İmamoğlu: Mahpusta yatmak siyasetçinin mecburi hizmeti, ben mecburi hizmet görevindeyim

Emekli askeri hakim Albay Ahmet Zeki Üçok, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nu ziyaret etti. Üçok’un aktardığına göre İmamoğlu, “Bu durumu benim babam çok iyi tanımladı. ‘Hapiste yatmak, Türk siyasileri için bir mecburi hizmettir’ diye espri yapıyor. Babamın tabiriyle ben mecburi hizmet görevindeyim” dedi.
Nefes gazetesi yazarı Aytunç Erkin, emekli askeri hakim Albay Ahmet Zeki Üçok’un, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Silivri Cezaevinde yaptığı görüşmenin ayrıntılarını aktardı. Erkin’in kaleme aldığı yazıya göre; Üçok, şunları anlattı:
“Ben ilk kez yüz yüze geliyordum Ekrem beyefendiyle. Buna karşın bana çok samimi ve nitekim candan bir his veren gülümsemesiyle sarılarak beğenilen geldiniz dedi. Elinde not defteri ve kalemi ile plastik sandalyesine oturdu. İlk aklıma gelen, yanlış anlaşılmasın; ‘hapishane yaramış’ oldu. Televizyonlarda gözümüze çarpan hafif göbeği yok olmuş. Daha enerjik ve daha fit imaja sahip olmuş. Yüzü incelmiş ve sahiden kısa saç yakışmış.
Hafta sonu Kandıra 2 nolu F Tipi hapishanesinde ziyaretine gittiğim, İmamoğlu’nun seçim zaferlerinde büyük katkısı olan dostu ve siyasi danışmanı Necati Özkan’ın selamını getirdiğimi söyledim.
Duygulandı, ‘mlesef temelsiz iftira ve suçlamalarla, yalancı şahitlerin sözleriyle tutuklandı’ dedi. ‘Şimdi aynı yalancı şahidi benim içinde devreye sokmuşlar. Ülkem ismine üzülüyorum. Bu hukuksuzluklar vatandaşlarımızı endişelendiriyor. İnsanları çocuklarıyla, sevdikleriyle korkutarak bizlerin aleyhine yalancı tanıklık yapmaya, suç uydurmaya zorluyorlar. Ben bu insanlara yapılan tehditlere, baskılara üzülüyorum’ dedi. Ben, ‘Mlesef Türk siyasetinde, siyasetçilerin mahpusa atılmaları olağan bir süreç oldu’ dedim. Gülerek ‘Bu durumu benim babam çok iyi tanımladı. ‘Hapiste yatmak, Türk siyasetçileri için bir mecburi hizmettir’ diye espri yapıyor, ‘Babamın tabiriyle ben mecburi hizmet görevindeyim’ diye konuştu. Gülüştük.
“Kararlı bir adam gördüm”
Karşımda tüm ciddiyetiyle bu ülkeyi yönetmeye kararlı bir devlet adamı gördüm. 40 yıllık devlet hizmetinden kalan içimdeki hürmet hislerinin yükseldiğini şaşkınlıkla hissettim. Yıllardır üstenci bir yakışıksızlıkla yönetilmenin verdiği ümitsizliğin kırılabileceğini, yeni mutlu insanların yaşadığı bir ülkenin kurulabileceğini bana hissettirmiş olması, mümkündür ki hislerime hakim olmuştu.
İmamoğlu ile sevgi ve empati yüklü başlangıcımız, karşımda gördüğüm sakin ve kararlı adamın konuşmalarıyla hürmet ve takdir hislerine dönüşmüştü. Bu hisler ile vedalaştık. Ben şu anda sıcak yuvama, meskenime döneceğim. O ise kaç anahtarla kilitlendiğini unuttuğum demir kapıların gerisine…”