Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC) tarafından geçtiğimiz yıl başlatılan paneller serisinin Avrupa ayağı olan “Barış Süreçlerinde Basının Hafızası: Avrupa’dan Bakış” paneli, İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen oturumların ardından sona erdi …

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC) tarafından geçtiğimiz yıl başlatılan paneller serisinin Avrupa ayağı olan “Barış Süreçlerinde Basının Hafızası: Avrupa’dan Bakış” paneli, İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen oturumların ardından sona erdi. Panelin son bölümünde Diaspora Kürtleri adına yapılan konuşmalarda, sorunun sadece örgütler üzerinden tartışılamayacağına dikkat çekilerek, Kürtlerin geleceğine demokratik yöntemlerle karar verilmesi istendi.
GGC’nin 2025 yılında Diyarbakır’da gerçekleştirdiği “Barış Süreçlerinde Basın ve Medya’nın Rolü” panelinin devamı niteliğinde düzenlenen etkinlik, Stockholm’deki Westmanska Palatset Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Gün boyu süren panelde gazeteciler, akademisyenler, siyasetçiler ve diaspora temsilcileri; barış süreçleri, medya dili, gazetecilik pratiği ve diasporanın rolünü farklı başlıklarda tartıştı.
Panelin üçüncü oturumunda “Avrupa’dan Bakış: Diasporanın Perspektifi” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü Fehim Işık’ın yaptığı oturumda, Osman Aytar, Keya İzol ve Dr.Mina Sedem Kürt sorunun çözümü ve sürece yönelik değerlendirmelerde bulundu.
“İnsanların kafası karışık”
Stockholm Üniversitesinden Dr. Mina Sedem, Kürt kimliğinin uzun yıllardır inkâr politikalarıyla karşı karşıya kaldığını belirterek, “Kürt meselesi yalnızca bir örgüt üzerinden tartışılamaz. Bu mesele bir halkın meselesidir” dedi. Medyanın objektif bilgi sunmasının önemine değinen Sedem, farklı görüşlerin tartışılabileceği demokratik bir zeminin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sedem, şöyle devam etti:
“Benim umudum objektif olarak bakmak istediğimizde bu sorunu örgüt meselesinden çıkarmamız gerekiyor. Ayrıca sosyolojik ve psikolojik olarak halk içerisinde bu meseleyi nasıl anlatabiliriz, anlaşılabiliriz; buna bakmak gerekir. Gelişmeleri izliyorum ve net bir durum olmadığını görüyorum. İnsanların kafası karışık. Söylenen şeyler tek taraftan söyleniyor muhatabı da net değil. Bir taraftan bilgi verildiğinde önü açık değil; kötü etki de yapabilir. Burada gazetecilere büyük bir iş düşüyor. Öyle bir platform hazırlamalılar ki verdikleri bilgiler objektivizm temelinde tarafsız olmalı. İnsanları aydınlatmalı. Eğer bir yerden bilgi geliyorsa o bilginin önü açık ve net olması gerekiyor.
Bilginin yolu tartışmanın yolu örgüt değil Kürt meselesi üzerinde yürütülmesi gerekiyor. Kürtler sadece bir örgütten ibaret değil.”
“Birbirimize saygı göstermek zorundayız”
Mälardalen Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Aytar ise Kürtlerin tarihsel olarak parçalanmışlık ve devletsizlik sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirterek, Kürt siyasi yapıları arasında daha güçlü bir dayanışma gerektiğini ifade etti. “Aynı düşünmek zorunda değiliz ama birbirimize saygı göstermek zorundayız” diyen Aytar, Kürtlerin geleceğine ilişkin kararların demokratik yöntemlerle belirlenmesi gerektiğini söyledi.
“Önce Kürtler birbirine entegre olmalı”
DİAKURD Temsilcisi Kürt Dil Eğitmeni Keya İzol ise sunumunda Diaspora Kürtlerinin soruna ve çözüme yönelik görüşlerini aktardı. Diasporadaki Kürtlerin eşit yurttaşlık taleplerinden vazgeçmeyeceğini ifade eden İzol, “Türklerin hangi hakları varsa Kürtlerin de aynı haklara sahip olması gerekiyor” dedi. İzol, sunuma şöyle devam etti:
Diasporanın çözüme yönelik rolü ileride daha da güçlü olacak. 3 milyonuz. 3 milyonumuz 20 sene sonra 5 milyon olacak. Çocuklarımız burada büyüyorlar. Evde kürtlüklerini korumuşlar. Onlar Türkiyedeki şartları kabul etmez. Diaspora tabi yavaş yavaş örgütleniyor. Bazı eksiklikleri olabilir. Bu süreç içerisinde entegrasyonu konuşuyoruz. Şam’a, Türkiye’ye entegre olunmasına yönelik tartışmalar sürerken Kürtlerin hala birbirine entegre olmadığını görüyoruz. Siyasi örgütlerimiz düne kadar birbirlerini öldürüyordu. Her yerde sorun vardı. Öncek Kürtlerin birbirine entegre olması gerekiyor. Sonra ulus olarak diğer halklara eşit şartlarda entegre olabiliriz.”
Panel, günün sonunda düzenlenen açık forumla devam etti. Forum bölümünde tüm konuşmacılar ve gazeteciler, katılımcıların sorularını yanıtladı; barış süreçleri, medya dili, diasporanın rolü ve demokratikleşme tartışmaları üzerine karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu.