enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,9727
EURO
53,4893
ALTIN
6.609,13
BIST
13.965,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Pazar Açık
27°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C

Mehmet Altan yazdı | Basın tarihi: Mayın

Mehmet Altan yazdı | Basın tarihi: Mayın

Mehmet Altan yazdı | Basın tarihi: Mayın
31.07.2024 14:30
13
A+
A-

Yaz mevsiminin bizim bildiğimizden daha öteki bir şeye dönüştüğü bu sıcak günlerde, gündem mevzularından biri de ne zaman ve nasıl gerçekleşeceği konusunda birçok spekülasyon yapılan mümkün Erdoğan-Esat görüşmesi.

Bu yeni gelişmenin Ortadoğu’daki mümkün tesirleri de bu görüşmeye karşı olduğunu açıklayan ABD ile görüşmeyi destekleyen hatta zorlayan Rusya’nın durumları da, Kürt Sorunu boyutları da uzun bir tahlil konusu.

Savaş tamtamlarının çalındığı, insanların öldüğü, gerginliklerin arttığı, savaş lobisi ile barış peşinde koşanların cenginin hiç dinmediği Ortadoğu mayınlı bir bölge ne zaman ne olacağı hiç belli değil.

***

Sadece bir benzetme olarak gerçekte de “mayınlı” bir geçmişi var.

Öyle ki, Türkiye medyası 2008’de pişmeye başlayan, 2009 yıl boyunca da şimdiki hale gelen “Suriye kara sonundaki mayınların temizlenerek, bu toprakların tarıma açılmasını öngören yasa tasarısı” nedeniyle ağır bir “mayın” tartışması yaşamış.

Gazeteler “mayın” haberleriyle ve yorumlarıyla dolu…

***

Tasarı Mayıs 2009 tarihinde görüşülmeye başlanır.

CHP ve MHP tasarı yasallaşmasın diye sert bir direnç gösterir.

Gazeteler bu haberlerle doludur.

CHP grup başkanvekilleri Kemal Anadol, Hakkı Suha Okay ve Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de, “Suriye kara hududundaki mayınların temizlenerek, bu toprakların tarıma açılmasını öngören yasa tasarısı” ile ilgili basın toplantısı düzenlerler.

Muhalefetin endişelerini sıralarlar.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Savunma Bakanı Vecdi Gönül’dür.

***

CHP’nin tasarıya 9 temel noktada itirazı vardır.

“Genelkurmay’ın devre dışı bırakılması, projeyi savunma yerine maliye bakanlığının üstlenmesi, ihalenin biçimi ayrıyeten projenin İsrail menşeili bir şirkete verilme kuşkusu, sınır bölgesinin yabancı devlet dayanaklı şirketlere verilmesi durumunda sınır güvenliğinin zafiyete uğrama mümkünlüğü, bölgede açığa çıkacak olan geniş tarım toprakların akıbeti, yerel halkın sosyo-ekonomik geleceği, vs…”

Ayrıca projenin ihale usulü Danıştay tarafından iptal edilmiş olmasına karşın tasarıda esaslı bir değişikliğe gidilmemiştir. Bu da tartışma hususudur.

Grup Başkanvekilleri tüm bunları dile getirmektedir:

-“50 yıl öncesinin teknolojisiyle imal edilen mayınların, Silahlı Kuvvetlerin bugün ulaştığı teknolojik imkanlarla imha edilememesi düşünülemez. Genelkurmay Başkanlığı hangi münasebetlerle mayınları NAMSA’nın temizlemesini ön görmektedir? Bu muhtaçlık, hangi mali ve teknik gereklerden kaynaklanmıştır? Bu hususta Genelkurmay Başkanlığı kamuoyunu kesinlikle bilgilendirmeli. Genelkurmay, Hükümet ile çizgide düşünüp düşünmediğini kesinlikle açıklamalıdır”

-“Tasarı, benimsenen ihale yoluyla, tam bir AKP klasiğidir. Öngörülen ikili ihale metodu, tamamen kamuoyunu kandırmaya yöneliktir. Hem mayın temizleme alanında uzman hem de tarım alanında uzman bir organizasyon düşünülemeyeceğinden, sağlıklı bir ihale de söylediği söz edilen olmayacaktır. AKP, tekrar kurgulanmış yasa hususlarıyla adrese teslim ihale yapmanın peşindedir”

-“Yasa tasarısı, kendi insanımızı, kendi toprağında köleleştirme tasarısıdır. Bölge insanı artık ağalar yerine yabancılara marabalık yapacak.”

***

CHP sözcüleri tasarıyla ilgili taleplerini de şöyle özetler:

“Genelkurmay Başkanlığının mayınlı yerlere ilişkin bilgi ve değerlendirmelerini kesinlikle kamuoyu ile paylaşmasını, mayınların temizlenmesi ve tarım alanlarının kullanılması işlerinin birbirinden ayrılmasını, tarım alanlarının bölgedeki topraksız yahut az topraklı köylerimize kooperatif yapılanmasıyla verilmesini içerecek tahliller üretmek için, tasarının komiteden geri çekilmesini talep ediyoruz.”

Taleplerin göz arkası edilmesi halinde de maddeyi iptal için Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını açıklarlar.

***

Tasarı üzerindeki görüşmeler sırasında bakanların karşılıkları da gazete haberlerinde yer alır.

Milli Savunma Bakanı Gönül, görüşmeler sırasında mayınları ordunun temizleyip temizlemeyeceğine ilişkin soruya şu karşılığı verdi: “Temizleme görevi, 4 Mart 1992’de Bakanlar Kurulu kararıyla Genelkurmaya verildi. Genelkurmay, önemli bir planlamayla bu işi yapmaya niyetlendi. Piyasa araştırmasına çıkıldı. İlk alınan teçhizat 5 milyon dolar civarındaydı. Siparişe çıkıldı, 5 milyon dolarlık üçlü makinelerin her bir grubu için 14-15 milyon dolar istendi. Bu iş ihaleyle, hizmet alınarak yapılabilir mi diye görüş soruldu. 14 firma teklif verdi. En alt teklif 530 trilyon, en üst 2.279 trilyon. Bu kadar büyük paraları, bizim bütçemizde bulmak mümkün değildi. Bunun üzerine Genelkurmay Başkanlığı, Başbakanlığa 24 Haziran 2008’de ‘bunu diğer kurum yapsın’ diye yazı yazdı. Maliye Bakanlığı görevlendirildi.  Bu işi yapmak üzere Kara Kuvvetlerinin çabasını, Aytaç Yalman komutanın verdiği mücadeleyi hatırlıyorum. ama çok da kolay mesele olmadığı tespit edilerek bugünkü noktaya getirildi.” 

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, mayınların temizlenmesinin öngörüldüğü Suriye sonundaki toprakta, güvenliğin tesisinde bir zafiyetin söylediği söz edilen olmayacağını söyler.

Şimşek, “Burada arazi satılmıyor, hizmet alımı söz konusudur” yanıtını verir.

***

Sonunda tasarı maddeleşir.

CHP Anayasa Mahkemesi’ne başvurur.

***

2013 yılında mevzu yeniden gündemdedir.

Dönemin Savunma Bakanı Milli Savunma Bakanı (MSB) İsmet Yılmaz şöyle bir cevap verir:

“Türkiye-Suriye hududundaki mayınlı alanların toplam büyüklüğü 190,5 kilometrekaredir. Suriye sınırında bulunan döşenmiş mayınların temizleme sorumluluğu, ‘Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasındaki Kara Hududu Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Fliyetleri ile İhale Süreçleri Hakkında Kanun’ ile MSB’ye verilmiştir. Bu mevzuda çalışmalar yürütülmektedir.” 

***

2021 yılında Fatih Altaylı şöyle müellif :

“Bundan 17 yıl önce idi.

AK Parti iktidarının ilk yılları.

1999 yılında uluslararası bir anlaşma (Ottawa) ile oluşturulmuş bir projeye Türkiye de 2003 yılında imzasını attı ve 2004 yılında yürürlüğe koydu.

Sınırlardaki mayınların temizlenmesi.

Türkiye bu anlaşma kapsamında 2010 yılında hududundaki mayınları temizleme kararı aldı.

Suriye hududundaki mayınları.

900 kilometrelik bir alanda mayınlar temizlenecekti.

Mayın temizleme işini ise bir İsrail firmasına veriyorlardı az kala.

Ülkede kıyamet koptu.

Kıyameti pek takan olmazdı da AYM ihaleyi iptal etti. Ve şimdi daha AYM kararlarına uyulduğu bir periyottu.

İş TSK’ya kaldı.

Türkiye Suriye sonundaki mayınlar temizlendi.

Sonrası malum.

1 yıl sonra Suriye karıştı, karıştırıldı.

5 milyona yakın Suriyeli mayınları temizlenmiş sondan geçerek Türkiye’ye geldi.

Şimdi onlarla iç içe yaşıyoruz.

Ve bir yandan da dua ediyoruz ki, Rusya dayanaklı Esad kendi ülkesi hudutları dahilindeki İdlib’e girmesin ki bir 4 milyon kaçak göçmenimiz ve 30-40 bin yeni teröristimiz olmasın diye.”

***

Ancak “mayınları” takip ettiğiniz vakit, MSB Web Sitesindeki en yeni açıklama şöyle:

“Türkiye, 01 Mart 2004 tarihinde taraf olduğu Ottava Mukavelesi kapsamında, hudutları içerisindeki mayınla kirletilmiş alanları 01 Mart 2014 tarihine kadar temizlemeyi thhüt etmiştir. 5903 sayılı ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti İle Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Hududu Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Fliyetleri İle İhale Süreçleri Hakkında Kanun’ kapsamında özel firmalar vasıtasıyla mayın paklığı projesi oluşturulmuştur. Lakin, Türkiye’nin yakın coğrafyasında meydana gelen siyasi istikrarsızlık nedeniyle mevcut proje 17 Haziran 2013 tarihinde iptal edilmiştir. Bu nedenle Ottawa Sözleşmesi’nin 5’inci madde yükümlüğünün yerine getirilmesi gayesiyle 01 Mart 2022 tarihine kadar süre verilmiştir. 15-19 Kasım 2021 tarihinde yapılan 19’ncu Ottawa Mukavelesi Taraf Devletler Toplantısında mayın ile kirletilmiş alanların temizlenmesi konusunda 2025 yılı sonuna kadar ek süre alınmıştır.”

***

Yıllarca süren mayın sıkıntısı, Türkiye’nin yönetim anlayışının da özetiidir…

2009 yılında yer yerinden oynamış ama 2024 yılında bile sürecin sonuçlarına ait, yasanın sebebi ve sonuçları açısından netleşmiş, kamuoyuna mal olmuş bir durum yok.

Ortadoğu bir bölgede, mayın sorunu üzerinden yönetim anlayışımıza bakmak, hayatımızın mayınlı yerde yürür geçtiğini de gösteriyor.

Ne zaman, neyin, nerede patlayacağını bilmiyoruz.


P24’ten alınmıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.