Onlar Japonya’da artık ‘özel isimle’ tanımlanacak kadar yaygın, hatta fenomen: ‘Butsukari otoko’ yani ‘çarpan adam’, sosyal medyadaki videolarla gündem oldu. “Kusursuz nezaket” imajıyla özdeş Japonya’da birileri metro ya da kaldırım kalabalığında …

Onlar Japonya’da artık ‘özel isimle’ tanımlanacak kadar yaygın, hatta fenomen: ‘Butsukari otoko’ yani ‘çarpan adam’, sosyal medyadaki videolarla gündem oldu. “Kusursuz nezaket” imajıyla özdeş Japonya’da birileri metro ya da kaldırım kalabalığında özellikle kadınlara ‘kazaen çarpmış’ gibi yapıp, aslında kasıtlı omuz atarak ilerliyor. Hatta arada onlara kadınlar da katılıyor. Sağa sola savrulanlar hatta bazen yere kapaklananlar… Peki nezaket ülkesinde neler oluyor?
Bu Z kuşağının bir sosyal medya trendi değil. Sosyologlara göre Tokyo’da artan omuz atma saldırganlığının kökeninde, Japon iş hayatındaki katı kurumsal hiyerarşi ve duyguların bastırılmasına dayalı kültürel kodlar asıl etken. Geleneksel kurumsal yapı, ‘sadakat ve fedakarlık’ üzerine kurulu sert kurallara yeni neslin başkaldırısıyla günlük hayatın ortasında derin bir kriz filizleniyor.
“Hayal kırıklıklarını, kendilerinden zayıf gördükleri kişilere ‘kaza süsü verilmiş fiziksel saldırganlıkla’ boşaltıyorlar”
Bir uzman “Savaş sonrası dönemde ömür boyu istihdam ve üst kademeye mutlak itaat ilkeleriyle toplumsal sözleşme yapan çalışanlar, on yıllarca biriken stres ve bastırılmış duygularını dışa vuracak yasal bir mecra bulamıyor. Çarpan adam fenomeni de buralardan besleniyor” diyor ve ekliyor: “Özellikle 40-50 yaşlarındaki profesyonel çalışanlar, ekonomik durgunluk ve aşırı çalışma baskısı altında biriken hayal kırıklıklarını, kendilerinden zayıf gördükleri kişilere ‘kaza süsü verilmiş fiziksel saldırganlıkla’ boşaltıyor.”
Japon hukuk sistemindeki boşluklar saldırganlara bir nevi zırh sağlıyor. Malum, insanların kum gibi aktığı bir istasyonda kasıtlı bir çarpmayı ‘kaza’dan ayırt etmek ve niyet ispatlamak zor. Forbes dergisindeki analize göre bu durum, failin olay yerinden hızla, kaygısızca uzaklaşmasına, mağdurun ise saldırının şiddetine göre çoğu kez şüphe ya da utanç içinde sessiz kalmasına neden oluyor.
Halk, faillerin “yabancı veya komşu ülkelerden gelen turistler” olduklarını iddia ediyor
‘Butsukari otoko’nun ilginç ve tartışmalı bir başka boyutu, Japon toplumunun bu ‘kusurlu’ davranışla yüzleşme biçiminde saklı. Sosyal medyada bu tür saldırı videoları yayıldığında, kimileri faillerin Japon olamayacağını, “yabancı veya komşu ülkelerden gelen turistler” olduklarını iddia ederek bir tür savunma mekanizması geliştiriyor.
“Duygularını ifade etmesi ayıp sayılan ve tükenmişlik yaşayan bir neslin görünmez çığlığı”
Ancak sosyologlar, bu terimin sözlüklere girecek kadar kök saldığını, sorunun dışarıdan değil, bizzat Japonya’nın kendi içindeki ‘sessiz baskı’ kültüründen kaynaklandığını vurguluyor. Z kuşağı başkaldırmaya başlıyor, seleflerinin aksine “hayır” demeyi bilen ve kişisel haklarını her şeyin üzerinde tutan bir duruş sergiliyor. Gençler hiyerarşik baskıyı reddediyor, mesai bitince hemen çıkıyor ve bu durum, hayatını şirkete adamış, müdür çıkmadan ofisten çıkmayan eski neslin çaresiz öfkesini daha da körüklüyor. Bir psikolog, bu kontrolsüz öfke için “Duygularını ifade etmesi ayıp sayılan ve tükenmişlik yaşayan bir neslin görünmez çığlığı” diyor.
Hukukçulardan “Fiziki misilleme yapmayın” uyarısı
Hukukçular, yabancıları da uyarıyor: “Çok düşük ihtimal de olsa, eğer Japonya’da böyle bir durumla karşılaşırsanız asla fiziki misilleme yapmayın. Japon yasaları kavgaya karışan tarafları mağdur olsa dahi sınır dışı etmeye varan sert yaptırımlarla karşı karşıya bırakabiliyor. Tanığı olun; sanığı ya da mağduru olmamaya çalışın!”