enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8518
EURO
52,8672
ALTIN
6.917,29
BIST
14.201,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
16°C
Pazar Parçalı Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C
Salı Çok Bulutlu
19°C

DEM Partili Kamaç: İktidar Selçuk Mızraklı’yla İmamoğlu’nu cezaevinde eşitledi; Türkiye’de muhalefetin cesareti sınırlı, adımları yarım, itirazları hep eksik

DEM Partili Kamaç: İktidar Selçuk Mızraklı’yla İmamoğlu’nu cezaevinde eşitledi; Türkiye’de muhalefetin cesareti sınırlı, adımları yarım, itirazları hep eksik

DEM Partili Kamaç: İktidar Selçuk Mızraklı’yla İmamoğlu’nu cezaevinde eşitledi; Türkiye’de muhalefetin cesareti sınırlı, adımları yarım, itirazları hep eksik
19.12.2025 12:00
3
A+
A-

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç, Türkiye’de iktidar olanların inancı, ideolojisi, partisi değişse de refleksinin değişmediğini, muhalefetin ise iktidarın kendisine karşı değil, iktidarla bütünleşmiş devlet aklına karşı siyaset yapmaktan kaçındığını söyledi. Kamaç, “Bu ülkenin geleceği, muhalefetin cesaretine bağlıdır” dedi. Muhalefetin, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına yönelik tepkisini tutuklanan DEM Partili belediye başkanlarına göstermediğini ileri süren Kamaç, “İmamoğlu tutuklu; evet, bu bir haksızlıktır; evet, hepimizin karşı çıkması gerekiyor, çıkıyoruz da ama Sayın Selçuk Mızraklı da tutuklu. Mızraklı’nın başına gelen, İmamoğlu’nun da başına geldi; iktidar, yani ‘big brother’ muhalefeti cezaevinde eşitledi” dedi. Kamaç, muhalefeti, “Cesareti sınırlı, adımları yarım, itirazları hep eksik”, iktidarları ise “geçmişten bu yana inancı, ideolojisi, partisi değişse de refleksi hiç değişmeyen” bir varlık olarak değerlendirdi.

TBMM’de devam eden bütçe görüşmeleri üzerinde konuşan Kamaç, devleti yöneten AKP’nin mevcut pozisyonu ve iktidara karşı muhalefetin izlediği yöntemlere dikkat çekti. Konuşmasına yazar George Orwell‘ın, “Big brother seni izliyor” cümlesi ile başlayan Kamaç, Big brother’ın sadece izleyen değil, sınır çizen, çizgiyi aşanı cezalandıran, bir gerçeği konuşanın kapısını çalan, bir haksızlığa işaret edenin üzerine gölge gibi düşen bir akıl olduğunu söyledi.

“Türkiye’de muhalefet iktidarın kendisine karşı değil…”

Big brother’ın tüm bunları yaparken bir kutsala ihtiyaç duyduğunu, bunun için en uygun aracın devlet olduğunu ifade eden Kamaç, “Devletin tek sahibi odur, geriye kalan düşmandır. Bu yüzden, bugün Türkiye’de muhalefet iktidarın kendisine karşı değil, iktidarla bütünleşmiş bu devlet aklına karşı siyaset yapmaktan kaçınıyor. Peki, biz Türkiye’de ‘big brother’ derken kimi kastediyoruz? Aslında bugün Türkiye’de ‘big brother’ iktidarın dışında bir güç değil, bir gölge, bir odak, paralel bir akıl hiç değil. Devletin güvenlik aklıyla bütünleşmiş, yürütme gücüyle yargı pratiğiyle bütünleşmiş, yüzyıllık siyasal reflekslerin iktidar eliyle vücut bulmuş hâlidir” diye konuştu.

“İkisi de Allah’ın ayetiydi”

Türkiye’deki muhalefeti, “Cesareti sınırlı, adımları yarım, itirazları hep eksik”, iktidarları ise “geçmişten bu yana inancı, ideolojisi, partisi değişse de refleksi hiç değişmeyen” bir varlık olarak değerlendiren Kamaç, tespitlerini şöyle aktardı:

“Gerekçeler değişse de tutum hiç değişmedi. Bir dönem dinî semboller üzerinden dindar ötekileştirildi. Dindar iktidara gelince dil üzerinden Kürt öteki kalmaya devam etti. Merve Kavakçı sadece başörtülü olduğu için bu Parlamentoda barındırılmadı. Ama aynı zamanda Leyla Zana da Kürtçe üzerinden barındırılmadı. DEP milletvekilleri, bu parlamentodan Türkiye siyaset tarihinin en utanç verici sahnelerinden biri olacak şekilde yaka paça çıkarıldı. Daha sonra, dindarlar iktidara gelince başörtüsü serbest oldu ama Kürt, dil ve kimlik üzerinden öteki kalmaya devam etti. Oysa ikisi de haktı, ikisi de Allah’ın ayetiydi.

“Bunu hiç düşünmedik”

Başörtülü kadınlar burada siyaset yapsınlar diye biz 28 Şubatçılara karşı mücadele ederken doğrusu bunu hiç düşünmedik. Bunu savunanların bir gün gelip Allah’ın bir diğer ayetini, dilini inkâr edeceğine hiç düşünmedik. Özcesi, bu ülkede iktidara gelen kim olursa olsun benzer bir pratik sergilemekte, işte tam bu noktada muhalefet de aynı tutum ve sessizlikte kaldığında Türkiye siyaseti aynı çıkmazlarda kalmaktadır.

“Muhalefet iliklerine kadar hisseder”

Peki, ‘Bütün bu olanlar karşısında muhalefet neden böyle davranıyor?’ sorusunu sormak gerekiyor. Bu sorunun cevabını vermeden Türkiye’nin bu hâlini, siyasal iklimini, adaletsizliğini anlayamayız. Türkiye’nin, geleneksel muhalefeti ‘big brother’la karşı karşıya geldiği her dönemin bir bedel gerektirdiğini biliyor. Bu tarihsel hafıza içlerine sinmiş durumda. Kürt meselesi ise bu refleksin en sert alanı. Bu yüzden muhalefet bu meselede adım attığında kendisine bedel ödeteceği korkusunu iliklerine kadar hisseder. Bu konuları konuşurken oy kaybederiz korkusu muhalefeti sürekli geri adım attırıyor ama bu memlekete oy kaybettiren şey, hakkı, hukuku, adaleti, Kürt meselesini konuşmak değil, adaletsizliğe sessiz kalmaktır.”

“İmralı’ya gitme konusunda cesaret yarım kaldı”

Türkiye’de bazı muhalefet aktörlerinin hâlâ, ‘Kürt sorunu bizim sorunumuz değil’ yanılgısı içinde olduklarını öne süren Kamaç, muhalefetin TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na cesaret gösterip üye verdiğini, aynı cesareti İmralı konusunda gösteremediğini söyleyerek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Oysa, bu ülkenin en temel demokratik sorunu Kürt sorunudur. Çözülmeden hiçbir şey çözülmez, çözülmeden hiçbir şey düzelmez. Şimdi, bu sorunun çözümü için Meclis çatısı altında kurulan komisyona üye vermek cesaretti, doğruydu ama İmralı’ya gitmek konuşulduğunda cesaret yarım kaldı. Soruyoruz: Neden? Çünkü bu ülkede hâlâ bazı kelimeler, bazı adresler tabu olarak tutuluyor ve muhalefet bu tabuya dokunursa iktidarın ve onunla bütünleşmiş devlet aklı mekanizmasının sertleşeceğini biliyor ama şunu hatırlatmak gerekiyor: Barış hangi masada konuşulursa konuşulsun gitmek gerekir, cesarettir, çözüm iradesidir, görevdir.

“Ama şartlar öyle” denirse…

Kürt halkı defalarca seçti; defalarca sandık iradesi gasp edildi, eş başkanlar tutuklandı, milletvekilleri hapsedildi, partiler kapatıldı ve yıllardır muhalefetin bir kısmı ya seyretti ya da gerekli tutumu almadı. Oysa bu sessizlik Türkiye’nin geleceğinde ağır bir kopuş yaratıyor. Kürt meselesi çözülmeden ne ekonomi düzelir ne hukuk gelir ne demokrasi inşa edilir. Eğer muhalefet bu meselede gerekli tutumu almazsa Türkiye bir yüzyıl daha kaybeder.”

Muhalefetin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına yönelik tepkisini tutuklanan DEM’li belediye başkanlarına göstermediğini ileri süren Kamaç, “İmamoğlu tutuklu; evet, bu bir haksızlıktır; evet, hepimizin karşı çıkması gerekiyor, çıkıyoruz da ama Sayın Selçuk Mızraklı da tutuklu. Sayın Selçuk Mızraklı bir cerrahtı, bir belediye başkanıydı ama Sayın Bekir Kaya da tutuklu. Mızraklı’nın başına gelen, Kaya’nın başına gelen İmamoğlu’nun da başına geldi; iktidar yani ‘big brother’ muhalefeti cezaevinde eşitledi. Eğer bu haksızlığa karşı çıkıp aynı haksızlığın tekrarını yıllarca izlediysek o zaman mesele haksızlık değil, bir tercihtir” dedi.

“Ülkenin geleceği muhalefetin cesaretine bağlı”

Muhalefetin samimi bir özeleştiri yapmasının ülkede ihtiyaç duyulan en önemli şey olduğunu ifade eden Kamaç, “Çünkü bu ülke sadece iktidarın yanlışlarıyla değil, muhalefetin cesaretsizliğiyle de bu hâle geldi” diye konuştu. Kamaç, muhalefete yönelik eleştirilerini şöyle sıraladı:

“Bütün toplum görüyor. Bu ülkenin geleceği, muhalefetin cesaretine bağlıdır; barışa, eşitliğe, adalete cesaret eden bir muhalefete. Eğer bu cesaret gelmezse iktidar pervasızlaşır, demokrasi çöker, halk küser, devlet çözülür ama gelirse bu ülke yeniden doğar. Ülkenin geleceği muhalefetin gerçekten ortaya koyacağı cesur bir birlikteliktedir.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.