Sedat Ergin: Suriye’nin doğusunda Türkiye ile ABD ve onların müttefikleri arasında büyük bir mücadeleye tanıklık ediyoruz

Hürriyet yazarı Sedat Ergin, Fırat’ın doğusunda Türkiye ile ABD’nin de dahil oldukları tansiyonlu bir alan hakimiyeti gayretine sahne olunduğunu yazdı.
Görünüşte özelikle kuzey bölgesinde sahada Suriye Milli Ordusu (SMO) ile Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çatıştığını yazan fakat SMO’nun arkasında Türkiye’nin, SDG’nin arkasında ABD’nin olduğunu hatırlatan Ergin, “Yaşanan durumu aslında iki NATO müttefikinin bilek güreşi olarak görmek yanılgı olmaz” tabirlerini kullandı.
“Çekişme, temelinde, Esad sonrası devirde Fırat’ın doğusuna uzanan ve ülkenin topraklarının yaklaşık üçte birine denk gelen ABD’nin nezaretindeki geniş coğrafyanın akıbetini husus alıyor” diyen Ergin, şöyle devam etti:
“Türkiye, yeni periyotta ABD’den PKK’nın uzantısı olduğu gerekçesiyle YPG/SDG’nin tasfiyesini bir defa daha talep ederken, Ankara’nın desteklediği Suriye Milli Ordusu (eski ismiyle ÖSO) da sahada giriştiği askeri atılımlarla YPG’yi geriletmeye çalışıyor”
“SDG, Suriye’deki iktidar değişikliğinden iki çok önemli kayıpla çıktı”
SDG’nin Suriye’deki iktidar değişikliğinden iki çok önemli kayıpla çıktığını belirten Ergin, “Heyet Tahrir eş Şam (HTŞ) ögeleri 27 Kasım’da Esad rejimine karşı başladıkları harekâtta Halep’i aldıktan sonra Şam’a, güneye doğru ilerlerken, Türkiye’nin takviyesindeki SMO da Tel Rifat ve Münbiç’e doğru harekete geçince, YPG her iki bölgeyi de terk etmek durumunda kaldı.” diye yazdı.

Kuzey ve doğudaki tansiyon Fırat Irmağı ve civarına kaydı
“Suriye’nin kuzeyi ve doğusundaki tansiyon, eski rejim/yeni iktidar (HTŞ) bölgesi ile YPG/SDG bölgesini birbirinden ayıran sınır sınırını çizen Fırat Irmağı ve civarına kaydı” diyen Ergin, bu bölgede Kobani’nin basınç alanı olarak öne çıktığını yazdı. Bu kent, Karkamış ile TSK denetimindeki Barış Pınarı Harekât Bölgesi arasında uzanan 80 kilometrelik çizginin ortasında bulunuyor.
ABD kuvvetlerinin Kobani’de devriye attığını ve ABD savaş uçaklarının keşif uçuşları yaptığını aktaran Ergin, “ABD’nin Kobani’de bu şekilde kuvvetli bir görünürlük sergilemesi, büyük ölçüde SMO’nun bu bölgeye dönük bir hareketini caydırmaya dönük bir atak olarak görülüyor. Bu istikametiyle SMO’yu himaye eden Ankara’ya da verilen bir mesaj niteliği taşıyor” diye yazdı.
SMO birliklerinin Münbiç’i almalarından sonra geçen haftanın ikinci yarısında Fırat havzası üzerindeki Teşrin barajına gelmeleri ve burada SMO ile YPG arasında çıkan çatışmaların da ikinci bir basınç alanını yarattığını yazan Ergin, “Ayrıca, son iki hafta içinde göze çarpan bir olay, YPG’nin evvelce Rakka civarında Fırat’ın batısında çok küçük bir alan tutarken bu sefer bu alanı bir oldukça genişleten bir şekilde sahaya yayılmasıydı. Rejim ögelerinin çekilmesinden yararlanan YPG, Rakka kentinin karşısında derinliği 10 km ile 60 km arasında değişen 160 km uzunluğunda bir bölgeyi denetimine aldı.” diye yazdı.
Deyrizor dördüncü basınç alanı
Suriye’de dördüncü basınç alanının da Deyrizor olduğunu yazan Ergin, “Rejim ögeleri Esad’ın ayrılmasından önce Deyrizor il merkezini boşaltınca, YPG ögeleri bu boşluğu görerek ırmağın karşı kıyısına geçip eski rejim bölgesine yerleştiler. Lakin daha sonra gelen HTŞ ögeleri YPG’yi püskürterek yeniden ırmağın karşı tarafına itti.” sözlerini kullandı.
Ergin, Fırat üzerinde yüksek bir basınç biriktiğini ifade ederek “Ülkenin batısında geçiş periyodunun sancıları yaşanırken, Fırat ırmağının doğusunda kalan bölgenin Suriye’nin geleceğinde ne şekilde yer alacağı ve YPG terör tehditinin nasıl ortadan kaldırılacağı sorularının yol açtığı büyük bir mücadeleye tanıklık ediyoruz. Bu mücadele, Türkiye ile ABD ve onların temsilcileri/müttefikleri arasında yaşanıyor” tabirlerini kullandı.