enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,9747
EURO
53,5150
ALTIN
6.603,26
BIST
14.100,53
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
27°C
Pazar Açık
27°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C

Filistinliler İsrail hapishanelerinde gördükleri eziyeti anlattı: Gözler, eller bağlı halde dayak

İsrail İnsani Haklar Derneği (ACRI), hükümeti “uluslararası hukuka bilerek karşı gelmekle” suçladı

Filistinliler İsrail hapishanelerinde gördükleri eziyeti anlattı: Gözler, eller bağlı halde dayak
06.08.2024 07:30
9
A+
A-

İsrail’in önde gelen insan hakları kuruluşlarından biri, Filistinli mahkumların tutulduğu İsrail hapishanelerindeki şartların işkence olduğunu açıkladı. B’tselem isimli kuruluşun “Cehenneme hoşgeldiniz” isimli raporunda, geçtiğimiz günlerde salıverilen 55 Filistinli mahkumun sözleri bulunuyor. Tabirlerde, hapishanelerdeki şartların 10 ay önce Gazze savaşının başlamasından sonra çok kötüleştiği anlatılıyor. B’stelem’in raporu dışında, BM’nin geçen hafta açıkladığı bir rapor da dahil, bir dizi çalışmada Filistinli mahkumlara yönelik şoke edici eziyet iddiaları yer aldı. B’tselem, araştırmacılarının topladığı sözlerin kayda değer ölçüde dengeli olduğunu söylüyor. B’tselem’in Genel Yöneticisi Yuli Novak “Hepsi bize, tekrar tekrar aynı şeyi anlattılar. Süregiden eziyet, günlük şiddet, fizikî ve ruhsal şiddet, aşağılama, uykusuz bırakma, aç bırakma” diyor. Novak’ın vardığı sonuç açık: “İsrail hapishane sistemi Filistinliler söylediği söz edilen olduğunda bütün olarak bir işkence kampı şebekesine dönüştü.”

“Aşırı kalabalık, pis hücreler”
Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği, 1200 İsrailli ve diğer ülke vatandaşlarının öldüğü akından sonra, Filistinli mahkum sayısı iki katına çıkıp, 10 bine yükseldi. Bazıları ordu, kimileri da ülkenin hapishane hizmetleri tarafından yönetilen hapishaneler aşırı kalabalıklaştı. Aşırı mahkum sayısı nedeniyle, altı kişinin kalması gereken hücrelerde 10 yahut daha fazla mahkum barınıyor. B’tselem’in raporunda mahkumların bazen şilte yahut battaniye olmadan yerlerde yatmak zorunda kaldıkları, aşırı kalabalık, pis hücrelerden bahsediliyor. Bazı mahkumlar, Hamas taarruzlarının derhal akabinde tutuklananlar. Kimileri da İsrail’in Gazze taarruzları başladıktan sonra yahut İsrail’de ve işgal altındaki Batı Şeria’da yakalananlar. Çok sayıda Filistinli daha sonra herhangi bir suçlama yöneltilmeden serbest bırakıldı.

Firas Hassan 7 Ekim saldırısından sonra hapishanedeki hayatının “tamamen değiştiğini” söylüyor
Firas Hassan Ekim’de aslında hapishaneydi. Zanlıların, aşağı yukarı süresiz bir şekilde, suçlama yöneltilmeden tutulabildiği, çok büyük çoğunlukla Filistinlileri hedef alan “İdari gözetim” uygulamasıyla hapis yatıyordu. İsrail, bu siyasetin gerekli ve uluslararası hukuka uygun olduğunu iddia ediyor. Firas, 7 Ekim’den sonra şartların süratle berbatlaşmasını kendi gözleriyle gördüğünü söylüyor. Beytüllahim’in güneyindeki Tuqu köyünde buluştuğumuzda “Hayat tamamen değişti. Olanları ben tsunami diye tanımlıyorum” diyor. Firas Hassan 90’lı yılların başından bu yana hapishaneye girip, çıkıyordu. İki defa İsrail ve Batı’nın büyük kısmında “terör örgütü” olarak tanımlanan İslami Cihad üyesi olmakla suçlandı. Hapishanedeki zorlu yaşama alışkın olmasına rağmen, hiçbir şeyin 7 Ekim’den iki gün sonra gardiyanlar hücresine girdiğinde olanlara kendisini hazırlamadığını anlatıyor. “20 gardiyan tarafından önemli şekilde dövüldük. Maskeli adamlar bizi joplarla, sopalarla, köpeklerle ve ateşli silahlarla dövdü. “Ellerimiz geriden bağlıydı, gözlerimiz bağlanmıştı, önemli dayak yedik. Yüzümden kan fışkırıyordu. Bizi 50 dakika boyunca dövdüler. Göz bağımın altından onları gördüm. Bir yandan dövüyor, bir yandan bizi sinemaya alıyorlardı.” Hassan, sonunda herhangi bir suçlama yöneltilmeden Nisan’da serbest bırakıldı. O vakte dek 20 kilo verdiğini söylüyor. Salıverildiği gün çekilen görüntüde sıska bir adam görülüyor. Hassan, B’tselem araştırmacılarına ilerleyen günlerde verdiği ifadede “Geçmişte hapishanede 13 yıl geçirdimhiç bu türlü bir tecrübe yaşamadım” diyor. Ancak İsrail hapishanelerinde eziyetten bahsedenler yalnızca Gazzeli yahut Batı Şerialı Filistinliler değil. Hayfalı İsrailli Arap avukat Sari Huriye İsrail vatandaşları da aynı şeyleri yaşadıklarını anlatıyor. Ancak hapishanedeki kısa ve ilk tecrübesi Huriye’yi neredeyse yıktı. Huriye Megiddo’daki gördüğü sahneleri “Akıllarını yitirmişlerdi. İçeride kanun yoktu. Düzen yoktu” diye anlatıyor. Huriye, en büyük eziyetlere maruz kalmadı. Lakin mahkumların gördüğü muamelenin kendisini şoke ettiğini söylüyor. “Hiçbir sebep olmadan mahkumları dövüyorlardı. Mahkumlar ‘Biz bir şey yapmadık. Bize vurmanıza gerek yok’ diyorlardı.” Öbür mahkumlarla konuştuğunda, süratle gördüklerinin olağan olmadığını öğrendi. “Bana 7 Ekim’den önce de en iyi muameleyi görmediklerini söylediler. Lakin sonrasında her şey farklıydı.” Mahkumların Tora Bora ismini verdiği (El Kural’ın Afganistan’daki mağara şebekesine atıfla) tecrit hücresinde bir süre kaldı. Huriye yan hücrede dövülen bir mahkumun tıbbi yardım isteğini duyduğunu anlatıyor. Huriye’ye göre tabipler mahkumu kurtarmaya çalıştı lakin kısa bir süre sonra öldü. BM’nin geçen hafta yayımladığı rapora göre “IPS (İsrail Hapishane Hizmetleri) ve mahkum kuruluşlarının yaptığı duyurular “7 Ekim ve 15 Mayıs arasında 17 Filistinli’nin IPS nezareti altında öldüğüne” işaret ediyor. Bu ortada, İsrail Ordusu’nun hukuk ünitesi ise 26 Mayıs’ta ordunun nezareti altındaki 35 Gazzeli mahkumun vefatının araştırıldığını duyurmuştu.

Sari Huriye, tekrar herhangi bir suçlama yöneltilmeden salıverildikten sonra Megiddo’da şahit olduklarını anlamlandırmaya çalışıyor. “Ben bir İsrailliyim. Bir avukatım. Hapishanenin dışındaki dünyayı görmüştüm. İçeri girince bir diğer dünya gördüm” diyor. Vatandaşlığına ve hukukun üstünlüğüne itimadının sarsıldığını söylüyor ve “Bu tecrübeden sonra hepsi yıkıldı, gitti” diye konuşuyor. Filistinli mahkumlara yaygın kötü muamele savlarını ilgili kurumlara sorduk. İsrail Ordusu “gözaltındakilerin sistematik eziyete maruz bırakıldığı savlarını direkt reddettiklerini” söyledi. Açıklamada “Kötü muamele yahut gözaltı şartlarından memnuniyetsizlikle ilgili somut şikayetler, ordunun ilgili kurumlarına iletiliyor ve uygun bir şekilde ele alınıyor” denildi. Hapishane Hizmetleri ise “Bahsettiğiniz tezlerden haberimiz yok. Bildiğimiz kadarıyla bu türlü olaylar yaşanmadı” dedi.

7 Ekim’den bu yana İsrail, uluslararası hukukun gerektirdiği aynıi Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin (ICRC) Filistinli mahkumlara erişimine izin vermiyor. Erişimin neden reddedildiğine dair bir açıklama yapılmadı. Lakin İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun hükümeti ICRC’nin Gazze’de tutulan İsrailli rehinelere erişememesine duydukları öfkeyi birçok kere dile getirdi. İsrail İnsani Haklar Derneği (ACRI), hükümeti “uluslararası hukuka bilerek karşı gelmekle” suçladı. Geçen hafta, aralarında parlamenterlerin de bulunduğu İsrailli aşırı sağcı göstericilerin, Sde Teiman askeri üssünde Gazzeli bir mahkuma cinsel tacizde bulunmakla suçlanan askerlerin gözaltına alınmasına şiddete başvurarak karşı çıkmasıyla, Filistinli mahkumlara muamele konusunda öfkeli bir tartışma yaşanmıştı. Protestocuların bir kısmı, İsrail’in aşırılık yanlısı Güvenlik Bakanı İtamar Ben Gvir’in yandaşlarıydı. Gvir, İsrail hapishanelerinin idaresinden de sorumlu. Ben Gvir sık sık, bakanlığı döneminde Filistinli mahkumların şartlarının kötüleşmesinden övündü. Bakan, parlamentodaki bir tartışmada “Benim dönemimde bütün şartları değiştirdiğimiz için gururluyum” demişti. B’Tselem’e göre şimdi bildirilen kötü muamele konusunda Ben Gvir ağır bir sorumluluk taşıyor. Yuli Novak “Bu sistemler İsrail’in gördüğü en sağcı, en ırkçı bakanın eline verildi” diyor. Novak’a göre 7 Ekim’den sonra İsrail’in mahkumlara muamelesi, ülkedeki ahlaki düşüşün tehlikeli bir göstergesi. “Travma ve tasa her gün her birimizle. Lakin bunu insani olmayan bir şeye dönüştürmek bence trajik.”

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.