enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,2476
EURO
53,4107
ALTIN
6.925,80
BIST
15.000,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Çok Bulutlu
24°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C
Pazar Az Bulutlu
23°C
Pazartesi Az Bulutlu
24°C

TBB’den deprem bölgesi raporu: Hukuki süreçler hızlandırılmalı, hakları koruyacak mekanizmalar güçlendirilmeli

“Tarım topraklarının konut alanı olarak kullanımı ve hak kayıplarıi çevresel ve ekonomik riskler öne çıkmıştır”

TBB’den deprem bölgesi raporu: Hukuki süreçler hızlandırılmalı, hakları koruyacak mekanizmalar güçlendirilmeli
12.09.2024 14:00
8
A+
A-

Türkiye Belediyeler Birliği, 6 şubat zelzelelerinin akabinde mevcut durum ve gelişim tekliflerine ilişkin rapor yayınladı. Raporda,”Hukuki süreçler hızlandırılmalı, hakları koruyacak sistemlerin güçlendirilmesi ve her il için kamuoyu bilgilendirme platformları oluşturulması gerekmektedir. Koordinasyon eksiklikleri ve merkezi yönetimin yerel aktörlerle iletişim problemleri olağanlaşma algısını zedelemektedir. İmar affı ve tasarruf önlemleri toparlanmayı zorlaştırmakta, yeterli iş birliği sağlanamaması iyileştirme süreçlerini zorlaştırmaktadır” görüşüne yer verildi.

Türkiye Belediyeler Birliği, 6 Şubat sarsıntılarının üzerinden geçen 18 ayın akabinde kentlerin mevcut durumu, toplum ve insan refahı, belediyeler ve genel kamu yönetimi ile paydaş ilişkileri birçok ana bahsin incelendiği “6 Şubat Bölgesi Mevcut Durum Değerlendirmesi ve Gelişim Teklifleri Raporunu” yayınladı.

Raporun ”Kamu Yönetimi ve Paydaş İlişkileri” başlığı altındaki değerlendirmelerde; imar affı, tasarruf önlemleri, rezerv alanları ve kurumlar arası iş birliği bahislere dikkat çekildi.

”İmar affı ve tasarruf önlemleri toparlanmayı zorlaştırmakta”

Afet risk yönetimi sürecinde merkezi planlamaların bölgenin muhtaçlıklarını gereğince yansıtamadığının altı çizilen raporda şu sözler yer aldı: ”Tarım topraklarının konut alanı olarak kullanımı ve hak kayıpları aynıi çevresel ve ekonomik riskler öne çıkmıştır. Data ve bilgi eksiklikleri belirsizliklere neden olmakta, koordinasyon eksiklikleri ve merkezi yönetimin yerel aktörlerle iletişim meseleleri olağanlaşma algısını zedelemektedir. İmar affı ve tasarruf önlemleri toparlanmayı zorlaştırmakta, yeterli iş birliği sağlanamaması iyileştirme süreçlerini zorlaştırmaktadır.”

”Depremin Türkiye ekonomisine yükü yaklaşık 2 trilyon TL”

Depremden en çok hasar alan bölgelerde afetin tesirlerinin hala hissedildiğine dikkat çekilen raporda, ”Bu felaketin Türkiye ekonomisine yükünün yaklaşık 2 trilyon TL (103,6 milyar dolar) olduğu tahmin edilmektedir. Strateji ve Bütçe Başkanlığının (SBB) raporuna göre, ekonomik kayıpların en büyük kısmı, konut hasarlarıyla ilgili olup, toplamı 1.073,9 milyar TL (56,9 milyar dolar) olarak belirlenmiştir. Kamu altyapısı ve hizmet binalarındaki yıkım ise 242,5 milyar TL (12,9 milyar dolar) zarara neden olmuştur. Ayrıyeten, özel bölüm, imalat sanayii, enerji, haberleşme, turizm, sağlık ve eğitimi alanlarda önemli hasarlar meydana gelmiş ve bu dallardaki kayıplar 222,4 milyar TL (11,8 milyar dolar) olarak hesaplanmıştır” denildi.

”Deprem sonrası harcamalar 950 milyar TL’ye ulaştı”

Şubat 2024 tarihi itibarıyla konteyner kentlerde 691 bin 959 kişi yaşadığı belirtilen raporda TOKİ tarafından 11 ilde toplam 45.901 konut inşa edilmesi planlandığı aktarıldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Ocak 2024 itibarıyla açıkladığı verilere göre, zelzele sonrası harcamaların yaklaşık 950 milyar TL’ye ulaştığı ifade edilen raporda, şöyle denildi:

”Bölgenin yeniden inşa süreci uzun vadeli bir planlamayı gerektirirken, TOKİ ve diğer ilgili kuruluşlar tarafından yürütülen konut inşa projeleri kapsamında, 2025 yılı 4 sonuna kadar tüm kalıcı konutların tamamlanması hedeflenmektedir. Ocak 2024 itibarıyla, 46 bin kalıcı konut sahiplerine teslim edilmiş, her ay 25-30 bin konutun tamamlanması planlanmıştır. Zelzele bölgesinde inşa edilen konutlar ve ticari alanlar için ise merkezi bütçeden 811 milyar TL tahsis edilmiştir. Ayrıyeten, Dünya Bankası tarafından finanse edilen acil inşa projeleri kapsamında hak sahiplerine yönelik konut üretim çalışmaları devam etmektedir.”

”Geride hiç kimseyi bırakmayacak siyasetleri geliştirerek…”

Deprem bölgesi belediyelerinin yaşadığı zorlukların gündemde tutulması gerektiği vurgulanan raporda, ”Afetin üzerinden 18 ay geçmiştir. Kayıplarımızın yasını tutarken geride kalanların hayatlarına devam edebilmeleri için süreci en sağlıklı, adaletli, demokratik biçimde işletebilmek, geride hiç kimseyi bırakmayacak siyasetleri geliştirerek programlı biçimde uygulamaya koyabilmek gerekmektedir” ihtarında bulunuldu.

”Hukuki durumları zarar görmesin diye bu kentlere ikamet değişikliği yapmıyorlar”

Merkezi planlamaların, bölgenin gereksinimlerini gereğince yansıtamadığı vurgulanan TBB raporunda, bölgede tarım yerlerinin konut alanı olarak kullanımı ve hak kayıpları çevresel ve ekonomik risklerin öne çıktığı kaydedildi. Yapılan toplantı ve ziyaretlerde TBB heyetine en çok iletilen konulardan birinin “hak sahiplerinin türel durumları hakkında gereğince bilgilendirilmediği” olduğu ifade edilen raporda, “Öyle ki hak sahipleri diğer kentlere taşınmış olsalar bile, hukuksal durumları zarar görmesin diye bu kentlere ikamet değişikliği yapmıyorlar. Bu durum, zelzele nedeniyle göç alan belediyelerin resmi nüfusundan çok daha fazlasına hizmet sunmasına neden olurken bu belediyelerin aynı oranda gelirlerinin artmamış olması kamu hizmetlerinde aksamaya neden olabilmektedir” denildi. Raporda, iyileştirme süreçlerinden sorumlu kurum ve kuruluşların birbirinden farklı bilgiler paylaşıyor olmasının vatandaşları ümitsizliğe ve belirsizliğe sevk ettiği vurgulandı.

”Çeşitli toplumsal uyumsuzlukların ortaya çıkabileceği katılımcılar tarafından bildirilmiştir”

Deprem bölgesinde rezerv alanlardaki hak sahipliği süreçleri ile ilgili genel bir memnuniyetsizliğin hakim olduğu, rezerv alanlarda hakkaniyete uygun hak dağıtımının yapılıp yapılmayacağı noktasında kuşkular görüldüğü vurgulanan raporda, “Rezerv alan belirlemesi yapılırken mikro ölçekteki kültürel dokunun göz gerisi edildiği, birbirinden farklı hayat usulünü belirlemiş mahallelerin aynı rezerv alana dahil edildiği, farklı kültürü benimsemiş şahısların birbirine komşu olacağı ve çeşitli toplumsal uyumsuzlukların ortaya çıkabileceği katılımcılar tarafından bildirilmiştir.” ifadesine yer verildi.

“İmar affının çıkarılacağı ve yapılarının yasal tabana kavuşacağı inancı hakim”

Ayrıca kalıcı konutların teslim edilmeye başlandığı yerlerde alt yapının benzeyenhızla ilerlemediği aktarılan raporda, “Konutlar hak sahiplerine teslim edilse bile kullanmanın mümkün olmadığı bildirilmektedir” denildi. Zelzele sonrası kaçak yapılaşmanın arttığına da değinilen raporda, “Söz konusu yapıların sahiplerinde, bir gün elbette imar affının çıkarılacağı ve yapılarının yasal tabana kavuşacağı inancı hakimdir” değerlendirmesine yer verildi.

“Depremzede belediyeler için zorlayıcı sebep müddetinin uzatılması gerekmektedir”

Deprem bölgesinde gerçekleştirilecek birçok fliyetin, tasarruf önlemleri ile ilgili genelge kararlarına takıldığına dikkat çekilen raporda, ”Depremden direkt etkilenmemiş belediyelerin sarsıntı bölgesine yapacağı harcamalar da kısıtlamaya maruz kalmaktadır. Belediyelerin zelzele bölgesine yapacağı harcamaların Tasarruf Önlemleri Genelgesi’nin kapsamı dışına çıkarılması, depremzede belediyeler için zorlayıcı sebep mühletinin uzatılması gerekmektedir” görüşü savunuldu.

”Özel iş yeri sayılarında evvelki yıla göre yüzde 60’lara varan oranda azalma yaşandı”

Depremin bölge iktisadını çok önemli ölçüde etkilediği de kaydedilen raporda, şu tabirlere yer verildi:

“Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) açıkladığı verilere göre zelzele bölgesinin tamamında özel işyeri sayılarında azalma yaşanmış, bilhassa Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’da bir evvelki yıla göre yüzde 60’lara varan oranlarda azalmıştır. Bir yılın sonunda devam eden ağır inşt fliyetlerine karşın bölgenin olağan hale geri dönmesinin uzun bir zaman alacağı düşünülmektedir. Bölgenin iş gücü manasında büyük oranda zayıflaması nedeniyle zelzele bölgesine ayrıcalıklı istihdam siyasetleri geliştirilmesi gerekmektedir.”

”Bölge halkının en çok yakındığı husus koordinasyon eksikliği”

Planlama süreçlerinin yerelden uzakta ve merkezi bakış açısıyla yürütülmesinin bölgenin muhtaçlıklarının ve kentin hafızasının yeni planlarda yeteri kadar yer bulamaması ve kentin yapı kültürünün yok olması riskini beraberinde getirdiği kaydedilen raporda, uygulamanın yeni problemleri ortaya çıkarabileceği belirtildi.

”Hem kurum ve kuruluşların hem de bölge halkının en çok yakındığı mevzu, koordinasyon eksikliğidi” denilen raporda, kalıcı konutlarla bu yerlerdeki alt yapının aynı süratle ilerlemediği, taşrada görevli yöneticilerin merkezi yönetime alandaki mevcut durumu gereği gibi aktarmadığından yakınıldığı belirtildi. (ANKA)


Berlin Sinema Festivali’ni kahkahaya boğan Türk: Faruk

 

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.