Atalay’ın başvurusunu görüşen Yargıtay 3. Ceza Dairesi “belirsizlik” tespitini dikkate almadı

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi davasında 18 yıl mahpusa mahkum edilen TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkındaki yargılamanın durdurulması ve tahliyesine karar verilmesi talebini reddetti. Daire, milletvekili dokunulmazlığını sınırlayan anayasanın 14. hususunu tartışırken, Anayasa Mahkemesi kararını dikkate almadı. Daire, Anayasa Mahkemesi’nin bu unsurun muğlak olduğu ve hangi kabahatleri kapsadığı konusunda kanun çıkartılması gerektiği görüşüne karşılık, unsurun kapsamının yargı organlarınca belli olduğini savundu. Atalay’ın işlediği suçun da bu kapsamda kaldığını ifade ederek yargılamanın durdurulması talebini geri çevirdi.
Yargıtay, aksi istikametteki bir yorumun, kanlı terör eylemlerini yapanların da vekil olmasının yolunu açacağını savundu. Atalay’ın bu karara itiraz hakkı bulunuyor. İtirazı Yargıtay 4. Ceza Dairesi karara bağlayacak.
Anayasanın dokunulmazlıklarla ilgili 83. Hususunda, anayasanın 14. Unsurunda düzenlenen hataların dokunulmazlık kapsamında olmadığı belirtiliyor. 14. Unsurda ise Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’ndaki belli bir hususa işaret edilmiyor. Soyut biçimde, “devletin ülkesi ve milletiyle ayrılamaz bütünlüğünü bozma, insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetlerde bulunma” sözleri yer alıyor.
Bu kapsama giren hatalardan vekil seçilmeden önce seçilenlerin belgelerinin dokunulmazlık kapsamına girmeyeceği kaydediliyor.
AYM kararı unutuldu
Anayasa Mahkemesi, bir evvelki dönem HDP’den vekil seçilen Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun belgesini görüşürken, anayasanın 14. Unsurunun meçhul olduğunu, TBMM’nin bu hususta düzenleme yapması gerektiğini belirtmişti.
Yargıtay: Ne olduğu belli
Atalay’ın başvurusunu görüşen Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise “belirsizlik” tespitini dikkate almadı. Kararda, “anayasanın 14. hususunda, devletin ülkesi ve milletiyle parçalanamaz bütünlüğünü bozma, insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetlerde bulunma biçiminde çerçevesi çizilen faaliyetlerin Terörle Mücadele Kanunu’nda aynı kavram ve kurumlara vurgu yapıldığı” belirtildi.
Örtülü biçimde AYM kararına atıfta bulunularak, “Anayasanın 14. hususunun yargı organlarının kararlarıyla bellilik ve öngörülebilirliği sağlayacak şekilde yorumlamaya elverişli olmadığını pahalandırmak mümkün olmayıp, TCK’nın ilgili unsurlarının bu kapsamda kıymetlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır” denildi.
“Aksi takdirde kanlı aksiyonlara karışanlar vekil olur”
Yargıtay, bu tespitini, şu görüşe dayandırdı:
“Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti ve milletiyle ayrılamaz bütünlüğüne kasteden pek çok kanlı terör hareketini gerçekleştirdikleri için haklarında sayılan terör suçlarından soruşturma ve kovuşturma bulunup yakalanması mümkün olmayan ve kırmızı bültenle aranan şahısların seçilmesinin ve yemin ederek göreve başlamalarının önü açılır ki bu durumun hukuken isabetli olduğunu savunmak mümkün değildir.”
Gezi kararı
Kararda, Gezi davasında 18 yıl mahpusa mahkum edilen Atalay’la ilgili yerel mahkeme kararına da atıf yapıldı. Bu karara göre, davanın anayasanın 14. hususu kapsamına girdiği belirtilerek, şöyle denildi:
“Atalay’ın bir plan dahilinde yürütülen kalkışma hareketinin başlaması ve tüm ülke sathına yayılarak derinleştirilmesi kapsamında faaliyetlerinin bulunduğu, kalkışma sürecinde yaptığı paylaşımlar ve eylem davetleri şiddet olaylarının tırmanmasına yer hazırlayan Grup Dayanışması’nın tesirli üyelerinden olduğu, bu kabahatlerin asli faili pozisyonunda bulunan Sanık Osman Kavala’nın suçun işlenmesinden önce ya da suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak, cürümlerin icrasını kolaylaştırdığı kabul edilen sanığın mevcut aksiyonlarının hükümeti ortadan kaldırmaya ya da misyonlarını yapmasını kısmen ya da tamamen engellemeye teşebbüs etmeye yardım mahiyetinde kaldığı kıymetlendirilerek mahkumiyetine karar verildiğini görülmüştür.”
“Dokunulmazlıktan faydalanamaz”
Kararda, “Bu suçun anayasa 14. madde kapsamında kalması ve soruşturmaya seçimden önce başlanması nedehiyle yasama dokunulmazlığından faydalanamayacağı kanaatine varılmıştır” denildi.