Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, Endonezya, Malezya, Bangladeş, Pakistan, İran, Türkiye, Mısır ve Nijerya’nın oluşturduğu D8 Ekonomik …

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, Endonezya, Malezya, Bangladeş, Pakistan, İran, Türkiye, Mısır ve Nijerya’nın oluşturduğu D8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın Erasmusi aralarında bir öğrenci, öğretim üyesi değişme programı olmasını; Netflix, YouTubei bir networkunun olmasını; AliBaba”i bir perakende zinciri kurulmasını önerdi.
Dilipak D8’in 25. Yıl dönümü için yapılan kutlamaları yetersiz bulduğunu belirttiği bugünkü yazısında kimi tekliflerde bulundu. Dilipak’ın “25. Yıl” başlıklı bugünkü yazısında yer verdiği tekliflerden kimileri şöyle:
“Mesela niçin Erasmus, bu 8 ülke arasında bir öğrenci, öğretim üyesi değişme programı olmasın. Neden kimi Üni.’lerde D8 araştırma enstitüleri kurulmasın, ülkeler arası çalışma grubları oluşturulmasın. Hukuk fakülteleri bu ülkelerin ticaret ve ortak yatırım mevzuatlarını birbirine uyumlu hale getirmesinler. Ortak yatırım alanları üzerinde akademik çalışmalar yapılmasın.”
“Mesela neden bizim de Netflixi, 8 ülke arasında, bir YouTube gibi networkumuz olmasın, otomatik çeviri programları ile geçmişten bugüne Rd-Tv, programları, özel ve kamu dalının ses ve görüntü kayıtlarına erişim sağlanmasın, karşılıklı sanatsal faaliyetler, mükafatlar, müsabakalar, ortak üretimler gerçekleştirilmesin. 8 ülke ortak bir sinema yapsalar, maliyet 8’e bölünür, karşılık 8 kat artar. Niçin bu rahmetten mahrumuz!”
“AliBaba benzeri 8 ülke arasında neden bir perakende zinciri kurulmasın. Her alanda her düzeyde münasebet kurulabilir aslında. Bunun için bu ülkeler arasında bir “Kültürel diplomasi” dedikleri çalışma gerek. Mesela siyasetçiler, bürokratlar, işadamlarından önce bunların hanımları, sanatkarlar ve onların çocukları 8 ülkeyi birlikte dolaşsalar, 8 ülke bunlara ev sahipliği yapsa. Birer haftalık cinsler. Yalnızca gezi değil, küçük fuar, sinema haftası, müzik ve halkoyunları gösterisi, fotoğraf stantları, karşılıklı o ülkelerin şiir, kıssa ve romanları yayınlansa, imza günleri ve söyleşiler olsa, belli restoranlarda o ülkelerin mutfakları sunulsa… Bakın bayanları ve gençleri de bu işe, bu sürece dahil etmek gerek. Bunu cinsiyetçilik açısından söylemiyorum. ama bu ailede, dedenin, ninenin, anne-babanın, kız oğlan, ailemizin sıkıntısı olması gerek. Herkesin elini taşın altına koyması gerek.”
Yazının tamamını okumak için .