İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanığın yargılandığı davanın beşinci günü ‘oturma krizi’ erken tamamlandı. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın duruşma …

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanığın yargılandığı davanın beşinci günü ‘oturma krizi’ erken tamamlandı. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın duruşma çıkışında basın mensuplarına yaptığı açıklamada duruma tepki gösterdi. Geçen hafta perşembe günü de gazetecilerin yer krizi nedeniyle duruşmanın tamamlanmayarak ertelenmesini hatırlatan Günaydın, “Senin amacın bu mahkemeyi görmek mi yoksa görmemek mi?” diye sordu. Günaydın, “Sen burayı erteleyerek arkadaşlarımızın zulmünü artırmak istiyor olabilirsin. Başka davaları bekleyerek burayla birleştirme yapmak istiyor olabilirsin. Buranın takvimini siyasetin takvimine ayarlamaya çalışıyor olabilirsin. Bunların tamamı hukuka yabancı işlerdir. Kendinize gelin, ettiğiniz yemine bağlı kalın, üzerinizdeki cübbeye uygun davranın” mesajı verdi.
İBB davasının görüleceği 5. gün duruşmasında salondaki oturma düzeni nedeniyle yaşanan tartışmanın ardından mahkeme başkanı, başlamasından sekiz dakika sonra duruşmaya ara verdi. Bir saat süren aranın ardından mahkeme heyeti duruşma salonuna gelmedi. Mahkeme mübaşiri salona gelerek, “Sayın vekiller duruşma bitmiştir. Yarına ertelendi” dedi.
“Sorguları yapmana kim engel oluyor senin?”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın duruşma salonunda yaşananları şöyle anlattı:
“107 tutuklu sanığın ifadelerinin ve sorgularının Nisan ayı içerisinde tamamlanacağı söylendi. An itibarıyla dördüncü sanığın henüz sorgusu bitmedi. Yani geride 103 tane sanık var. Sorgusunun tamamlanması gerekir. Bu planlamayı mahkemenin başkanı yaptı. Ben yapmadım. Peki soralım: Bir hafta boyunca yalnızca dört kişinin sorgusunu yapabilen mahkeme acaba bayram arasını da düşündüğümüzde Nisan sonuna kadar bu işi nasıl tamamlamayı planlıyor?
Şöyle bir baskı yapıyor; Diyor ki ‘bu sorguları yapacağım ki tahliyeler dahil olmak üzere ara kararlar vereceğim’. İnsanın aklıyla dalga geçmenin bir anlamı yok. Burada tutuklu sanık arkadaşlarımız içerisinde iddianamede ismi geçmeyen arkadaşlarımız var. Kendisine isnat edilen suçun yatarı olmayan arkadaşlarımız var. Yatarı olanların içerisinde bir yıldır yatmış ve yatarını tamamlamış arkadaşlarımız var. Sen bunları iddianamenin kabulüyle beraber niye tahliye etmedin? Sen bunları tensip zaptıyla beraber niye tahliye etmedin? Şimdi diyorsun ki ‘sorguları yapabilmeliyiz ki ben ara karar verebileyim’. Peki sorguları yapmana kim engel oluyor senin? Perşembe günü mahkemeyi bıraktın gittin. Gerekçesi neydi? ‘Efendim gazeteciler orada oturmayacak’. Gazetecilerin oturduğu yerde mahkeme düzenini bozan ne vardı? Gazeteci elbette diyaloğu duymak istiyor ki aktaracak onu. İfade alma özgürlüğü, basın özgürlüğü… Sen sanıkla ne konuştun ki onu görecek, gözleyecek ve aktaracak.
Basına oturabilecek bir yer, çalışabilecek bir yer tanımıyorsun. Bugün de perşembe günü bırakıp gittiğin gibi bugün de ‘milletvekili vay efendim niye orada oturuyor’ diyerek mahkemeyi tatil edip gidiyorsun. Hem de nasıl bir tatil biliyor musunuz? Arkadaşlar bunlar hangi fakültelerden mezun oldular bilmiyorum. Eğer bir mahkeme başkanı bir ara karar verecekse ya da mahkemeye ara verecekse ara verdiğini ilan eder, ne kadar süreyle ara verdiğini söyler, ne zaman başlayacağını söyler. Mahkeme başkanı çekiyor gidiyor, aradan bir saat geçiyor, mübaşir ‘mahkeme tatil’ diye ilan ediyor. Siz bu fakülteleri nerede okudunuz? Senin amacın bu mahkemeyi görmek mi yoksa görmemek mi? Çok açık söylüyorum. ‘TRT’den yayımlansın’ dedik, kabul etmediniz. Niye? Çünkü burada anlatılanların kamuoyuyla paylaşıldığı zaman yaratacağı etkiyi biliyorsunuz. Şimdi de mahkemeyi görmemeye çalışıyorsunuz.
Ben mahkeme heyetini görevini yapmaya davet ediyorum. Hakimler Savcılar Kurulu’nu İstanbul’da 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin uygulamalarına dikkat etmeye davet ediyorum. Türkiye tarihinin bu en önemli duruşmasını, duruşmaları tatil edip kaçarak bitiremezsiniz. Adalet mutlaka tecelli edecek. Tahliyesi çoktan geçmiş arkadaşlarımızı derhal bırakın. Bunun için sorguya dahi gerek yok. Tensiple bırakabilirdiniz, bırakın. Sorguyu da doğru dürüst yapacak şekilde önlemlerinizi alın. Biz bu işin kolaylaştırılması için Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasetçileri, milletvekilleri örgütü olarak elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.
“Buranın takvimini siyasetin takvimine ayarlamaya çalışıyor olabilirsin”
Böyle bir dava olmalı mıydı, bu dava 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne düşmeli miydi, iddianamede isnat edilen şeyler gerçek mi, maddi gerçekle örtüşüyor mu buna bir bakmak lazım. İlaveten şunu söyleyeyim: Çağlayan Adliyesi’nde 41 ağır ceza mahkemesi var. Biz hangi davamızın hangi Ağır Ceza Mahkemesine düşeceğini tahmin ediyoruz ve o da birebir oluyor. Bu normal mi? Bu normal değilse o halde tesadüfi bir doğal hakim ilkesi yoksa 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne de paralel heyetler atanıyor ise o zaman benim bu soruya yalnızca hukuki bir yanıt verebilmem mümkün değil. Sen burayı erteleyerek arkadaşlarımızın zulmünü artırmak istiyor olabilirsin. Başka davaları bekleyerek burayla birleştirme yapmak istiyor olabilirsin. Buranın takvimini siyasetin takvimine ayarlamaya çalışıyor olabilirsin. Bunların tamamı hukuka yabancı işlerdir. Kendinize gelin, ettiğiniz yemine bağlı kalın, üzerinizdeki cübbeye uygun davranın.
Sanık yakınlarıyla Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri bir arada oturuyorlar. Eğer burada avukatları baskılayabilirlerse, gazetecileri geriye atarak basın özgürlüğünün önüne geçerlerse, milletvekillerini yıldırmaya gayret ederlerse, seyirci adıyla tanımladıkları aileleri buradan bir şey çıkmaz düşüncesiyle geri ittirmeye çalışırlarsa heyet ve sanıklar baş başa kalacak. Biz o heyetle o sanıkları baş başa bırakmayacağız. Biz arkadaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Bugün tutuklu yakınlarıyla ya da sanık yakınlarıyla oturduk bunların hepsini konuştuk. Aramızda bir dayanışma var. Eğer burada milletvekilleri olmasa hakimin hangi uygulamayı nereye kadar götüreceğinin garantisi yok. Dolayısıyla buradaki arkadaşlarımız adil yargılanma için ve aynı zamanda tutukluların hak ve hukuklarını korumak için buradalar.”
“Bir yerden sonra da tahammül edeme edemeyeceğiniz noktaya geliyor her şey”
Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu da şu açıklamalarda bulundu:
“Baktığım pencere duygusal bir pencere olmuyor bu saatten sonra. Burada bizim aileler olarak tek istediğimiz şey her şeyin hukuki çerçeve içerisinde işliyor olması. Sayın vekilimin biraz önce de bahsettiği gibi aslında belki de olmaması gereken bir dava üzerinden biz burada günlerimizi geçirmeye başladık. Bir yılımızı geçirdik. Şimdi aslında bir tiyatro sahnesi oynanıyor gibi günlerimizi geçirmeye başladık ve bugün de o günlerden bir tanesi. Dolayısıyla biz her şeyin adil, şeffaf bir şekilde ilerlemesi için defalarca dile getirdik TRT’den canlı yayınlansın diye. Çünkü biz kendimize güveniyoruz, sevdiklerimize güveniyoruz. İddianamenin tamamen boş sayfalardan ibaret olduğunu da biliyoruz. Bizim bu güvenimizi ve iddianameyi gördükten sonra tabii ki TRT’den canlı yayınlanmayı bırakın, mahkeme salonundaki düzene de müdahale ediliyor ama insan olarak siz de bir yere kadar her şeye tahammül ediyorsunuz. Bir yerden sonra da tahammül edemeyeceğiniz noktaya geliyor her şey.
“Biz aileleri olarak bu olaya artık bu saatten sonra duygusal değil, hukuki bakıyoruz”
Basının bir köşeye sıkıştırılması, hukuk devletinde demokrat bir ülkede olmaması gereken bir davranış şeklidir. Basın özgürlüğü, basın hürriyeti, demokrasinin en temel ayaklarından bir tanesidir. Basın en arkada heyetin ve sanıkların sesini duyamazken nasıl dışarıya haber verecek? Dolayısıyla vekillerim buna müdahale etmek zorunda ve mahkeme heyetinin de buna olumlu bir müdahalesinin olması gerekiyordu. Ama biz bunun tam tersini yaşıyoruz. Bugün avukat bölümlerinin boş olmasına rağmen ne gelen izleyicilerden ne de milletvekili avukatlarından oraya kimse alınmıyor. Neden? İşte onun mücadelesi yapılıyor. Sonuçta geldiğiniz durum ortada. Biz aileler olarak bu olaya artık bu saatten sonra duygusal değil, hukuki bakıyoruz.”