Cumhurbaşkanı Erdoğan: Antisemitizm lekesi bize yapışmaz

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Batı demokrasisinin sonlarını İsrail’in menftleri çizmektedir. İsrail’in çıkarına dokunan her şey bunların gözünde demokratik olmayantir, antisemitiktir.” dedi. Türkiye’yi düşmanlaştırarak, bir yere varılamayacağını vurgulayan Erdoğan, “Ne yaparsanız yapın, antisemitizm lekesi bize yapışmaz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de Uluslararası Demokratlar Birliği Kapasite Geliştirme ve Eğitim Çalıştayı iştirakçilerini kabul etti.
Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:
“Dört gün boyunca değerli isimlerle bir araya geleceksiniz. Böylelikle ülkemizin farklı alanlarda ulaştığı seviyeyi, en yetkili isimlerden şahsen dinleme fırsatı bulacaksınız. Geleceğe dair yol haritalarının şekillendirilmesi noktasında çalıştayınız çok önemli roller üstlenecek.
Bizler çalışmalarının merkezine istişareyi yerleştirmiş bir hareketiz. Bu manalı çalıştayın bir diğer özelliği, birliğin 20’nci kuruluş yıldönümünde gerçekleştirilmesidir. 20 sene önce Köln’de kurulan birliğimiz, aradan geçen süre zarfında daima büyüdü. O gün samimi gönüllerin toprağa diktiği fidan, bugün kısımları 25 ülkeye uzanan koca bir çınara dönüştü.
Özellikle kültürel ırkçılık, İslam düşmanlığı, ayrımcılıkla mücadelede birlik, Avrupa’da ebediyen ön saflarda yer aldı. Uluslararası Demokratlar Birliği, siyaset, ekonomi, sivil toplum ve akademide insanlarımızın desteklenmesi çok geniş bir yelpazede değerli fliyetler yürütüyor.
Avrupa’daki Türk diasının karşılaştığı tehditler değiştikçe birliğin fliyet alanı da genişliyor. Uluslararası Demokratlar Birliği’nin son devirde kardeş topluluklara da el uzatmasını çok değerli buluyorum. Hak verilmez alınır şiarıyla mücadele tempomuzu biraz daha arttırmalıyız. Her zamankinden daha dinamik bir anlayışla hareket etmeliyiz. Her zaman söylüyorum; biz nerede yaşarsak yaşayalım, milletçe güçlü olmak mecburiyetindeyiz.
Bugün yaklaşık 7 milyon insanımız Avrupa’da yaşıyor. Avrupalı Türklerin neredeyse yarısı Almanya’da ikamet ediyor. Vatandaşlarımız uzun yıllar haklarını kullanma noktasında sıkıntı çektiler. Hakkaniyetli olmayan tercihe zorlandılar. Alman makamlarıyla olan görüşmelerimizde yaşanan badireleri pekçok kere gündeme taşıdık. Almanya’nın uzun yıllar direndikten sonra ikili vatandaşlığı kolaylaştıran düzenlemeleri kabul etmesini olumlu karşılıyoruz. Bu imkandan yararlanmanız, uğraşınızda sizlere kuşkusuz yarar sağlayacaktır. Bu bahisteki yaklaşımımızı geçen hafta Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’e de ifade ettim.
Solingen faciasından 31 yıl sonra 25 Mart’ta yeniden yerde 2’si çocuk 4 kardeşimize yönelik düzenlenen ırkçı saldırıyı gündeme getirdim. Bu akının tamamen aydınlatılması ve sorumluların da kesinlikle cezalandırılması gerektiğini kendisine söyledim. Onlarca vatandaşını ırkçı teröre kurban vermiş bir ülke olarak bu hadiseler karşısında sessiz kalamayız. Vatandaşlarımızla birlikte, soydaşlarımızın haklarını da korumak devletimizin asli görevlerinden biridir.
“Neo-Nazi terörü, insanlarımızın güvenliğini tehdit ediyor”
Nefret hatalarıyla mücadele noktasında Avrupa’da bir ayrım söz konusu. Buna olaylarda suçun kendisinden çok mağdurun kimliği daha fazla ön plana çıkıyor. Müslümanlara ve göçmenlere yönelik düzenlenen ırkçı akınların birçoklarının daha soruşturma aşamasında örtbas edildiğini hepimiz biliyoruz.
Avrupa’daki gelişmeleri takip eden herkesin kabul edeceği gerçek şudur; bugün Türk ve Müslüman nefretinden beslenen Neo-Nazi terörü, insanlarımızın can ve mal güvenliğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Aşırı sağcı akımların kimi Avrupa ülkelerinde şahsen devlet tarafından himaye edilmesi, batı demokrasileri ismine tam bir faciadır, utançtır, skandaldır. Türk ve Türkiye aykırılığının son yıllarda kimi siyasetçiler ve medya eliyle körüklenmesi, vatandaşlarımızın hedef tahtasına konulmasıdır.
“Kampanyaların tek maksadı Türkiye’yi susturmak”
Şahsımızı ve ülkemizi hedef alan kampanyaların son devirde artması tesadüf değil. Bu kampanyaların tek bir maksadı var, o da bizi ve Türkiye’yi susturmak. Zira Türkiye 7 aydır devam eden Gazze krizinde dirayetli ve gözü pek bir duruş sergilemiştir. Yaklaşık 50 bin tonla Gazze’ye en fazla insani yardım yapan ülkeyiz. İsrail’in soykırımını ebediyen gündemde tuttuk. Filistin davasına güçlü takviyemizi açıkça ifade ettik. Siyonist lobinin tüm baskılarına karşın bu tutumumuzu koruyoruz.
ABD’deki Gazze hareketlerine ilişkin açıklama
Sağa-sola insan hakları karnesi düzenleyenler, 15 bini çocuk toplam 35 bin Filistinlinin mevtini yalnızca seyrettiler. Bir avuç vicdan sahibi devlet adamı dışında hiçbir batılı lider tepki göstermedi. İsrail’e artık kâfi diyecek bir yiğit yürek mlesef çıkmadı. Aylarca ateşkes daveti yapacak hamaseti dahi gösteremediler. Hiçbir şey olmamışi İsrail’in arkasında durmaya, destek sağlamaya devam ettiler. Amerikan üniversitelerinde vicdanlı öğrenciler ve akademisyenler katliama tepki gösteriyor. Bu insanlar Gazze’de katliam dursun dedikleri için işkenceye maruz kalıyor. Sadece Filistin’e destek verdikleri için rektörler, profesörler linç ediliyor. Lakin söylediği söz edilen Türkiye olunca başımıza demokrasi havarisi kesilenlerin hiçbirinin bu hususlar karşısında gıkı çıkmıyor.
Batı demokrasisinin hudutlarını İsrail’in menftleri çizmektedir. İsrail’in çıkarına dokunan her şey bunların gözünde demokratik olmayantir, antisemitiktir. Halen bizi ve ülkemizi hedef alanlara şunu tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum; Türkiye’yi düşmanlaştırarak hiçbir yere varamazsınız. Ne yaparsanız yapın, antisemitizm lekesi bize yapışmaz. Antisemitizmi reddediyoruz.”