Ertuğrul Özkök: İşveren, Allah aşkına şu “Konuşan Kafa” Ersan Şen’i kov, yerine bir “Konuşan ChatKafa” getir

Ertuğrul Özkök, “Küçük hoş şeyler” başlığı altında yazdığı ve “newsletter” olarak paylaştığı yazılarında bugün, televizyon programlarına sıkça konuk olan yorumcuları, hukukçu Ersan Şen örneği üzerinden yapay zekâ yazılımı ChatGPT göndermesi yaparak eleştirdi.
Özkök’ün “Patron Allah aşkına şu ‘Konuşan Kafa’ Ersan Şen’i kov, yerine bir ‘Konuşan ChatKafa’ getir” başlıklı yazısı şöyle:
Seçimi kaybedenler kulübünde herkes bir durum tespiti yapıyor…
Ben de eski bir medya yöneticisi olarak, içimden bir işverenle konuşup, diyorum ki;
Televizyondaki “Konuşan Kafa” programlarının en süper starlarından Ersan Şen’in işine son verilip… Yerine bir “Konuşan ChatKafa” konsa…
Daha iyi olmaz mı?
Veya iktidar kanadından bir konuşan ‘ChatKafa’ mesela…
Onlardan daha akıllı, daha espirili…
Daha makul…
Dün bu fikri aklıma kim soktu biliyor musunuz?
Bu hınzır soruyu aklıma dün soktular.
Hem de kimler biliyor musunuz…
“Godfathers…” Yani “Silikon Babaları…”
Silikon Vadisi’nin “Capo di Tutti Capi’ler…”
Babaların babası 350 Silicon Vadisi uzmanı birden..
Olay şu…
Aralarında en ünlü 3 Silikon ChatGPT babası var
Dünyada Yapay Zeka ve ChatGPT alanında çalışan 350 yönetici ortak bir bildiri yayınladı.
Üstelik aralarında dünya devi şu üç şirketin yöneticisi de var.
(*) Bu olayı başlatan “OpenAI” şirketinin en üst yöneticisi Sam Altman…
(*) Google’ın yapay zeka şirketi DeepMind’ın en üst yöneticisi Demis Hassabis…
(*) Ve bu alanın en büyüklerinden “Antropic’in” en üst yöneticisi Dario Amodei…
Ayrıca nöral ağlar konusundaki çalışmaları ile Silikon Vadisi’nin Nobel’i sayılan Turing Mükafatını kazanmış iki bilim insanı Geoffrey Hinton ve Yoshua Bengio da imzacılar arasında.
350 Silikon Babası, “Biz çok kötü bir şey yapıyoruz” diyor
Evet 350 Silikon Babası bir araya geldi ve ortak imzalı bir bildiri ile bütün dünyayı uyardı.
Diyorlar ki…
“Biz bir şey yapıyoruzbu bütün dünyanın başına büyük kaygılar açabiliriz…
Hem de pandemiler, nükleer savaşlar kadar büyük bir dert…”
Diyorlar ki:
“Yarattığımız bu canavar o denli palavra haberler üretebilir, öylesine insafsız bir propaganda aracı haline gelebilir ki…
Her seçimden sonra sakinleştiricilerle uyuyabilen muhalifler kadar ağır travma yaşayabilirsiniz.”
“Arkadaş, biz beyaz yakalılara ne olur sen asıl onu söyle”
Onu da söylüyorlar:
Bir yandan milyonlarca beyaz yakalı işini kaybederken, bütün medya “Konuşan daha kötü ChatKafa’ların eline geçer…
Tam bu türlü demiyorlar ama, ben günlük tanınan dile ve şu an benim etrafımın yaşadığı ruh haline bu türlü çeviri ediyorum.
Şimdi oturup düşünün…
Mesela şu ihtimali…
Seçim öncesi aylarca ekranda bağıran beyaz yakalılar ne olur?
Seçim öncesinde televizyon ekranında aylarca bağırıp çağıran, ağzına geleni söyleyen, muhalifse iktidara yakın insanları, iktidarsa, ardına RTÜK’ü de alıp, daha da büyük kibirle ve güçle muhalefetteki insanları yerden yere vuran, hakaret eden, palavra ve iftira ile linç eden konuşan kafalardan daha tehlikeli bir şey ne olabilir?
Neticede Ersan Şen bağırıp çağırıyor…
Onun bağırıp çağırdığı insanlara kızan binlerce insan da onu seyredip rahatlıyor…
Ne var bunda kötü olan…
Karşılıklı ve hoş bir his alışverişi sonunda…
Ücretli “Konuşan Kafa” yerine parasız “chatkafa” modeli
Ancak sorun o kadar kolay değil…
Türkiye haber televizyonları tam bir “Konuşan Kafa” egemenliği yaşıyor.
Tanıdığım birtakım televizyon sahipleri de bundan mutlu değil.
Onlar açısından tek iyi yanı, çok ucuza, neredeyse bedavaya mal olan programlar olması…
Milyonlarca lira harcayıp pahalı üretimlerle insanları ekran başında tutmaktansa, üç kuruşa saatleri doldurmak elbette finansal açıdan akla yatkın bir iş…
İyi de ilk yatırımdan sonra size bedavaya gelebilecek bir “Konuşan ChatKafa” programına ne dersiniz?
İstediğiniz kadar yalakalık yaptırıp, istediğiniz kadar küfrettirebileceğiniz…
İstediğiniz zaman kolaylıkla işten atabileceğiniz, yok edebileceğiniz…
Siz işten atınca “Kovulduk ey halkım” diye mağduriyet dansı etmeyecek bir ChatKafa…
Ertesi gün iktidarla işiniz düzelince diğer bir isimle, tam manasıyla yandaş haline kolaylıkla getirebileceğiniz, bilançonuza hiç yansımayacak takımsız. Egosuz bir ChatKafa kadrosu…
Düşünün mesela, bizim Enver bir gecede ChatKafa Enver olmuş
Bir düşünün…
Bir gecede haber kanallarında bildiğimiz, seyrettiğimiz bütün konuşan başları işten çıkarılmış…
Hepsi bir gecede, dünkü yazımda anlattığım “Beyaz Balina İşsiz Gazeteciler Kulübü” üyesi haline gelmiş…
Zaten çoğu yaşları gereği birer “Bueno Vista Social Club” üyesi gibiydi…
Oradan Beyaz Balina Kulübü’ne yatay geçiş yapmışlar.…
Hepsi Yılmaz Özdil’le benim yanımda yani…
O sahneyi düşünün… Bizim çılgın Enver’in (Aysever) yerine bir ChatKafa Enver gelmiş…
Herkese saydırıyor…
Düşündüm ve son kararım şu oldu: Ersan Şen de kalsın, bizim Enver de
Ancak dün 350 ‘Silikon Babası’nın ortak bildirisini okuyunca aklım karıştı…
Hele hele son seçimde bir devletin elindeki imkanları nasıl ağır bir propaganda aracı haline getirebileceğini görünce…
Kendi kendime dedim ki…
Arkadaş galiba…
Ersan Şen yerinde kalırsa daha iyi olur…
Hatta bizim Enver bile kalsın……
Uğur bana, “Ertuğrul Abi” derken gördüm kendimi
Ekranda Rahmi Turan’a “Rahmi Abi” diyen Uğur Dündar birden gözüme çok daha sempatik görünmeye başladı…
Vallahi onu gözüme, “Ertuğrul Abi” diye seslenen parlak fikirli genç ve hırslı bir gazeteci göründü.
Kalsınlar abi…
Hepsi kalsın…
Ersan Şan’ı seyretmeye bile razıyım.
Televizyonun sesini kısar hepsini bir komedi programı seyrederim…
Bizim Enver’i aslında o denli seyrediyordum…
Silikon Babaları haklı: Baba söylediği söz dinlemek lazım
Babalar haklı…
Ne diyordu Don Vito Corleone, “Godfather” sinemasında?
“Eli çantalı hırsız eli silahlı hırsızdan daha çok çalar…”
Tamam adam alemin kralı, mafya babası falansöylediği yanlış mı…
Bir de şu söz vardı o sinemalarda:
“Para silahtırfakat siyaset tetiği ne zaman çekeceğini bilmektir…”
Konumuzla pek alakası yokfakat nedense aklıma geldi…
Konuşan Başlardan tek ricam, Don Vito’nun şu lafına kulak versinler…
Konumuza dönersek…
Son kararım şu…
Bütün konuşan başlar ekranda kalsınlar…
Onlardan tek ricam şu…
Ben Silikon Babalarının ikazına kulak verdim, onlar da Don Vito’nun şu lafına kulak versinler.
“Sakın bize temiz olduğunuzu söylemeyin, zira bu bizim zekâmıza hakarettir…”