enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,0098
EURO
52,8050
ALTIN
6.815,04
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
21°C
İstanbul
21°C
Açık
Pazartesi Açık
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
15°C

Ertuğrul Özkök: Galiba her şey çok iyi mi olacak, geliyor mu gerçekten gelmekte olan?

“Acaba Hulusi Akar kendi ittifakının üyelerine bile anlatamadığı kimi şeyleri CHP ve bilhassa İYİ Parti üyelerine daha kolay anlatabilir mi?”ı

Ertuğrul Özkök: Galiba her şey çok iyi mi olacak, geliyor mu gerçekten gelmekte olan?
16.04.2023 12:00
26
A+
A-

Ertuğrul Özkök, eşinin ismine gönderme yapan “Tansu’ya Mektuplar” başlığı altında yazdığı ve “newsletter” olarak paylaştığı yazılarında bugün, Ulusal Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın CHP ve İYİ Parti Kayseri Kent Başkanlıklarına yaptığı ziyarete değindi. 

Özkök’ün “Galiba her şey çok iyi mi olacak, geliyor mu hakikaten gelmekte olan?” başlıklı yazısı şöyle:

Galiba her şey çok iyi mi olacak, geliyor mu sahiden gelmekte olan?

Başında “galiba” gibi ihtimal ifade eden bir söz olan cümlenin “mi” soru eki ile devam etmesi lisan kuralları açısından tuhaf görünebilir.
Ama gördüğünüz bu fotoğraf da bu cümle kadar tuhaf…
Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kayseri’de CHP ve İYİ Parti kent başkanlıklarını ziyaret etmesini nasıl yorumlamalıyız?
Haberi “Sol haber” sitesinin Twitter hesabında okudum.
Altındaki yorumlar, sitenin takipçilerinin gözünde bu ziyaretin ne anlamış geldiğini çok iyi anlatıyordu.

Ziyaret üzerine üç farklı yorum

Bir yorum şöyleydi:
(*) “Galiba geçiş devrine hazırlık yapılıyor. Galiba geliyor gelmekte olan…”
Bir öbür yorum:
(*) “Yumuşak geçiş işareti…”
Bir ikinci grup yorum tepki biçimindeydi.
Mesela biri şöyleydi:
(*) “Kapısından geçmesine izin vermezdim…”
Bir üçüncü grup yorum vardı ki azınlıkta kalmıştı:
(*) “Hulusi Akar’ı bu davranışından ötürü tebrik ederim. Siyasi nezaket bunu gerektirir.”

Bir liberal arkadaşımın yorumu ise şuydu

Demek ki bu ziyaretin sol kesimde bile farklı yorumları var.
Ancak bir arkadaşım sabah bana şu yorum yazmış:
“Bu ziyaret 1930 seçimleri gibi…”
Yani tek parti periyodunun tesirli bir şahsının bir parti merkezini ziyareti gibi…
Benim dikkatimi daha çok daha altındaki iki yorum yazısı çekti.

Ve ziyaret hakkında çok dikkat alımlı iki soru

Biri yalnızca şunu yazmış:
(*) “Allah allah…”
Yani “Nereden çıktı şu anda bu ziyaret” diyor aynıi…
Yorum değil bir merak sorusu…
İkincisi ise biraz adım daha ileri giderek benim başımdaki soruyu sormuş:
(*) “Acaba izin aldı mı?”
Anlamı açık..
“Cumhurbaşkanı Erdoğan”dan izin aldı mı” diye soruyor.

Asıl merak ettiğim şu: MHP Genel Merkezi’nde hangi soru soruldu?

Şuna eminim.
Bu iki soru MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve etrafında de sorulmuştur…
Devlet Bahçeli’yi MHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturduğundan beri en dikkatle takip eden insanlardan biriyim.
Bugüne kadar onun aleyhine tek satır yazı yazmadım.
Çünkü PKK olayının en tehlikeli günlerinde “Kürt sorununu kaşımamak” çok sorumlu bir siyaset izledi.
Çünkü 2001 krizinde, seçimi kaybetme kıymetine gerçekçi bir sıkı para siyasetinin izlenmesinin altına imzasını attı.
Onu tanıdığım kadarı ile yazıyorum…
Yazdığım son iki merak sorusu Devlet Bahçeli’nin başında, küçükten biraz daha büyük bir soru işaretine yol açmıştır.
O kuşku sorusu da şudur:
“Bu ziyaretle ne yapılmak istenmektedir…”

İYİ Parti Kent Lideri’nin sözleri kolay bir nezaket mi?

Bir de İYİ Parti Kayseri Kent Lideri’nin söylediği şu söz dikkati çekiyor:
“Bizlere gurur verdiniz. Ayaklarınıza sağlık…”
Basit bir “nezaket” ifadesi mi?
Yoksa ondan ileri bir “memnuniyet” ifadesi mi?
Hatta ileriye yönelik bir ihtimale aralanmış bir kapı mı?
Zaman gösterecek.

Tesadüf: Güneri Cıvaoğlu’nun dünkü yazısındaki bir cümle

Tesadüf, bu ziyaretin yapıldığı günün sabahında Milliyet gazetesinde farklı bir yazı yayınlandı.
Yazan Türk siyasetinin son 60 yılını çok yakından tanımış ve yaşamış bir gazeteciydi.
Güneri Cıvaoğlu yazmıştı.
1950’li yıllarda bugünküne aynı bir kutuplaşmanın yaşandığı en sert günlerde devrin Başbakanı Adnan Menderes ile ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı İsmet İnönü arasında sürpriz bir yakınlaşma yaşanmış.
Menderes İnönü’ye şu haberi göndermiş:
“Kendi vekillerime bile anlatamadığım şeyleri İsmet Paşa’yla görüşebilirim…”

Acaba Hulusi Akar da şeyi mi hissediyor?

Şimdi bu ziyarete bakınca ben de şu soruyu soruyorum:
“Acaba Hulusi Akar kendi ittifakının üyelerine bile anlatamadığı kimi şeyleri CHP ve bilhassa İYİ Parti üyelerine daha kolay anlatabilir mi?”
Yanlış anlamayın, sağlam bir bilgiye dayalı savlı bir yargıyı soru haline getirip sormuyorum…
Sadece bir “hissiyatımı” diye getiriyorum.
Basit bir nezaket ziyaretini hedefini çok aşan biçimde yorumluyor olma ihtimalim de kuvvetlidir.
Ama şunu etkilemeden de geçemeyeceğim.
Seçim meydanlarında iki sopanın ucunda geçirilmiş seccadelerin propaganda panosu benzeri sallandığı günlerde Hulusi Akar’ın iki büyük muhalif partinin kent başkanlığını ziyaret etmek muhtaçlığını duyması çok önemli bir “hissiyatın” sözüdür.
Çünkü artık, Erdoğan ve AKP’nin bu seçimi kaybetme ihtimali en az kazanma ihtimali kadar kuvvetlidir.

2017 referandumunun sonucu neydi: 51’e 49 değil mi?

Buradan ilgisiz gibi görünen bir noktaya geleceğim…
2017 referandumuna…
Bence Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün yaşadığı külfetlerin temeli o referandumda atıldı.
Hem de kendi elleriyle…
Oysa halk bugünlerin işaretini o gün vermişti.
Evet Erdoğan o referandumu yüzde 51’e 49 kıl hissesi ile kazınmıştı.
Ama o tam bir “Pirus Zaferi” olmuştu.
O geceyi çok iyi hatırlıyorum…

O referandumun sabahı şükür namazında ne olmuştu?

(*) BİR: AKP yönetimi referandumu kazandığı haberini, partinin Ankara Çankaya ilçesindeki genel merkezinde  açıklamıştı.
Konuştuğu o Çankaya’da “Hayır” oyu çıkmıştı.
(*) İKİ: Biraz sonra Erdoğan bu zaferi Üsküdar’daki evinde yaptığı ilk konuşma ile yorumlamıştı.
Evinin bulunduğu Üsküdar’da “Hayır” oyu çıkmıştı.
(*) ÜÇ: Geceyarısına doğru İstanbul’da karşı taraftaki Huber Köşkü’ne geçmiş ve ikinci konuşmayı orada yapmıştı.
(*) Huber’in bulunduğu Sarıyer ilçesinde “Hayır” oyu çıkmıştı.
(*) DÖRT: Sonraki sabah Eyüp Camii’ne gidip şükür namazını orada kılmıştı.
Eyüp’te “Hayır” oyu çıkmıştı.
(*) BEŞ: AKP ve muhafazakâr İslam’ın kalesi Fatih ilçesi de yüzde 50.2 ile “Hayır” demişti.

Bu haritayı önlerine alıp bu 4 noktayı düşünselerdi

Halk daha sonra gelecek “İstanbul, Ankara, Antalya” hezimetlerinin ilk işaretini o Anayasa değişikliğine “soğuk” ve “mesafeli” bakışıyla vermişti.
Ayrıca AKP’nin önde gelen birtakım isimleri o referandum konusunda tasalarını dile getirmişti.
Halkın bir kısmının gözünde de sonuçlar hâlâ şaibeli görünüyordu.
Eğer AKP’nin önde gelenleri o gün “Hayır” haritasını önlerine koşup önemli bir değerlendirme yapsalardı, bugün Cumhurbaşkanlığı seçiminin en azından birinci tıpta bitmeme nedenini açıkça görebilirlerlerdi.
AKP eğitimli ve kentli seçmeni kaybediyordu.
AKP’nin kalesi Bursa daha o referandumda “Hayır” diyerek niçin gittiğini açıkça söylemişti.

Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi son seçime giriyor

Şurası kesin…Güçlendirilmiş, denetimsiz şeffaf olmayan, keyfi başkanlık sistemi ne Türkiye’ye, ne AKP’ye ne de Erdoğan’a faydalı oldu.
Kutuplaşmayı artık düşmanlık haline çevirdi.
Ekonomiyi tabana vurdurdu.
Dış politikayı perişan etti…
Sonunda bir zelzele felaketinin ilk 48 saatinde felç etti…
İşte o nedenle Akar’ın tahminen de kolay bir nezakete hissiyatının ifadesi olan bu ziyareti, insanlarda çok farklı yorumlara yol açıyor.
Bu da önümüzdeki seçimde “Galiba her şey daha iyi olacak” umudunun artmasına yol açıyor.
Neticede, seçimin sonucu ne olursa olsun bugünkü haliyle “Külliye yönetiminin” artık devam edemeyeceğinin işaretlerinden yalnızca biri de bu olabilir….
Ve son bir merak sorusu:
Acaba o referandumda Hulusi Akar ne oy kullanmıştı.
Tahminim “Hayır” demişti…

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.