enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,9107
EURO
53,4514
ALTIN
6.623,89
BIST
14.200,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Az Bulutlu
29°C
Cumartesi Az Bulutlu
28°C

Tunç Soyer anlattı: Duruşmada neden savunma yapmadı?

Tutuklu eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 15 Nisan’da görülen duruşmada neden savunma yapmadığını anlattı. Hâkime “ne ile suçlandığını bilmediği için savunma yapmayacağını” belirten Soyer, duruşmada; “Sayın Hakim, avukatlarım sayın …

Tunç Soyer anlattı: Duruşmada neden savunma yapmadı?
16.04.2026 11:30
10
A+
A-

Tutuklu eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 15 Nisan’da görülen duruşmada neden savunma yapmadığını anlattı. Hâkime “ne ile suçlandığını bilmediği için savunma yapmayacağını” belirten Soyer, duruşmada; “Sayın Hakim, avukatlarım sayın savcıya ‘sahtekarlık yapılan bir evrak, zimmeti ortaya çıkartan bir para hareketi göstermediniz’ demişlerdi. Tutukluluk talebiyle size gönderdiğine göre muhtemelen bunları size gönderdi. Siz bunları bana sorarsanız ben de bununla ilgili bir savunma yapayım” dedi.

Tunç Soyer, Sözcü yazarı Saygı Öztürk’e tutuklu bulunduğu cezaevinden gönderdiği mektupta neden savunma yapmadığını açıkladı. Soyer’in mektubu şöyle:

“Zaten Danıştay kararıyla belediye başkanı olarak yargılanamayacağım, görevi ihmal dahi olmadığı kesinleşmiş bir konuda ilk tutukluluk gerekçesi nitelikli dolandırıcılıktı. 6 aylık dava süreci adeta bizi aklıyordu. Tüm bilirkişi raporları, uzman görüşleri, tanık ifadeleri ilk yapılacak duruşmada ‘Tahliye’ olacağım fikrini çok güçlendirmişti. Nitekim 5 Ocak’taki duruşmada mahkeme heyeti tahliye kararı verdi. Ancak başsavcılık makamı 5 gün önce yeni bir operasyon başlattı ve 2. kez tutuklandım. Bu suçun konusu ‘zimmete yardım’ idi ve dahil edilmem mümkün olmayan kooperatiflerin iç işleyişi ile ilgiliydi.

2.tutukluluğun ardından, devam eden soruşturmada gelen bilirkişi raporları, isnat edilen suçu çürütüyordu. Nitekim 2 gün önce gelen MASAK raporları bizim masumiyetimizin en net kanıtı oldu. 1984 yılına kadar geri giden 256 sayfalık raporda tek bir satır adım olumsuz geçmiyordu. Kooperatif yöneticileri ile onların ihale ettikleri işi yapan müteahhitlerle, taşeronlarla benim aramda tek bir para hareketi tespiti yoktu. ‘Bu sefer oldu, çok yakında kesin serbest bırakılmam kararı verecektir mahkeme’ diyordu herkes.

“Rapor, temiz geçmişimi kanıtladı”

15 yıl önce Seferihisar’da belediye başkanlığına adım atarken ailece kurduğumuz ve 20 yıl boyunca işlettiğimiz tatil köyünü devretmiştim. Aile meclisinde sadece belediye başkanlığı yapacağımı, ticaretle, turizmle uğraşmayacağımı ve avukatlık da yapmayacağımı konuşup onaylarını almıştım. Başkan seçilmemle birlikte ‘para mevzularını’ bir kenara bırakmış ve gençliğimden beri hayalini kurduğum yeni bir sayfayı açmıştım. MASAK raporu 28 yıllık bir arama-tarama sonucunda burada anlattığım 2-3 cümlelik hayatımı raporlamış bu temiz geçmişi kanıtlamıştı.

Haftaya iddianame yazılır ve ‘kapı gibi’ MASAK raporu ortadayken daha fazla tutamazlar diyorduk. Günler ilerledikçe aynı cümleyi kurmaya başladık. ‘Yarın Adliye’ye sevk edecekler, oradan çıkartırlar mutlaka’. Yine öyle olmadı. Ankara CHP İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklandığı, 3. soruşturmada benim de ‘şüpheli’ olduğumu ve ifademin alınacağını söylediler. Oysa soruşturma yine bir kooperatifin iç işleri ile ilgiliydi.

“Siz buyurun”

İfadem başlarken avukatlarım sayın savcıya ‘Hangi suç isnadıyla sorgulayacaksınız?’ diye sordular. Savcı bey de ‘zimmet, resmi evrakta sahtecilik ve görevi ihmal’ dedi. İfade sonunda yine avukatlarım, Sayın Savcı’ya ‘sahtekarlık olduğunu gösteren tek bir evrak, zimmeti ortaya koyan tek bir para hareketi göstermediniz’ dediler. Sayın savcı cevap vermedi ama tutukluluk talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk etti. Şaşkınlık içindeydik, tam bir ‘deja vu’ yaşıyorduk. Sayın hakimle, gece saat 24:00’da başlattığı duruşmada, aramızda şöyle bir konuşma geçti;

-Hakim: Buyurun.

-Ben: Siz buyurun.

-Hakim: Buyurun savunmanızı yapın.

-Ben: Sayın Hakim, avukatlarım sayın savcıya ‘sahtekarlık yapılan bir evrak, zimmeti ortaya çıkartan bir para hareketi göstermediniz’ demişlerdi. Tutukluluk talebiyle size gönderdiğine göre muhtemelen bunları size gönderdi. Siz bunları bana sorarsanız ben de bununla ilgili bir savunma yapayım.

-Hakim: 7 klasör arasında dosyayı anlamaya çalışıyorum. Savcılık ‘para hareketlerinin aklanması için yapılan eylemlerden’ bahsetmiş.

-Ben: Bir tane imzam olan belge, bir tane para hareketi söyleyin hakim bey, tek bir tane söyleyin, ne ile suçlandığımı anlayayım. Sayın hakim eğer bana somut bir soru sormazsanız ben savunma yapmayacağım. Neyle suçlandığımı bilmediğim için savunmam yoktur.

Burada sustum ve sonrasında avukat arkadaşlar konuştular. Gece 02:00’da 3. kez tutuklandım. Yedek tutuklamanın yedeği tutuklama böyle gerçekleşti. 3 değil, 33 kez aynı şey yapılsa da suç yaratılamayacak. Önünde sonunda alnım ak, başım dik İzmir’le, memleketimle kucaklaşacağım…”

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.