Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ordusuna entegrasyonu kapsamında Savunma Bakan Yardımcılığına getirilen Sipan Hemo, 29 Ocak anlaşması uyarınca 4 tugay oluşturulduğunu ve bunların resmen askeri yapıya entegre edildiğini söyledi. Hemo …

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ordusuna entegrasyonu kapsamında Savunma Bakan Yardımcılığına getirilen Sipan Hemo, 29 Ocak anlaşması uyarınca 4 tugay oluşturulduğunu ve bunların resmen askeri yapıya entegre edildiğini söyledi. Hemo, Kürtlerin Suriye’nin yeni anayasasının yazım sürecine katılması gerektiğini belirtti.
Kuzeydoğu Suriye kaynaklı ANHA ajansına konuşan Hemo, SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu ve yeni askeri yapılanma sürecine ilişkin detaylar paylaştı. Merkezi Şam yönetimi ile SDG arasında 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın ardından başlayan yeni dönemi “ordu inşası aşaması” olarak tanımlayan Hemo, öncelikli hedefin tüm askeri oluşumların tek bir komuta altında birleştiği, disiplinli ve birleşik bir ulusal ordu yaratmak olduğuna vurgu yaptı.
“Ordunun inşa aşamasındayız”
“Şu an Suriye ordusunun inşa aşamasındayız. Demokratik Suriye Güçleri orduya dahil olduğu gibi, onlarca başka askeri oluşum da katıldı; ancak koordinasyon hâlâ bir sorun ve henüz ordu için genel bir askeri şemaya ulaşmış değiliz. Bu nedenle, genel disiplini sağlamak için kapsamlı bir iç sisteme ihtiyaç var ve ülkenin askeri kurumu için özel bir iç sisteme ulaşmak adına sürekli bir çalışma yürütülüyor. Gelecek aşama ordunun tamamlanması, yerleşimlerin birleştirilmesi ve gruplaşmaların sona erdirilmesi üzerine olacaktır.”
“SDG orduya dahil edildi, 4 tugay entegre edildi”
Merkezi Şam yönetimi ile yapılan anlaşma kapsamında SDG’nin resmi birimler halinde orduya dahil edildiğini ifade eden Hemo, sürece yönelik pratik adımların atılmaya başlandığını söyledi. İlk etapta Kobani, Haseke, Kamışlı ve Derik merkezli 4 tugayın kurulduğunu ve bu birimlerin askeri akademilerde eğitime başladığını ifade eden Hemo, SDG mevcudunun bu tugaylardan daha fazla olduğunu anlattı. Hemo, “Aslında SDG olarak, 29 Ocak Anlaşması uyarınca 4 tugay oluşturuldu ve bunlar resmen yapıya entegre edildi. Kobani tugayı ile Haseke, Kamışlı ve Derik’teki diğer 3 tugay örgütsel ve resmi düzeyde entegre oldular, şimdi ise pratik saha çalışmaları yapılıyor. SDG’nin mevcudu kurulan bu tugayların sayısından daha fazladır ve bunu herkes biliyor. Bu sayıların nasıl yerleştirileceği üzerine; taburlar, mevcut tugaylara ek birimler veya başka tugaylar şeklinde orduya dahil edilmeleri üzerine araştırmalar devam ediyor” diye konuştu.
“Bakanlık Afrin’e dönüşü olumlu karşıladı”
Açıklamalarında Afrin, Resulayn ve Tel Abyad gibi tartışmalı bölgelerin durumuna da vurgu yapan Hemo, SDG içindeki Afrinli gençlerin kendi topraklarına dönmek istediğini söyledi.
“Halkın çoğu geri döndü ve bunların çocukları SDG’liydi. Benim önerdiğim şey şuydu: Bu savaşçılar evlerine dönmek istiyor, bu onların doğal hakkıdır. İster askeri oluşumlarda mücadelelerini tamamlayarak, ister toplumsal hayata dönerek bunu yapabilirler. Savunma Bakanlığı bunu olumlu karşıladı. Suriye devleti, Afrin halkı dahil tüm göçmenleri yurtlarına geri döndürmekte kararlıdır. Afrinli savaşçılar kendi bölgelerinde, o bölgelerin askeri çerçevesi dahilinde görev yapabilirler; bu onların hakkıdır.”
“En sancılı başlık tutukluların serbest bırakılması”
Görüşmelerde en sancılı başlığın tutuklu ve mahkûm dosyası olduğuna dikkat çeken Hemo, Şam yönetiminin Ramazan Bayramı öncesi verdiği tahliye sözünün tutulmadığını söyledi. Sürecin yavaş ilerlemesini “gayri ahlaki” bir siyasi pazarlık olarak niteleyen Hemo, tepkisini şu sözlerle ifade etti:
“Bu konu bizi çok yordu. Sayın Bakan da tüm tutukluları Ramazan Bayramı’ndan önce serbest bırakacağımızı söylemişti. Ancak neden gerçekleşmediğini anlamış değilim. Tutuklu meselesinin siyasi baskılara bağlanması ahlaki değildir. Hiçbir tutuklunun, özellikle de Suriye Demokratik Güçleri savaşçılarının hiçbir yerde kalmamasını talep ediyoruz. Kürt halkının ve tutuklu annelerinin bizden hesap sormaya hakkı var; çünkü biz anlaştık ama çocukları hâlâ hapiste. Bunu hiçbir mantık kabul etmez.”
“Kürtlerin korunması anayasal güvence ile olur”
Suriye’nin stratejik bir süreçten geçtiğini ve bölgesel çatışmalardan korunması gerektiğine vurgu yapan Hemo, çözümün “ayrışmada değil, birleşik bir Suriye içinde hakların garanti altına alınmasında” olduğunu savundu. “Anayasanın yazım sürecine her şekilde ve her biçimde katılmalıyız” diyen Hamo, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Suriye’deki Kürtlerin korunması, anayasal haklarının güvence altına alınması ile sağlanır. Hukuki ve anayasal mücadelemizi artırmalı ve Kürt meselesine öncelik vermeliyiz. Baas Partisi iktidarı döneminde Kürtlerin örgütlenmesine veya adil bir şekilde temsil edilmesine izin verilmedi. Ancak şimdi Kürtlere adil ve etkili bir temsil elde etmeleri için yollar ve fırsatlar var. Şu anda bir inşa aşamasındayız, bu nedenle bu süreci doğru yöne yönlendirmek tarihi bir sorumluluğumuzdur. Suriyeli kardeşlerimize tek bir ideolojiyi dayatma girişimlerini ve daha fazla baskıyı önlemeliyiz.”