enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
46,1569
EURO
53,3294
ALTIN
5.980,41
BIST
13.744,64
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Cuma Az Bulutlu
27°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
23°C
Pazar Parçalı Bulutlu
24°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C

6 Şubat’ta Antakya: Allah’la baş başaydık, çığlıklar, ağıtlar ve biz!

Devlet bizi bizle bire bir bıraktı, bir Allah’ın kulu gelip bölgeye yardım etmedi. Maalesef devlet yoktu ilk 48 saat.  O yüzden, ben hiçbir sorumluya hakkımı helal etmiyorum

6 Şubat’ta Antakya: Allah’la baş başaydık, çığlıklar, ağıtlar ve biz!
29.03.2023 00:24
57
A+
A-

Bekir Atahan*

6 Şubat 2023, bizim için maalesef bir milat oldu. Maalesef artık hiçbir şey eskisi benzeri olamayacak, bunu biliyoruz. Tek maksadımız, kentimizi tekrar kalkındırıp sistemimizi kurarak vilayetimize geri dönebilmek.

Depremin olduğu ilk günden bugüne çeşitli kezler memleketim Antakya’ya gittim. En son 22 Mart 2023’te tekrar gittim. Gördüğüm ve hissettiklerimi tarif edebilmem imkânsız. Ailem ve ben yıllardır Antakya’da yaşamamıza karşın kimi anlar geçtiğimiz yerleri tanıyamadık. Bu durum, hele ki Antakya gibi tarihi kültürel özel dokuya sahip bir il için çok zor bir durum. Tarihi caddeler ile sokaklar, sanayi sitesi, birçok sokak ve cadde yıkılmanın ötesinde, dümdüz olmuş bir il tahayyül edin. Her ne kadar bunu söylesem de görmek apayrı. Bu durum, maalesef birçok sorun yaratmanın dışında, sonraki süreçler için çok çok önemli dersler çıkartmamız gerektiğini de gösteriyor.

O anları anlatmak

6 Şubat saat 04.17’de sarsıntısı yaşamak, tanımı imkânsız bir durum. Şanslı olan ve kendilerini konutlarından dışarıya atabilenler için de çok zorlu bir süreç başladı. Altı katlı binamızın ikinci katından; yıkılan mutfağımızın, koridorlarımızın üzerine düşen koca taş kesimlerinin, apartman merdivenlerinin üzerine düşen koca tabliyelerin ortasından nasıl çıktığımızı bir annemle ben, bir de Allah bilir. Sarsıntının sürdüğü ifade edilen 1 dakika, o an bize yaşatılanlar, anlatılamaz hislerdir.

Dışarıya çıkarken nasıl olduğunu anlamadan anneme ve kendime aldığım iki kazağım, iki çorap, otomobilimin anahtarı ile kendimizi dışarı attık ve otomobilimize geçtik. Gördüğümüz tablo güya bir kıyametydi. Gerçeği anlayamadık.

Arabamıza geçtiğimizde o sırada il dışı seyahatinde olan babamı aradım, “Biz annemle yeterliyiz bizi merak etmeyin, çok büyük bir zelzele oldu” dedim ve o andan sonra telefonumu şebeke sıkıntıları yüzünde tek bir mesaj ve arama dahil olmak üzere 11 saat boyunca kullanamadım.

Her taraf yıkık, bardaktan boşalırcasına yağan yağmur, sabahın soğuğu, çaresizce gezinen bir kısmı yaralanmış sokak hayvanları, yükselen ağıtlar…

Bu kısmı anlatmak benim yıllarımı alır, kısaca şunu ifade edeyim, 04.17’den sonra sonraki güne kadar Allah’la baş başaydık! Çığlıklar, ağıtlar ve biz…

Maalesef ilk 48 saat devlet yoktu. Kim ne derse desin. 

İlk 24 saat

Su yok, marketler talan edilmiş, binalar yıkılmış, istasyonlar akaryakıt vermiyor, yoldan geçen ne bir asker ne bir polis ne bir iş makinesi var. Konutundan sağ çıkıp kendini sokağa atabilenler arasında arabası olanlar, arabası sağlam olanlar, otomobilinde yakıt olanlar, ayaza karşı çorap ve kazak almış olabilenler çok şanslıydı. Tabii bunlar bir yana, yakını zarar görmemiş olan insan olmadığı için, tüm bu saydıklarımın bir değeri de kalmıyordu. Dedem ve anneannem, birçok sevdiğim büyüğüm, arkadaşım enkaz altındayken, insan ne yapsın arabayı, çorabı, kazağı!

İlk 48 saati, insanların talan etmek zorunda kaldığı Migros’tan annem ve yakınlarım için aldığım 6 şişe su, 2-3 bisküvi ile geçirdik. Maalesef hiçbir kamu kurumu tek çadır kuramadı, bir bardak su veremedi. İnsanlar tuvaletlerini parklara, bahçelere sokaklara yapmak zorunda kaldı. Yaşanan durumu anlatabilmek mümkün değil.

İnsanlar maalesef enkaz altında bekleyerek öldü 

İkinci gün anneannemin cesedine ulaşmak için inşaat mühendisi eniştem, kendi imkânları ile bir kepçe buldu. Tabii in cin top oynuyor, yalnızca vatandaşlar sokaktaydı. Tam binamıza yaklaşırken o sırada ilk defa gördüğüm 5-6 asker, bize geldi ve yanda ses gelen binaya kepçeyi götüreceklerini söyledi. Biz de bizim binadan ses gelmediği için bu duruma bir şey demedik.

Askerler ve eniştemin getirttiği kepçe, iki saatlik uğraş sonucunda anne baba ve iki çocuktan oluşan tanıdığım bir aileyi yaklaşık 30 saat sonra sağ olarak çıkarttı. Bu ailenin ismini, onaylarını almadığım için burada paylaşamam. ama o an hissettiğim tansiyonu ve o insanların iki saatlik uğraş sonucunda binadan çıkışlarındaki yüz sözlerini, ömrüm boyunca unutamam.

Eniştemin inadı ve kendi imkânları ile getirttiği kepçe olmasaydı, dört kişilik aile o binada can çekişerek ölecekti. Maalesef binlerce insan bu şekilde vefat etti.

Aynı şekilde dedem de, 15 saat sonra kuzenimin sesini duyması ve oradaki üç kişinin şahsi eforları sonrasında binadan çıkabildi. Kuzenim ve oradaki üç kişi olmasa, dedem de bugün ortamızda olamayacaktı.

Devlet bizi bizle bire bir bıraktı, bir Allah’ın kulu gelip bölgeye yardım etmedi. Tahminen ağır olacak ama gerçek bu, maalesef devlet yoktu ilk 48 saat.

O yüzden, ben hiçbir sorumluya hakkımı helal etmiyorum.

Kim sorumlu?

6 Şubat’tan şu güne kadar hiçbir yetkili sorumluluk almadı ve istifa etmedi. Bu durumda sanırım en büyük sorumlu ve cezalandırılması gerekeni fay hattı oldu. Diğer bir açıklama bulamadım.

Mizansen bir yana, hukukta yetki ve sorumluluk iç içedir. Ehil varsa, sorumluluk da yetkiyi kullanandadır. Bundan dolayı hiçbir yetkilinin sorumluluk almaması, kabul edilemez. Her türlü imar işlerine yetkili yerel idarelerin hiçbir sorumluluk almaması, asla mana vermediğim ve kabul etmediğim bir durumdur. İstifa bir yana, insan bir özür bekliyor.

Tabii tek sorumlu yerel idareler mi? Asla. Aslında sorumlu ve suçlu, hepimiziz. İmar barışı çıktığında büyük bir memnunluk ve zevkle kaçak yapılarımızı imar barışına sokup yapı kullanım müsaadesi alırken, binalarımızın gereken kontrollerden geçmediğini görüp bu duruma ses çıkartmadığımız için hepimiz sorumluyuz.

Toplumsal duyarsızlık bir yana. Maalesef belediyelerimiz ve kamu kurumlarımız, 15 yıl boyunca Hatay’da zelzeleye dair hiçbir iş ve işlem yapmamışlar. Bir bina denetlenmemiş, çürük binaların durumu bina sakinlerine bildiri edilmemiş, maalesef büyük kamu bütçeleri saçma çılgın projelere aktarılmış.

Bugün bir sefer daha görüyoruz ki biz yurttaşların vergisinden oluşan kamu kaynakları, tekrar biz yurttaşlara harcanmalı. maalesef milyon dolarlar spor kulüplerine, çılgın projelere aktarılmış. Bu süreçte yalnızca müteahhitlere fatura çıkartılması, sürece tek taraflı yaklaşılması demektir. İşin yapı kontrol, imar üniteleri vb. gibi boyutları da var. Ucu kime dokunursa dokunsun, tüm görevliler yargı önünde hesap vermelidir. 50 bini aşkın insanın hayatını kaybettiği, kolları bacakları kesilen, çoluğu çocuğu annesi babası ölen onca insan için hiç kimsenin sorumluluk almaması kabul edilebilir bir durum değil.

Bundan sonra ne yapmalı? 

Şehrim Hatay’ı baz alarak ilerlemekteyim. Antakya merkez bitmiş, yok olmuş durumda. Sonrasında Samandağ, Defne, Kırıkhan ve İskenderun çok önemli zarar görmüş ilçeler. Mesela Reyhanlı’da yıkım yok. Erzin keza benzer şekilde. Diğer ilçelerde de tesirler görülmekle bir arada Antakya’daki yok olma durumu görülmemekte.

Dümdüz olan bir şehirde bu krizi gelecek için bir imkâna çevirmeliyiz. Yeşil alanları ve alt yapısı hazırlanmış sarsıntı toplanma alanlarını, yatay mimariyi, kentin kültürel dokusunu koruyarak tekrar oluşturmalıyız. Antakya maalesef bugüne kadar katledildi ve hiçbir yönetici bu katliama dur diyemedi. İğrenç ötesi bir imar planı ve üst yapısı vardı kentin.

Şehri bu saatten sonra sivil inisiyatifi ön planda tutarak, rant terimini artık lügatımızdan çıkartarak yeniden inşa etmemiz gerekir.

Ekonominin tekrar hareketlenebilmesi için de bölgesel teşvik paketleri hazırlanmalı. Antakya ile durumda olmayan bölgeler bir tutulamaz. Bölgenin muhtaçlığına uygun, doğru şekilde oluşturulacak sosyal donatı alanları oluşturulmalı. Aksi halde Hatay, eskiyi mumla arar bir il haline evrilir. Buna izin verilmemeli. Bilimin ışığından ayrılmamalı, rant teriminden süratle uzaklaşılmalı.


* Avukat

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.