Karar yazarı Çakır: Başsavcılığın İstanbul’daki 8 bin uzman ortasından neden daima kişinin CHP’li belediyelere yönelik dava belgelerine baktığını açıklaması lazım

Ekrem İmamoğlu ve diğer CHP’li belediyelerle ilgili dava evraklarına 1.891 kişi ortasından daima S.B’nin seçilmesi tesadüf olabilir mi? Ya da uzmanlıkla izah edilebilir mi?
İstanbul Başsavcılığı jet süratiyle hatta kendisinin suç duyurusunda bulunmasına gerek kalmadan, ismini yazana, çizene başlattığı soruşturma ile bu ‘bilirkişinin’ çok ama çok değerli, korunması, kollanması gereken biriciklikte kritik ehemmiyete sahip olduğunu ortaya koydu.
O yüzden ‘biricik bilirkişi’ demekle yetinmek istiyorum.
İmamoğlu bu ‘biricik uzman’ın ismini ilk olarak Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemle ilgili bir davada görmüş. Olmayan bir rapor savcının iddianamesine varmış aynıi girmiş. İmamoğlu’nun avukatları durumu fark etmişler, itiraz etmişlerbuna karşın olmayan rapor iddianameye varmış gibi girmiş…
‘Biricik bilirkişi’ mahkemeyi aldatmış, adil yargılamanın önüne geçmeye çalışmış demek doğru olmaz zira avukatların itirazlarına karşın savcı iddianamesine olmayan raporu bile bile koymuş.
Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun bu iddianamenin savcısı ve hakimi hakkında inceleme başlatması gerekiyor. Sonuçta bugün mevcut HSK’daki üyelerinin çoğunluğu 2014 yılında yargılamalardaki usulsüzlükleri, kumpasları bitirmek vdiyle Yargıda Birlik Platformunu kuranlardan oluşuyor.
Normalde işlemesi gereken süreç bu. Pekala HSK’nın Terör Örgütü taktiklerine yargıdaki bu kumpas sistemiyle ilgili disiplin süreci başlatır mı? Başlatabilir mi? Başlatsa bile neticelenir mi?
Devam edelim.
İETT hakkında yürütülen dava belgesine yeniden 8 bin 806 uzman ortasından tekrar ‘biricik bilirkişi’ atanmış. İETT avukatları kamu ihalelerinde yetkisi olmadığı gerekçesiyle ‘biricik bilirkişinin’ atanmasına itiraz etmişler. Savcı 6 ay beklemiş, yanıt vermemiş.
Belediyeleri denetleme konusunda en uzman kurum, Sayıştay’dır. İmamoğlu’nun söz ettiği davalarda, Sayıştay denetçisi olarak görev yapmış 3 kişilik uzman bilir kişi heyeti mevzuyu incelemiş, bir yolsuzluk, adapsız olmadığını tespit etmiş, ama mahkeme bunu kabul etmemiş! Üçüncü uzman raporu alınmasına karar vermiş!
Mahkeme bu sefer öteki üç emekli Sayıştay denetçisinden eksper raporu istemiş. Yeni eksper raporu da gelmiş. Tekrar usulsüzlük ve yolsuzluk olmadığını yazmışlar.
İmamoğlu’nun eleştirdiği eksperin raporunun, 6 Sayıştay denetçisinin yazdığı iki raporun tam bilakis olması, sorun sayılmamış, ‘biricik bilirkişi’ye yeni vazifeler, görevler verilmiş.
Bilirkişiliğin ne kadar çok önemli olduğu, davalara taraf verdiğini muhakkaktır.
Seçilecek ekspere göre davada karar çıkabilir!
***
2024 Eylül ayında İSFALT ile ilgili yürütülen soruşturma evrakına tekrar aynı ‘bilirkişi’ atanmış.
Beşiktaş ve Esenyurt belediyeleri ile ilgili yürütülen soruşturma belgesine da yeniden aynı ‘bilirkişi’ atanmış.
Bütün bunların tamamı tesadüf mü?
***
Bu ‘biricik bilirkişi’ iktidarın yargıyı nasıl dizayn ettiğini ayan beyan ortaya koyuyor.
Ekrem İmamoğlu deşifre ettiği ‘bilirkişi’ üzerinden yargı sistemine ‘kral çıplak’ deyince İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ülkenin doruğundan tolu soruşturma yağmuru yağdırmaya başladı.
Oysa mesele net. Buradan kaçış yok. İstanbul Başsavcılığı ‘8 binden fazla uzmanı olan İstanbul’da neden hep bilirkişiyi tercih ettiklerini’ net bir şekilde açıklaması gerekiyor.
Bu ‘biricik bilirkişiyi’ hangi özelliğinden ötürü İmamoğlu’na ve CHP’li belediyelere yönelik belgelerde ‘İstanbul’daki 8 bin uzman ortasından daima aynı birey’i tercih ettiklerini izah etmeleri lazım.”