Vehbi Koç’un “Türkler askere giderdi ölmeye, hasta olmaya. Katolikler, Ermeniler ve Yahudiler bedel öder, askerlik yapmazlardı. Türkler Büyük paralar kazanır, en hoş yerlerde yaşarlardı. Biz de onlara hayran hayran bakardık.” tabirleri yeniden gündem oldu

Karar yazarı Yıldıray Oğur, Koç Holding’in kurucusu Vehbi Koç’un yeniden gündem olan, “Türkler askere giderdi ölmeye, hasta olmaya. Katolikler, Ermeniler ve Yahudiler bedel öder, askerlik yapmazlardı.” sözlerini değerlendirdi. Oğur, Koç’un sözlerine neden olan yıllarda Ermenilerin sürüldüğünü hatırlatarak, Ankara Keçiören’deki şimdilerde “Ankara Araştırmaları Merkezi” olan bağ konutunun “Ohannes Kasapyan” isimli bir Ermeni’ye ait olduğunu yazdı.
Oğur, “Ankara’da bir meskenin hikayesi” başlıklı yazısında şu sözleri kullandı:
“Katolik Ermeniler, Vehbi Koç’un yaşadığı bölümde Ermeni olarak anılmamak yahut Ermeni cemtiyle ortalarına ara koymak için kendilerine sadede Katolik diyorlardı.
Ankara’da hali hazırda esasen Ermeni Katolikleri yaşamaktadır.
Ankara’da geniş bir Ermeni Katolik cemti ortaya çıkar.
Dünyayla, Avrupa ile güçlü ilişkileri olan, iyi eğitimli Ermeni Katolikler, dünyadaki tiftik üretimin merkezi olan Ankara’daki tiftik üretiminde söz sahibi olurlar, Avrupa’ya Angora ihraç ederler, zenginleşirler.
Tabii hoş meskenler yaparlar, bağlar kurarlar.
Ankara’da daha çok Etlik ve Keçiören civarlarında yaşamaktadırlar.
Vehbi Koç’un Ankara Keçiören’de bir bağ evi vardı. Ömrünün büyük bir kısmını o konutlarında geçirdi. Bütün çocukları da o konutlarında doğdu.
Vakfın sitesine göre “19. yüzyıl sonlarında yapılmış olan ve 1923 yılında Mareşal Fevzi Çakmak’tan satın alınan bağ konutunu, Koç Ailesi uzun yıllar yazlık konut olarak kullandı. Vehbi Koç’un Ankara’daki hayatının büyük bir kısmını geçirdiği ve bütün çocuklarının dünyaya geldiği ev, çeşidinin ayakta kalan son örneklerinden biri”
Sitede bu kadarı yazıyor.
Yani özetle 1923 yılında Mareşal Fevzi Çakmak’tan aldık, gerisini karıştırmayın, varsa sorunuz Mareşal’e sorun diyor.
Peki, hani bunun ilk sahibi?
Bu sorunun yanıtını Ottova’nın ünlü mimarlarından biri olan Edward J. Çuhacı’nın 2007’de Çankaya Köşkü’nün kıssasıyla ilgili Hürriyet Gazetesi’nde çıkan bir yazıya gönderdiği mektuptan okuyacağız.
Ama önce kim Edvard Çuhacı?
Yine mektuptan okuyalım:
“Annemin kızlık ismi: ROZ KASAPYAN. Doğum yeri: Ankara 1896-2001. Babasının (yani dedemin) ismi OHANNES KASAPYAN Doğum yeri: Ankara 1857-1944. Dedemin ailesi, kardeşleriyle birlikte Ankara keçisinin tiftiğini (Angora Wool) İngiltere’ye ihraç edermiş. Ve kardeşlerden bir tanesi İngiltere’de Bradford kentinde yerleşmiş ve Ankara keçisinin tiftiğini İngiltere’de pazarlarmış. Ben İTÜ’nün mimarlık fakültesinden 1954 yılında mezun oldum. Yedek subaylık misyonumu bitirmemi müteakip evlendim ve 1957 Şubat ayında eşimle Kanada’ya muhacir olarak geldim. Hamdolsun, Ottawa’nın belli başlı mimarlarından biriyim.
Büyük paralar kazanır, en hoş yerlerde yaşarlardı. Biz de onlara hayran hayran bakardık” dediği Katolik zenginlerinden birinin evinde 20’li yaşlardan itibaren yaşamaya başlamıştı, yani hayran hayran bakışları çok da uzun sürmemişti.
O ideoloji, şu anda “Ankara Araştırmaları Merkezi” olan o konutun ilk sahibinin ismini bir yere yazamayacak kadar da hala güçlü…”