladılar. Mahpustan çıktığında oğlum üç yaşındaydı.”

Gülistan Bulut, zelzelesi eşi hapisteyken çocuklarıyla yaşamış, binaları hasar görmüş, onlarca beşere mezar olan Hisami Apartmanı ise yaşadıkları binanın karşı köşesinde yer alıyor. Binalarına yakın aralıkta ağır hasarlı çok bina var ve en büyük kaygısı ufak bir sarsıntıda bu binalarla birlikte kendilerinin de zarar görmesi. Yeni bir eve taşınacak maddi imkanları yok. Gülistan’ın tek geliri, eşinin çalıştığı gazeteden her ay gönderilen dayanışma ödeneği.

“Eşim evvelden geliri daha iyi bir kesimde çalışıyordu” diyor Gülistan Bulut ve ekliyor:

“Ana lisanı Kürtçe ve Kürtçe haber yapmak için o işini bıraktı, gazeteciliği de seviyor, Kürt medyasında çalışmanın riskleri yüksek. Dürüst ve unsurlu bir gazetecilik yapıyor. Ne o ne de arkadaşları cezaevinde olmayı hak etmiyorlar.”

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.