“Kemal Başak’ın makalesi, Şentop’un bütün tezlerini, doğal olarak Erdoğan’ın yeniden aday olabileceği görüşünü net bir şekilde çürütüyor”

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, Mülkiye Dergisi’nde Kemal Başak Terkoğlu, köşesinde söylediği söz edilen makaleyi özetleyerek şöyle aktardı: “Mustafa Şentop da çalışmasında, 2017 öncesindeki cumhurbaşkanı kavramıyla, sonrasının aynı olmadığı tezine dayanıyor. Kemal Başak buna nasıl cevap veriyor? -Başak, anayasada, cumhurbaşkanı ile ilgili unsurları inceliyor. Hiçbir yerde, “Yenisi cumhurbaşkanı eskisi değil” ayrımı yapmadığı için, Şentop’un tezini kabul ederseniz, anayasa içinden çıkılmaz hale geliyor. Erdoğan’ı seçtirmek için, 2017’den evvelki cumhurbaşkanlarını anayasa dışına iterseniz, bir manada cumhurbaşkanı saymazsanız, durum tuhaflaşıyor. – Mustafa Şentop’un, Erdoğan’ı aday yapabilmek için başvurduğu yollardan biri de cumhurbaşkanlığı kanunun yapılma tekniği. Şentop, cumhurbaşkanlığını tanımlayan 101. hususun bütünüyle değiştirilmesinden hareketle, özetle “Eskisi sayılmaz” diyor. – Şentop’un bir diğer desteği, cumhurbaşkanlığı değişikliğine neden olan kanunun münasebeti. Şentop, bu münasebet incelendiğinde, cumhurbaşkanı kavramına yeni manalar yüklendiğini söyleyerek Erdoğan’ın eski cumhurbaşkanlığını saymıyor. Değişiklik unsurlarını inceleyen Başak, şu sonuca varmış: ‘6771 sayılı kanuna kaynaklık eden kanun teklifinin imza sahiplerinin yahut hazırlayıcılarının, değişiklik yapılırken korunan anayasa kararları konusunda sistemli ve dengeli bir hassaslık taşımadıkları, bu türlü bir hassaslık taşıyorlarsa da bunu kanun teklifinin münasebetine dengeli bir şekilde yansıtamadıkları görülmektedir.’ – Şentop’un son desteği ise değişikliği hazırlayan Anayasa Komisyonu’nun raporu. Bir anayasa unsurunu anlamak için komisyon raporunu okumak gerekir mi? Böyle bir şeye gerek duymak için anayasada ne dediğinin anlaşılamıyor olması gerekir. Şayet hakikaten anlaşılmıyorsa, maddeyi yapanlar yanılgılı bir metin yapmışlar demektir. Yine de Kemal Başak, Şentop’un dediği yolu izlemiş. Komisyon raporunu okumuş. Bu bahiste da ‘komisyon görüşü’ diye bir şeyin olmadığı sonucuna varmış: ‘Dolayısıyla burada söylediği söz edilen olan durum, komisyon iradesini yansıtmayan, ama komisyon liderinin görüşünü yansıttığı anlaşılan bir metnin (Komisyon, sorunu tartışmadığı ve oylama ile karara bağlamadığı için bu bağlamda bir iradesinin varlığından söz etmek mümkün değildir), kurulun iradesi imiş gibi komisyon raporuna eklenmesinden ibarettir.’” Terkoğlu yazısının sonunda,” Bir suçun işlenmesine pürüz olamayabilirsin. Fakat ona kayıtsız kalmak, şahidin kendisini de çürütmez mi?” sorusunu gündeme getirdi. Yazının tamamını okumak için . Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın adaylığıyla ilgili niye sessiz kaldığı istikametindeki bir soruya, “Diyelim ki ses çıkardık nereye gidecek? Yüksek Seçim Heyeti’ne (YSK). O üyeleri atayan kim Erdoğan. Verdiği karara kim itiraz edecek? İtiraz edeceğin hiçbir yer yok. Anayasa Mahkemesi bile bakmıyor bu karara. Hatırlarsanız İstanbul seçimlerinde zarfın içerisine dört oy pusulası koyuyorsunuz. Efendim üçü doğru biri yanlış. Talimat geldi de onun için yaptılar. Bundan Ötürü bizim Erdoğan’ın aday olup olmamasına kilitlenmek gibi bir fikrimiz yok” diye cevap vermişti.