Amsterdam, Hollanda Hollanda’da yaşayan Türk vatandaşları için geçtiğimiz haftadan beri devam eden Türkiye Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilli seçimleri oylaması dört farklı merkezde yürütülüyor: Lahey, Amsterdam, Deventer ve Eindhoven. Son yıllarda …

Amsterdam, Hollanda
Hollanda’da yaşayan Türk vatandaşları için geçtiğimiz haftadan beri devam eden Türkiye Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilli seçimleri oylaması dört farklı merkezde yürütülüyor: Lahey, Amsterdam, Deventer ve Eindhoven. Son yıllarda Hollandalı Türklerin demokratik seçimlere iştirakini artırmak için yetkililerce pek çok adım atıldı. 1995’ten 2014’e kadar lakin Türkiye’deki sandıklarda oy verebilen göçmen vatandaş, 2017’den bu yana büyükelçilik ve konsoloslukta oyunu kullanabiliyor.
Biz Amsterdam’ın güneyinde oy kullanmaya gidiyoruz. RAI Kongre Merkezi’nde seçim sandıkları kurulu- yaklaşık bir haftadır Hollandalı Türkler uzun sıralara giriyor, memleketlerinin geleceğini belirleyecek o seçimde tercihlerini yapıyorlar. Ben de 1 Mayıs günü öğlen saatlerinde oy vermeye gidiyorum. Hafta sonu oy vermeye gidenler, uzun sıralarla karşılaşmıştı. Ofis çalışanlarının pazartesi günü kalkıp gelemeyeceğini düşünerek kendi kendime çok beklemeyeceğimi umut ediyorum. Sıra yok, kolaylıkla içeri giriyorum. Çantam, üstüm içeri girmeden önce denetim ediliyor ve X-ray aygıtından geçiriliyor. Etrafta uzun bir müddettir görmediğim sayıda güvenlik denetimi var. Kongre merkezinin önünde polis otomobilleri bekliyor.
Pazar günü sandık alanında çıkan hengameyi hatırlıyorum. Televizyonlarda gösterilen görüntülerde bir grup seçmenin yumrukları ve birbirlerine ettikleri küfürleri izlemiştik.
İçerideyim. Büyükçe bir alana 4-5 sandık kurulmuş. Yönlendirildiğim sandıkta çeşitli partilerin vazifelileri beni karşılıyor. Sohbet ediyoruz ayak üstü. “Hayırlısı olacak” diyor konuştuğum bir sandık vazifelisi. “Umarım,” diyorum. Gülüşüyoruz. Biri telefonuyla kabine girmeyi deneyince ufak bir gerginlik hali yaşanıyor. “Tutanak tutalım” diye sesleniyor bir kadın. Beş dakika içinde oyumu kullanıp çıkıyorum bu sırada. Fizikî dayanağa muhtaç vatandaşlar için her şey planlanmış, yardım ekipleri hazır. Her yaştan insan var, çocukların eline kırmızı balonlar verilmiş. Aklıma eskinin 29 Ekimleri geliyor.
İmzamı atarken pasaportumu geri veren yaşlıca bir beyefendinin telefonunda Atatürk’ün fotoğrafını görüyorum. Bir an Amsterdam’da olduğumu unutuyorum güya, Bakırköy’deyim. Cumhuriyet şölenleri, 23 Nisan dansları. Seçmendeki umudu görmemek elde değil. Seçim alanının içerisi, Türk bayraklarıyla dolu.
2022 yılı verilerine göre, yaklaşık 450 bin Türkiye kökenli vatandaşın yaşadığı Hollanda’da Türkiye genel seçimleri epey dikkat alımlı bir husus haline geldi. Birkaç aydır televizyonlarda ve gazetelerde bahsedilen bu seçim, bu on yılın en çok önemli seçimi olarak bahsediliyor. 6 Şubat zelzeleleri sonrasında, Hollanda vatandaşı ve hükümeti Türkiye’yle bir olmuş ve zelzele bölgesine 90 Milyon Euro’yu aşkın takviyede bulunmuştu. Bağış kampanyasının yüzü haline gelen Hollandalı Türk sanatçı Karsu, ülkedeki tüm destekçilere teşekkürlerini iletmiş ve yerel basında büyük yer edinen o açıklamayı yapmıştı: “Hollanda, çok büyük bir kalbe sahip küçük bir ülke.” Zelzeleler sonrası, Türkiye Het Parool gibi pek çok Hollanda gazetesinin ilgi odağı olmaya devam etti. Büyük bir çöküntüyle bire bir kalmış olan Türkiye halkının geleceğinin, şu anda çoğu zaman kinden daha çok ellerinde olduğu konuşuldu.
Türk vatandaşlarının milli bağlılıkları, her ne olursa olsun, bariz bir şekilde devam ediyor. Sıklıkla kentin yakın bölgelerde oturarak komünitelerini koruyan Türkler, mahalle hissini var oldukları yerlerde yaşatıyor. Hollanda’da doğup büyümüş Türk arkadaşlarımın kimisi bu mahalle hissinin belli bir toplum baskısına yol açtığını söyleyerek şikayetlerini dile getiriyor. Lokanta, taksi, market gibi pek çok yerde karşılaştığım ve tanışıklık içinde olduğum yaşça büyük Türkler ise bu aile hissinden şad olduklarını belirtiyor. Milliyetçi ve muhafazakâr çizgi pek çok göçmen mahallesinde çarçabuk göze çarpıyor. Fakat, Berlini Alman kültüründeki kentlere kıyasla, Türk milliyetçiliğinin Hollanda’da daha geri planda kaldığı söylenebilir. Ülkeye adaptasyonları genel manada yüksek olan azınlık Türk kesim, iki milletin de çeşitli taraflarını benimsemiş gözüküyor. Bunun yanı sıra, memleketlerini sıklıkla ziyaret eden göçmenler, ülkenin değişimini birinci gözden gözlemleyebiliyor. Geçtiğimiz akşam taksisine bindiğim Türk sürücü bana burada para kazanıp kazanmadığımı soruyor; “TL ile Avrupa’da nasıl var olunur ki” diyor. Taksicilik geliriyle Türkiye’nin pek çok noktasında ev aldığını belirtiyor. “Seviniyorum sanma,” diye ekliyor.
Lahey merkezli bağımsız fikir kuruluşu Clingendael Enstitüsü’nün Nisan 2023’te yayınladığı “Hollanda’da Türk Diaspora Politikası” isimli siyasi tahlil raporuna göre, pek çok Türk göçmen Hollanda kültürünü daha merkeze koydukları için Türk seçimlerinde oy kullanmıyor. Rapora göre bu sene, Hollandalı Türk seçmenin yüzde 12’si oy verip vermeyeceğinden emin değil. Hollandalı Türklerin memleketlerini sık ziyaret ettikleri ve mevcut ekonomik gerilemenin farkında oldukları belirtiliyor. Pek çok gazetecinin öne sürdüğü fikri doğrulayarak, analistler Türk diasporasının 2023 seçiminde daha faal rol oynayacağı kestiriminde bulunuyor. Muhalefete oy veren seçmenlerin Hollanda ve Türkiye’ye eş pahada bağlı olduğu gözlemlenirken, AKP seçmeninin Türk kültürüne daha tartı verdiği belirtiliyor. Rapor yazarı Christopher Houtlamp, bu yorumun siyah-beyaz anlaşılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Durumun siyah-beyaz olmadığı ortada; AKP kültürünün Hollandalı Türkler arasında bir aile hissine evirildiği ise konuştuğum pek çok siyasi parti görevlisince belirtiliyor. Sohbet ettiğim TKP Hollanda Kolu yetkilisi, “AKP seçmeninde safi bir aile duygusu sabit; bilhassa genç seçmenler, hayli apolitik bir tutum sergiliyor” diyor.
Clingendael Enstitüsü raporuna göre, Hollandalı Türklerin oyları gitgide daha büyük bir ehemmiyet taşıyor. Houtkamp, Türkiye’deki seçim sonuçlarının gitgide daha dar marjlarla belli olduğini belirtiyor.
Kendi oyumu kullandıktan sonra süratli adım dışarı çıkıyor ve Kongre Merkezi’nin çabucak yanındaki parka yönleniyorum. 1 Mayıs kutlamaları var- müzik sesleri, trompet yankıları duyuyorum. İran bayanlarının özgürlük savaşına dair pankartlar oluyor ilk gözüme çarpan. Kolektif bir farkındalık haline dönüşüyor emeği kutlamak. “Emekçinin yanındayız” diye bağırıyor biri. TKP ve TİP’in Amsterdam kollarıyla karşılaşmış oluyorum böylelikle. Yürüyoruz. Müzikler söyleniyor. Ciao Bella’yı duyuyorum bir İtalyan topluluğun ağzından.
TKP yetkililerinden biriyle görüşüyorum. “Burada huzur içinde yürüyoruz, evet,fakat aklımız Türkiye’de” diyor. “Tam burada” yanından geçtiğimiz konferans merkezini gösteriyor, “tam burada oy kullandık hep bir arada bu hafta sonu. Umudumuz hoş yarınlara.” Ben yavaşça veda ederken, eşi ve oğullarıyla birlikte yürümeye devam ediyorlar kalabalıkta. “Ailecek geldik. Türkiye’de de yürümek dileğiyle bir gün.”
Seçim sandıklarının hala açık olduğu o kongre merkezinin balkonuna çıkan Türk sandık vazifelileri, hep bir arada alkışlıyor geçen kalabalığı.
Hollanda Öğrenci Topluluğu bayrağının altında yürüyen uzunca bir kızı görüyorum- sandık çalışanlarına gülerek el sallıyor: “Hoera!”
Eve dönerken haftalık alışverişim için uğradığım Türk manavla konuşuyorum yol üstü; mis aynıi kokuyor meyveler. Kırmızı elma alıyorum bir kilo. 2 Euro’ya yakın geliyor. “Türkiye’den getirtiyorum aslında” diyor manav, birbirimizi tanıyoruz artık. “Türkiye’ye benzemez, bakma.”