Karar yazarı Taha Akyol, iktidarın mevcuda “darbe anayasası” diyerek yeni bir anayasa çağrısı yağmasını değerlendirdiği yazısında, “Anayasada felsefi prensipler elbette olmalı, fakat daha önemlisi, uygulamaya ilişkin temel hükümlerdir” dedi …

Karar yazarı Taha Akyol, iktidarın mevcuda “darbe anayasası” diyerek yeni bir anayasa çağrısı yağmasını değerlendirdiği yazısında, “Anayasada felsefi prensipler elbette olmalı, fakat daha önemlisi, uygulamaya ilişkin temel hükümlerdir” dedi.
“Anayasalara bir takım güzel prensipler yazılabilir. Fakat daha önemlisi o prensipleri hangi kurumların hayata geçireceği, o kurumların nasıl oluşacağı, denetim ve dengenin nasıl sağlanacağı konusundaki düzenlemelerdir” diyen Taha Akyol, şu örneği verdi:
“Mesela yargının ‘bağımsız ve tarafsız’ olması… Bütün anayasalarımızda ‘yargı bağımsızlığı’ kavramı vardı. CB sistemini getiren 2017 referandumunda ‘yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı’ kavramı anayasaya girdi. (Madde 9) Böyle yazıldı diye yargı bağımsız ve tarafsız mı oldu?”
Akyol yazısında şu görüşlerini aktardı:
“Anayasada felsefi prensipler elbette olmalı, fakat daha önemlisi, uygulamaya ilişkin temel hükümlerdir: Kuvvetler ayrılığının nasıl gerçekleşeceği, iktidarların müdahale edemeyeceği anayasal kurumların nasıl düzenleneceği… Yargının bağımsızlığını sağlayacak mesleğe giriş sınavından tutun da atamaları ve disiplin işlemlerini yürütecek kurum HSK’nın nasıl bağımsız olacağı… Hatta Merkez Bankası’nın ve Düzenleme ve Denetleme kurumlarının bağımsız yapılanması…
Bence, sistemden de önemli olan, en başta kuvvetler ayrılığı olmak üzere, bu kurumsal düzenlemelerdir. İktidar ise bu kuralları ve kurumları ağzına almadan ‘yeni anayasa’ istiyor. Oysa ‘kuvvetler ayrılığı yoksa, anayasa yoktur.”
Yazının tamamını okumak için .