Almanya’da Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığı yolunu açan seçim zaferi konuşulurken aşırı sağcı AfD’nin yükselişi de dikkati çekti. Almanya Türk Toplumu’na göre demokrasi ve göçmenler için tehdit büyük.

Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinde 8 Mart Pazar günü yapılan seçimler Türkiye kökenli siyasetçi Cem Özdemir‘in başbakanlık yolunu açarken, seçim gecesinin gölgede kalan çarpıcı sonucu aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’nin dikkat çekici yükselişi oldu.
AfD’nin oylarını yaklaşık 8 puan artırarak yüzde 18’e çıkarması, yalnızca eyalet siyaseti için değil, Almanya’nın demokratik yapısı açısından da “kritik bir eşik” olarak değerlendiriliyor.
DW Türkçe’ye konuşan sivil toplum kuruluşu Almanya Türk Toplumu (TGD) Başkanı Gökay Sofuoğlu‘na göre Cem Özdemir için sevinirken aşırı sağcı AfD’nin batı eyaletlerinde yükselişi gözardı edilmemeli.
Özdemir’in başbakanlık ihtimali Almanya’da çeşitlilik ve demokratik olgunluk açısından önemli bir sembol olarak görülse de, TGD Başkanı Sofuoğlu, AfD’nin elde ettiği sonucun ülkenin toplumsal dengeleri açısından çok daha kritik bir kırılmaya işaret ettiğini belirtiyor. Sofuoğlu AfD’nin yükselişinin “sadece göçmenler açısından değil, bütün Almanya demokrasisi açısından dikkate alınması gereken bir gelişme” olduğunu ifade ediyor.
Almanya Türk Toplumu (TGD) Başkanı Gökay Sofuoğlu, AfD’nin Almanya’da demokrasi ve göçmenler açısından olumsuz bir siyaset izlediğini savunuyor.
Almanya Türk Toplumu (TGD) Başkanı Gökay Sofuoğlu, AfD’nin Almanya’da demokrasi ve göçmenler açısından olumsuz bir siyaset izlediğini savunuyor.
AfD batıda kalıcı bir güç haline geliyor
Almanya’nın iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından “aşırı sağ şüpheli vaka” olarak sınıflandırılan AfD, bugüne kadar daha çok Almanya’nın doğu eyaletlerinde yüksek oy oranlarına ulaşmıştı. Baden-Württemberg’deki sonuç ise partinin batıda da kalıcı bir siyasi aktöre dönüştüğünü gösteriyor. AfD’nin yüzde 18’lik oy oranı, Batı Almanya’daki en yüksek ikinci başarısı olarak kayıtlara geçiyor.
Sofuğlu, AfD’nin artık yalnızca doğuda değil, Baden-Württemberg ve Hessen gibi batı eyaletlerinde de güçlenmesinin “Almanya’daki en tehlikeli gelişmelerden biri” olduğunu dile getiriyor. Ona göre toplumun AfD’nin oy artışına alışmaya başlaması, riskin boyutunu daha da büyütüyor.