Suriye’deki gelişmelerin Alevi toplumunun endişelerini artırdığını belirten Alevi-Bektaşi Hak Savunucuları, tarihsel ittifaklara yapılan referansların geçmişteki sürgün ve kıyımları hatırlattığını vurguladı. Bugünün sorunlarının 500 yıl önceki uygulamalarla çözülemeyeceği kaydedilen açıklamada, kalıcı barış için yeni bir dil ve yol inşa edilmesi gerektiği ifade edildi.

Alevi-Bektaşi Hak Savunucuları, Kürt sorununun çözümü tartışmalarında Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi ittifakına yapılan göndermelere karşı çıkan Alevi Aydınlar Bildirgesi’ne destek verdiğini duyurdu. Yapılan açıklamada, söz konusu tarihsel ilişkinin Alevi toplumunun hafızasındaki katliam ve sürgünleri hatırlattığı belirtilerek, Türkiye’nin sorunlarının 500 yıl önceki uygulamalarla çözülemeyeceği vurgulandı.
Alevi-Bektaşi Hak Savunucuları, 31 Ağustos’ta yayımlanan “Alevi Aydınlar Bildirgesi”ne destek verdiklerini açıkladı. Kürt sorununun çözümü için şiddetsiz bir siyasal ortam ve kalıcı barış çağrısı yapan grup, çözüm süreçlerinde Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki tarihsel ittifaka yapılan göndermelerin Alevi toplumunun hafızasında yer edinen katliam ve sürgünlere ilişkin hassasiyetleri tetiklediğini kaydetti.
Açıklamada, Kürt sorununun çözümü konusunda şiddetsiz bir siyasal zeminin oluşturulmasından yana olunduğu ve bu sürecin kalıcı bir barışa dönüşmesi gerektiği belirtildi. Barış arayışında Alevilerin tarihsel hafızasının göz ardı edilmemesi gerektiği savunulan açıklamada, “Uğruna mücadele verdiğimiz değerlerin ve hassasiyetlerimizin göz ardı edilmesi, bizi kaygılandırmaktadır” ifadelerine yer verildi.
“Suriye’deki gelişmeler kaygılarımızı artırıyor”
Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların ve kadın kaçırmaların sürdüğü belirtilen açıklamada, bu durumun Türkiye’deki Alevi toplumunun endişelerini artırdığı ifade edildi. Suriye’de yaşananların çağrışımını taşıdığı düşünülen referans ve söylemler karşısında sessiz kalınmayacağı vurgulanarak, “Kaygılarımızı sineye çekmeyeceğiz” denildi.
Tarihsel ilişkiye doğrudan isim verilerek veya farklı kavramlarla atıfta bulunulmasının Alevi toplumunun hafızasındaki sürgün ve kıyımları hatırlattığı bildirildi. Tartışmanın yalnızca 1514’teki Çaldıran Savaşı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği, asıl meselenin savaşın öncesinde başlayan ve sonraki yüzyıllarda da devam eden “kıyım, sürgün, dışlama ve nefret siyaseti” olduğu kaydedildi. Bu tarihsel arka plana rağmen söz konusu ittifakın siyasi bir çözüm modeli olarak sunulmasının kabul edilemeyeceği belirtildi.
“Yeni bir dil, yeni bir yol gerek”
Açıklamanın sonuç bölümünde, “Bugünün Türkiye’si, 500 yıl önceki bir sultan ile bir bürokratın bakış açısı ile ele alınamaz; Türkiye’nin sorunları onların sığ ve kanlı uygulamaları ile çözülemez. Yeni bir dil, yeni bir yol gerekmektedir” değerlendirmesi yapıldı.
Destek metnine imza atan isimler arasında Antalya Barosu Eski Başkanı Avukat Polat Balkan, gazeteci Musa Özuğurlu, yazar Ayşe Acar, yazar ve eski milletvekili Reha Çamuroğlu, akademisyen Neval Oğan Balkız, gazeteci Recai Aksu gibi hukukçu, akademisyen, gazeteci ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan çok sayıda kişi yer aldı.
Ne olmuştu?
31 Ağustos’ta yayımlanan “Alevi Aydınlar Bildirgesi”nde, İmralı sürecinde PKK lideri Abdullah Öcalan’ın siyasi yol haritasında Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki tarihsel ilişkiye yapılan gönderme eleştirilmişti. Bildiride, bu ilişkinin Aleviler açısından taşıdığı anlamın göz ardı edilmemesi gerektiği belirtilerek “Yavuz Selim ve İdris-i Bitlisi referanslı arkaik ve kanlı ittifakı reddediyoruz” ifadeleri kullanılmıştı. Alevi aydınlar, 16. yüzyıldaki iş birliğinin Alevilerin tarihsel hafızasında önemli bir yer tuttuğunu ve bu ittifakın günümüzde yeni bir siyasi model olarak ele alınmasının tehlike yaratabileceğini kaydetmişti.
( ALINTI www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/yavuz-sultan-selim-idrisi-bitl… )